• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C

Bir Tanımlama Problemi: İşçi Değil Anne Olarak Kadın

Ayşe Nur DİL

“Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6663 sayılı)” geçtiğimiz haftalarda Resmi Gazete’de yayımlanarak yasalaştı. Torba kanun olması hasebiyle muhtarlardan polislere, genç girişimciden evlatlık edinene dair birçok konuda farklı düzenlemeler içeren yasada kadın işçi haklarıyla ilgili hükümler de yer aldı. Peki medyada kadın hakları alanında ilerleme olarak servis edilen yasa gerçekten kadın haklarını önceliyor mu?

“Kadın İşçi Hakları” Değil “Annelik Hakları”

Öncelikle Meclis’e 25 Ocak 2015 tarihinde sevk edilen ve kadın işçiye dair bir çok düzenleme içeren “Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” tasarısı (aile paketi) yasalaşamamış ve kadük olmuştur. Ancak bu tasarının doğum sonrası kereye mahsus ödeme yapılmasını düzenleyen maddeleri, 6637 sayılı torba yasaya eklenmiş ve yasalaşmıştır. Böylece devlet tarafından ilk doğumda 300, ikinci doğumda 400, üçüncü ve sonraki doğumlarda 600 TL doğum yardımı yapılması kararlaştırılmıştır.

Aile paketinde yer alan diğer diğer hükümlerin bir kısmı ise 6663 sayılı kanuna eklenerek yasalaşmıştır. Bu hükümler, doğum sonrası yarı zamanlı çalışma hakkı, erken doğuma ilave izin, evlat edinene izin hakkı ve çocuğu işe başlayana kadar ebeveyne kısmi çalışma hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Görüldüğü üzere torba yasada kadına sıklıkla yer verilmiştir. Bu haklar elbette olumlu etkilere sahiptir. Ancak muhteviyata inildiğinde bahsi geçen kadının kadın işçi olmadığı; doğum yapan- çocuk sahibi olan kadın; anne olduğu görülecektir. Dolayısıyla bekar yahut çocuk doğurmayan kadına herhangi bir hak tahsis edilmemiştir.

Yasada Amaca Uygunluk ve Eşitlik İlkesi

Amacı nüfus artışı ve kadın istihdamının desteklenmesi olan bu hükümlerin ne amaca ne de eşitliğe uygun olduğu söylenebilir. Şöyle ki; nüfus artışı sosyo- ekonomik koşullara bağlıdır ve bu yönde bir iyileştirme çalışması yapılmayıp nüfus artışının geçici ödeneklerle sağlanmaya çalışılması daha büyük yükler doğurur. Üstelik doğum yaptığı için kısmi zamanlı çalışan kadınların iş piyasasından yavaş yavaş silineceği de öngörülebilir. Her ne kadar kısmi çalışmanın haklı fesih sebebi olmayacağı yasayla düzenlenmiş olsa da, işveren-devlet ilişkisi pratikleri bu konuda ümitvar olmayı gerektirmemektedir.

Kadını “anne” olarak tanımlayan, birey olarak varlığını göz ardı eden ve ebeveynlerin çocuk üzerindeki ortak sorumlulularından bahsetmeyen bu hükümler Anayasa’nın eşitlik ve sosyal devlet ilkeleriyle de çelişmektedir.

 Türkiye, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve sosyal hakları içeren Avrupa Sosyal Şartı’na taraf olarak uygulanacak tüm politikalarda cinsiyet eşitliğini öncelemeyi taahhüt etmiştir. Ancak burada doğum yapan-anne olan-evlat edinen kadına ve bazı durumlarda erkeğe ihdas edilen haklar karşısında bekar veya çocuk sahibi olmayan kadına ve erkeğe hiçbir hak tahsis edilmemesi tam tersi bir etki yaratıp cinsiyetler arası ayrıma neden olmaktadır. Üstelik bu durum çalışma barışına da olumsuz yönde etki edecektir.

Yasanın kadın istihdamı üzerinde uzun vadede olumsuz etkileri de kaçınılmazdır. Çocuk sahibi olan kadının kısmi süreli çalışmaya dahil olması ihtimali, işverenin erkek işçi tercih etmesine neden olacaktır. Kademe ilerleme süreleri de yarı zamanlı çalışma üzerinden hesaplanacağı için kadınların üst kademelerde çalışması zorlaşacaktır.

Kısmi Çalışma Kadın Emeğini Yok Ediyor

Kadının iş hayatındaki yeri politik olarak belirlenirken geçmiş tecrübelerden ve uygulamalardan faydalanmak yerinde olacaktır. Avrupa’da kadına yönelik pozitif ayrımcılık politikaları bekleneni vermediği gibi olumsuz sonuçlara yol açmış; bu sebeple iş hayatında eşit muamele ve cinsiyet eşitliğini temel alan yeni kalkınma modellerine geçilmiştir (1).

OECD ülkeleri arasında kadın istihdamının en yüksek olduğu Hollanda’da da kadınların yarı zamanlı çalışmasının emeklilik geliri, kariyer gelişimi, yoksulluk riski ve kadının ekonomik bağımsızlılığı üzerinde olumsuz sonuçları olduğu ortaya çıkmıştır (2).

Ayrıca ev içi iş birlikleri için de kadının dezavantajlı durumu kısmi zamanlı çalışmayla perçinlenmektedir. Zira OECD verilerine göre Hollanda’da bakım ve ev işlerine harcanan süre tam zamanlı çalışan bir Hollandalı kadın için 6,2 saat, yarı zamanlı çalışan kadın için 6,4 saat, çalışmayan kadın için 7,4 saat ve erkekler için 2,9 saat olarak ölçülmüştür (3). Dolayısıyla yarı zamanlı çalışma kadını ev işlerinden kurtarmamakta ve şahsına özgü bir alan yaratmamaktadır. Bu durum kazançları bakımından erkeğe, ev işleri ve çocuk bakımından eve bağımlı kadınların yaratılması anlamına gelmektedir.

Tüm bu veriler ışığında torba yasanın kadına vaad ettiği şey yeni haklar değil, iş ve aile yaşamında daha dezavantajlı bir konumdur. Aile ve anne üzere kurulu bir toplumsal düzen için kadın iş hayatından soyutlanmakta ve bundan maksimum fayda beklenmektedir. Fakat iş hayatında soyutlanmış ve kariyer bakımından kendini gerçekleştirmesine izin verilmemiş kadınların olduğu bir toplumda toplumsal cinsiyet eşitliğinden ve amacına ulaşan kalkınma ve nüfus politikalarından söz edilemeyecektir. Net bir çocuk, genç ve yaşlı politikası olmayan Türkiye’nin nüfus artışını merkeze koyarak politika üretmesi de oldukça vahimdir.

 

  1. Anne adayı ve anne olan kadının aleyhine oluşabilecek tüm olumsuz durumları engellemek ve oluşmasını önlemek amacıyla, “Hamile Kadın Çalışanlar, Yeni Doğum Yapanlar Ve Emziren Annelerin Çalışma Hayatının Korunması”nı düzenleyen 92/85/EEC ile 2006/54/EC sayılı “Eşit Muamele Direktifi” ortaya konulmuştur. Ayrıca 89/391/EEC direktifine yapılan eklemeler ile çocuk sahibi anneler hakkında düzenlemeler iş güvenliği ve sağlığı hakkındaki mevzuatta da yer edinmiştir.  (Bkz. 1/1013 Esas Numaralı "AİLENİN ve DİNAMİK NÜFUS YAPISININ KORUNMASI AMACIYLA BAZI KANUN ve KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI" hakkında AB UYUM KOMİSYONU CHP GRUBUNUN KARŞI OY YAZISI)
  2. Recep Kapar, Hollanda’da Kadınların Kısmi Süreli İstihdamı ve Etkileri, Çalışma ve Toplum, 2011/2, sf. 130
  3. Kadınlar İçin Esneklik Diyarı: Hollanda,http://www.sosyalistfeministkolektif.org/kadin-emegi/calismak-istiyoruz-ama-esnek-degil/432-kadinlar-icin-esneklik-diyari-hollanda.html, OECD, OECD Employment Outlook 2001, Balancing Work and Family Life: Helping Parents İnto Paid Employment, sf. 135

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim