• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C

Bir Umut 700 Saat Nöbet

Bir Umut 700 Saat Nöbet
Tutuklu gazeteciler için başlatılan umut nöbetinde 700 saat geride kaldı. Gazeteci, siyasetçi ve sanatçıların da aralarında olduğu 300 kişi, Silivri Cezaevi önünde bir 'umut' için nöbet tuttu.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in 'ne zaman bitecek' sorusuna cevabı net: "Tutuklu gazeteciler özgürlüğüne kavuşana kadar nöbeti sürdüreceğiz."

Gazeteci Mete Akyol'un tutuklu gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'e destek amacıyla Silivri Cezaevi önünde başlattığı ‘umut nöbeti'nde iki ayı aşkın süre geride kaldı. Bugüne kadar aydınından sanatçısına, gazetecisinden siyasisine toplamda 300'ü aşkın kişi 700 saatin üzerinde nöbet tuttu.

Uzun soluklu bu eyleme, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Uluslararası PEN, Dünya Gazete ve Haber Yayıncıları Birliği (WAN-IFRA) gibi kurumların temsilcileri de destek verdi. Nöbetin mimarı Akyol umudunu asla yitirmediğini belirterek, “Ünlü bir düşünürün söylediği gibi beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır. Yılmadan beklemeye devam etmek lazım.” dedi. Nöbetin koordinasyonunu sağlayan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ise “Sadece gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklanan gazetecilerin, özgürlüklerine kavuşacağı güne kadar bu nöbeti sürdürmeye kararlıyız. Demokrasilerde, haber tutsak edilemez.” şeklinde konuştu.

Usta gazeteci Mete Akyol'un 2 Aralık 2015 tarihinde başlattığı umut nöbeti 66 günü geride bıraktı. Gazetecisinden şarkıcısına, işçisinden sivil toplum örgütü temsilcisine kadar toplumun birçok kesimden destek buldu. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ‘umut nöbeti'nin hikâyesini şöyle anlattı: “Bir akşam telefonum çaldı. Arayan Mete Akyol idi. Milliyet gazetesinde yıllarca birlikte çalıştığımız duayen gazeteci ağabeyimdi. Silivri kapısında Can ve Erdem için gidip bekleyeceğim, içeride yalnız olmadıklarını duvarın arkasından onlara belki duyurabilirim, dedi. Hiç duraksamadan, ben de gelirim yanına, dedim. Sesimizin uzun soluklu olup olamayacağını bilemiyordum o anda. Evden aldığı sandalyesini aracının bagajına koyup Silivri kapısında Mete Akyol'u telefonla aradım. Birkaç cümlelik görüntüsünü de alıp derhal tüm basına servis yaptık. Adını da ‘umut nöbeti' koyduk. Ertesi gün medyanın büyük bölümünde, Silivri kapısında oturan emektar gazetecinin fotoğrafı yer alınca, telefonlarımız çalmaya başladı: Ben de varım.”

Hemen her kesimden insanın nöbete destek verdiğini vurgulayan Türenç, “700'ü aşkın saat nöbet tutuldu. 300'ü aşkın kişi sandalye üzerinde saatlerce oturdu. Çok sayıda ülkeden basın ve STK kurumlarından katılım oldu. Ülkenin birçok il ve ilçesinden otobüslerle, araçlarıyla, uçaklarla Silivri'ye koştular. Silivri yolunu hiç bilmeyenler bile, karlı havalarda o kırsala ulaşmayı başardı. Duymayan kalmadı bu nöbeti.” dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim