• BIST 89.975
  • Altın 145,916
  • Dolar 3,6186
  • Euro 3,9294
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C

Bölge Baro Başkanları Sınır Bölgesine Gidiyor!

Bölge Baro Başkanları Sınır Bölgesine Gidiyor!
Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye, Gaziantep ve Şanlurfa Barosu Başkanları ülkemizi yakından ilgilendiren Suriye sorunu ile ilgili sınır bölgesinde inceleme yapacak...

Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye, Gaziantep ve Şanlurfa Barosu Başkanları ülkemizi yakından ilgilendiren, ülke gündemindeki ağırlığını koruyan Suriye Sorunu ve yaşanan çatışmalar, buna bağlı olarak gelişen göç hareketlerini yerinde görmek, yetkililerden bilgi almak için bölgede inceleme yapacaklar. 

Hatay Barosu Başkanı Avukat Ekrem Dönmez, Bölge Baro Başkanları adına yazılı açıklamada bulundu. 

Hiçbir örgütlenmeye verilmeyen görevin, sadece barolara verildiğini aktaran Av. Ekrem Dönmez, Avukatlık Yasasının 76.ve 95.maddeleri uyarınca hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlevsellik kazandırmanın  Baroların en önemli görevleri arasında olduğunu vurguladı.  

“ÜLKE KAN GÖLÜNE DÖNÜŞTÜ”

Av. Ekrem Dönmez, 2011 yılında Kuzey Afrika'da başlayan, daha sonra Ortadoğu'ya sıçrayan demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleriyle başlayan halk hareketlerinin, ayaklanmalara, rejim ve iktidar değişikliklerine neden olduğunu belirterek, “Mart 2011 'de Suriye'de başlayan, kısa sürede tüm ülkeye yayılan gösteriler, arkasından silahlı hareketleri başlatmış, Esad Rejimini devirmeye yönelik olarak gelişen olaylar sonrasında ülke, tam bir kan gölüne dönüşmüştür.  Suriye'de devam eden çatışma ve iç savaş ortamının sonucunda yüz binlerce insanın ölümü, yaralanması ve savaştan kaçan yaklaşık beş milyon insanın Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır'a sığınmalarıyla savaş, kan, gözyaşına, bu insanların barınması, insan onuruna yaraşır yaşam sürmeleri için asgari koşulların sağlanması sorunu da eklenmiştir.

Suriye, kendi içerisinde dinsel, mezhepsel, etnik farklılıkları barındıran heterojen bir ülkedir. Özellikle 1.Dünya Savaşı sonrasında ülkeyi işgal eden Fransa, mezhepsel ve dinsel ayrımları gözeterek, bu yönleri öne çıkartan altı ayrı yönetim oluşturmuştu. Suriye'nin etnik, dinsel, mezhepsel iç savaşın içersinde, dış müdahalelere açık hale gelmesi, istikrarını, birliğini ve toprak bütünlüğünü yitirmesi sonrasında dış müdahalelere açık bir ülke konumuna dönüşmesinin en önemli yansımaları ve sonuçlarından doğrudan etkilenen ülke, maalesef Türkiye olmuştur” dedi.

“İZLENEN POLİTİKA FİYASKO İLE SONUÇLANDI”

Türkiye'nin Suriye ile beş asırlık köklü bağları olduğunu (komşuluk, tarihi, kültürel, sosyal-ekonomik) dile getiren Av. Ekrem Dönmez, “Ülkemizin en uzun kara sınırı, bu ülkeyledir. Suriye'de başlayan ayaklanma, çatışma ve iç savaş ortamında, ülkemizdeki siyasi iktidarın tutarlı, öngörülü, bağımsız bir siyaset izleyememesinin sonucunda ülkemizin izlediği politikaların fiyaskoya dönüştüğü, ülke itibarının ciddi zedelendiği ve yalnızlığa mahkum olunduğu ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu

"KAOS VE KARGAŞA ORTAMI VAR"

Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez, açıklamasına şöyle devam etti:

"Siyasi istikrarsızlığın kol gezdiği, toprak bütünlüğünün korunamadığı, sınırların ihlal edilmediği, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülemediği, egemenliğe saygının kalmadığı, kimsenin can güvenliğinin bulunmadığı, insan ölümlerinin sıradan bir duruma dönüştüğü, uygarlık kazanımlarının yıkıldığı, ağır saldırılara uğradığı, Aleviler, Ezidiler, Kürtler, Araplar, Süryaniler, Asuriler ve pek çok etnik ve dinsel grubun saldırıya uğradığı, katledildiği, göçe zorlandığı, IŞİD ve El-Nusra gibi insanlık suçu işlemeye her gün devam eden terör örgütlerinin bölgesel hakimiyet kurdukları Suriye'de kaos, kargaşa ortamı devam etmektedir."

“MIZRAK ÇUVALA SIĞMAMAKTADIR”

Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı yükümlülüğünde olması gereken siyasi iktidarın, Suriye'de yaşanan olaylarda rejim muhaliflerine ve insanlık suçu işlemeye devam eden, barbar terör örgütlerine lojistik destek de dahil olmak üzere her türlü yardımda bulunduğunu ifade eden Av. Ekrem Dönmez, “Dünya tarafından bilinen bir gerçekliktir. 2014 yılının Ocak ayında Hatay Kırıkhan'da ve Adana - Gaziantep Otoyolunun Ceyhan Sirkenli Gişelerinde alınan ihbarı değerlendiren ve usulüne uygun arama kararı bulunmasına rağmen durdurulan MİT TIR’larındaki yapılan aramada, gizlenmeye çalışılmışsa da askeri malzemenin bulunduğu saptanmıştır. Ancak siyasi iktidar, ilk günden itibaren bu TIR’larda askeri malzeme bulunduğunu inkar etmiş, Bayırbucak Türkmenlerine insani yardımın taşındığını iddia etmişse de daha sonra bu konuları haber haline getirilmesine ve kamuoyu ile paylaşılmasına engel olacak şekilde yayın yasağı getirmiştir. Siyasi iktidar, MİT TIR’ları olayında suçüstü yakalanmış, inkar ve yayın yasağı yoluyla sorunu kapatmaya çalışmışsa da mızrak artık çuvala sığmamaktadır.  MİT TIR’larında suçluluk telaşı içerisinde bulunan siyasi iktidar, 6532 sayılı Torba Yasa ile Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilat Kanununda Nisan 2014'de değişiklik yapmıştır. 1.1.1983 tarih ve 2937 sayılı yasaya göre görevi milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı yasasında sayılan makam ve kuruluşlara aktarmakla görevli olan MİT'e, 6532 sayılı yasayla dış güvenlik,terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulunca verilen görevleri yerine getirmek, ayrıca dış istihbarat, milli savunma, terörle mücadele, uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında belge, veri oluşturma görevleri de verilmiştir. Yine MİT personelinin görevleriyle ilgili suçlarda soruşturma iznini, Başbakan'ın onayına bırakan 26.maddeye, Soruşturma İzni ve Yargılama başlığı eklenerek , MİT personeli tam bir güvenlik şemsiyesi altına alınmıştır” şeklinde konuştu.

“IŞİD SALDIRILARI BÖLGESEL OLMAKTAN ÇIKTI”

IŞİD saldırılarının ülkemize yönelmesinden endişe ettiklerini söyleyen Av. Ekrem Dönmez, Amacı; Irak ve Suriye coğrafyasında Şİİ karşıtı, Suudi destekli, bağımsız tampon bölge ya da üniter siyasi yapı oluşturmak isteyen, vahşetini, barbarlığını her gün sürdüren, insanlığa karşı suç işlemeye devam eden Irak Şam İslam Devleti ( IŞİD) nin saldırları bölgesel olmaktan çıkmış, Tunus ve Fransa'ya kadar sıçramıştır. Dileğimiz bu cani, barbar terör örgütünün saldırılarının ülkemize yönelmemesidir. Siyasi iktidarın, bu terör örgütünün vahşetini görmezden gelmemesi, gereken önlemeleri almasını, bu konuda dünya ülkeleriyle işbirliğine geçilmesini önermekteyiz” dedi
 
“GAZETECİLERİN GÖZALTINA ALINMASINI KINIYORUZ”

Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez, “Bölgede yaşanan olayların takip edilmesi, kamuoyu ile paylaşılması, yurttaşın bilgi edinme ve haber alma hakkına getirilmek istenen engelleri, görevlerini yapmak isteyen gazetecilerin gözaltına alınmasını doğru bulmuyor, bu yaklaşımı kınıyoruz” derken,  Son günlerde bölgede demografik yapı değişikliği gerekçe gösterilerek, Suriye'nin toprak bütünlüğüne müdahale oluşturacak güvenli bölge oluşturma girişimlerini de doğru bulmadıklarına ve tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

“SAVAŞA HAYIR DİYORUZ”

Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı:

“Uluslararası hukukun temel prensipleri, devletlerin sınırları ötesindeki topraklarda askeri güce başvurmalarını yasaklamaktadır. Devletlerin saldırıya uğraması halinde meşru müdafaa hakkını kullanmaları, bu yasağın istisnasını oluşturmaktadır.1974 tarihli BM Genel Kurulunda bir devletin, başka bir devlet topraklarına saldırı düzenleyen terör örgütlerini barındırması yasaklanmıştır. Suriye devletinden ülkemize yönelik bir terör saldırısı yokken, ülkemizin toprak bütünlüğünü tehlikeye sokan bir girişim yokken, meşruiyeti ve yasal unsurları olmayan bir şekilde Suriye topraklarında tampon bölge oluşturması, ülkemizi sonu belirsiz bir bataklığa çekecek ,nerde başlayıp nerde biteceği belli olmayan bir maceranın içinde telafisi imkansız durumların oluşmasına neden olacak, savaşa hayır diyoruz. Büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk'ün de söylediği gibi ''Savaşın gerekli olması için millet hayatının tehlikede olmasını, aksi taktirde savaşın cinayet olduğunu'' hatırlatıyor, günlük yaşantımızdan,ekonomimize kadar her yönüyle olumsuz etkiler bırakmaya devam eden Suriye sorununda, bölge ve tarihsel gerçeklikleri göz önüne almak gerekir. Yayılmacı ve fırsatçı politikalar yerine, komşuluk hukukunu esas alan, toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına, insan haklarına saygılı anlayışların hakim olmasını dilemekteyiz.”

BAROTÜRK

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim