• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C

Boşanmada Mal Kaçırma İddiası ve Mal Varlığına Tedbir Konulması Hakkında Verilen Yargıtay Kararı

Boşanmada Mal Kaçırma İddiası ve Mal Varlığına Tedbir Konulması Hakkında Verilen Yargıtay Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından verilen Boşanmada Mal Kaçırma ve Mal Varlığına Tedbir Konulması hakkındaki kararı yayınlıyoruz.

YARGITAY 8. Hukuk Dairesi
ESAS: 2012/14087 
KARAR: 2013/7383    

A... ile O... ve müşterekleri aralarındaki katılma alacağı davasında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair ...Aile Mahkemesi'nden verilen 17.04.2012 tarih ve 211 Esas sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş, Dairenin 25.09.2012 gün ve 8603/7985 Esas ve Karar sayılı ilamı ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ve davacı vekili tarafından maddi hatanın düzeltilmesi talep edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, vekil edeni ile davalılardan O... arasında boşanma davasının derdest bulunduğunu, evlilik birliği içinde edinilerek davalı eş adına tescil edilen 8254 ada 30 parselin 5/42 payının davalı eş tarafından kız kardeşi-davalı P...’e devredildiğini, yine ev alma gayesiyle Almanya’da ...Bankasından çekilen 80.000 Euro kredinin davalı eş tarafından annesi-davalı S... hesabına aktarıldığını, bu devirlerin davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanacak hakkını azaltmak amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını açıklayarak, nizalı taşınmazın tapu kaydı ve banka hesaplarına devir ve temliklerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı eş tarafından diğer davalılara yapılan satış ve devrin iptaliyle davalı eşin mal varlığına katılmasına, bu talebin yerinde bulunmaması halinde davalı S... ve P...'in davacının eksik katılma alacağından sorumlu tutulmalarına ve tespit edilecek katılma alacağından şimdilik 20.000 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, boşanma davasının sonucunun beklenmesini, niza konusu taşınmazın satışının danışıklı olmadığını, bankadan çekilen kredinin davacının babasına ait kredi borçlarının ödenmesine sarfedildiğini, kalan paranın ise eşler tarafından birlikte harcandığını, davalı eşin annesine para gönderilmediğini açıklayarak, Mahkemece tensiben hükmolunan ihtiyati tedbir şerhlerinin kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davacı tarafın talebi üzerine 13.03.2012 tarihli tensip kararı ile HMK.nun 390, 391 ve 394. maddeleri uyarınca dosya kapsamı, delil durumu ve davanın niteliği dikkate alınarak davalı tarafa tebligat yapılmaksızın, dava değerinin % 25'i oranında teminat alınarak, davalı P... adına kayıtlı 8254 ada 30 parseldeki hisse ve davalı S... adına Ziraat Bankası ...Şubesi'ndeki mevduat hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmuştur. Davalılar vekili, vekil edenlerinin mağduriyetlerinden bahisle ihtiyati tedbir şerhlerinin kaldırılmasını istemiştir. İtiraz üzerine duruşma açılarak inceleme yapılmış ve 17.04.2012 tarihli ara kararla; delil durumu ve dosya kapsamına göre davalı S...'nın tedbir ara kararına itirazının kabulü ile 5016 ve 5017 numaralı banka mevduat hesapları üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davalı P... ve O...'ın itirazlarının reddine, davalı P... üzerine kayıtlı 8254 ada 30 parseldeki 5/42 paya ait tapu kaydına konan ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiştir. İtiraz üzerine verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin hüküm bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 25.9.2012 tarih, 8603 Esas ve 7985 Karar sayılı ilamıyla temyizi kabil olmadığından bahisle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 26.11.2012 tarihli dilekçesiyle temyiz taleplerinin esası bakımından incelenmediği gerekçesiyle düzeltme talebinde bulunmuştur.

Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK.nun 394/1. maddesi hükmüne göre; "Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir.” Aynı maddenin 4. fıkrasına göre "İtiraz dilekçeyle yapılır, itiraz eden itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri taktirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir” aynı maddenin 5. fıkrasında ise; "İtiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır...” denilmiştir. 6100 sayılı HMK.nun 341/1. fıkrasında, ilk dereceli mahkemelerden verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmişse de aynı Kanunun Geçici 3/3. fıkrasında, Bölge Adliye Mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı HUMK.nun bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtildiğinden, bu durumda HMK.nun 341. maddesi ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ile bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurma Bölge Adliye Mahkemelerine görev olarak verildiğine göre, ihtiyati tedbirin kabulü halinde itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna gidilebileceği ve bu isteğin Yargıtay tarafından inceleneceği hususu tartışmasızdır. Somut olayda, ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararın temyizi nedeniyle yazılı şekilde karar verilmişse de; Dairenin 25.09.2012 tarih, 8603 Esas ve 7985 Karar sayılı ilamı maddi hataya dayalı olup kaldırılması ile işin esasının incelenmesine; 

T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK.nun 297. maddesinde (HUMK 388) mahkeme hükmünde bulunması gereken hususlar bentler ve fıkralar halinde açıklanmıştır. Maddenin gerekçeyi düzenleyen “c” bendinde, tarafların, iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin bulunmasının gerektiği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun ihtiyati tedbiri düzenleyen 391/2 f. b bendinde de, tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığının açıklanmasının gerektiği belirtilmiştir. Aynı düzenleme, itiraz üzerine verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması kararları için de geçerlidir. Somut olayda; davacı taraf mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olarak dava konusu malvarlığında tespit edilecek katılma alacağının tahsilini talep etmiş; dava dilekçesi 20.000 TL'den harçlandırılmıştır. Mahkemece, davalı S...’nın banka hesaplarına konulan ihtiyati tedbir kararı itiraz üzerine kaldırılmıştır. 

İhtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 

Nitekim 6100 sayılı HMK.nun 389. maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" hükmüne yer verildikten sonra devam eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlarda yapılması gerekli usul ve prosedür açıklanmıştır. 

Anılan yasal düzenlemeler ışığında; Mahkemece, öncelikle davacı tarafın görülmekte olan davada tespitini talep ettiği alacak miktarı da gözönünde bulundurularak, hakkında ihtiyati tedbir talep edilen banka hesapları ile temyiz incelemesine konu bulunmayan ve üzerindeki ihtiyati tedbir devam eden taşınmaz payına ilişkin değerin gerekirse uzman bilirkişiye tespit ettirilerek, davanın lehine sonuçlanması durumunda davacı lehine hükmedilecek muhtemel talep miktarını ve faizini karşılayıp karşılamayacağı da dikkate alınarak, temyize konu banka hesaplarına dair tedbirin hesabın tamamına veya bir kısmına yönelik devam etmesi gerekip, gerekmediği değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, soyut gerekçe ve eksik incelemeyle banka hesapları üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, banka hesaplarına konulan ihtiyati tedbirin itirazen kaldırılmasına ilişkin olarak verilen yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı HUMK.nun 440 ve 6100 sayılı HMK.nun 394/5. fıkrası uyarınca karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim