• BIST 90.383
  • Altın 144,353
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

Bu Cinayetler Fail-İ Meçhul Kalmasın!

Bu Cinayetler Fail-İ Meçhul Kalmasın!
Türkiye'de faili meçhul kalan cinayetler ve onlarca insanın ölümüne sebep olan bombalı saldırılar toplumun kanayan yarası olmaya devam ediyor.

Karanlık eller tarafından işlenen bu cinayetler, toplumda kırılmalara sebep olurken olayı azmettirenler ve failleri bir türlü ortaya çıkarılamıyor.

Faili meçhul defteri kabardıkça yeni cinayetlerin işlenmesine cesaret veriyor. Siyasiler ve bürokratlar bu cinayetlerin işlenmesinde hiçbir sorumluluk almazken çözülmesi için de gerçek bir irade ortaya koymuyor. Hatta iktidar yanlısı medya aracılığıyla faili meçhul cinayetler, paralel denilerek birilerinin üstüne yıkılmaya çalışılıyor. Medyada çıkan haberler ise savcılar tarafından somut delil gibi kabul edilerek, soruşturma dosyalarına giriyor. İşte aydınlatılması beklenen faili meçhuller ve bombalı saldırılar:

HABLEMİTOĞLU KATİLLERi 13 YILDIR BULUNAMADI

Dr. Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002'de evinin önünde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Dönemin EGM İstihbarat Başkanı Sabri Uzun zamanında yapılan soruşturmalarda bir arpa boyu yol alınamadı. Aradan geçen 13 yıla rağmen faillere hâlâ ulaşılamadı. Ergenekon soruşturması kapsamında cinayetle ilgili önemli detaylar ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında tutuklanan üst düzey bir askerin cinayetle bağının olduğu yönünde bilgilere ulaşıldı. Sabri Uzun ise kitabında paralel iftirasına sarıldı. Ancak Hablemitoğlu'nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, Uzun'un psikolojisinin bozuk olduğunu belirtti.

YAZICIOĞLU DAVASI KAPATILDI

25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'tan Yozgat'taki mitinge gittiği helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybeden eski BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun davası akamete uğrayan dosyaların başında geliyor. Yazıcıoğlu'nun davası dönemin Malatya Özel Yetkili Mahkemesi'nde başladı. Bu mahkemelerin kaldırılmasının ardından Kahramanmaraş'a nakledildi. Dönemin İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen hakkında ‘görevi kötüye kullanma' suçlamasıyla dava açıldı. Soruşturma aşamasında dosyaya gizlilik kararı getirilirken kazaya ilişkin görüntülere de yayın yasağı getirildi. 17 Aralık sürecinin ardından Yazıcıoğlu suikastı örtbas edilmeye ve paralel safsatasına bağlanmaya çalışıldı.

34 KİŞİ ÖLDÜ, SORUMLULARA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEDİ

Şırnak'ın Uludere ilçesinde 28 Aralık 2011'de uçakların bombalaması sonucu 34 kişi hayatını kaybetti. İddiaya göre MİT'in ‘Sınırdan teröristler geçiyor' istihbaratı üzerine kaçakçılar vuruldu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Dosya, 11 Haziran 2013'te ‘görevsizlik' kararı verilerek askerî savcılığa gönderildi. Askeri savcılık ise 7 Ocak 2014'te ‘takipsizlik' kararıyla dosyayı kapattı. Genelkurmay Başkanlığı'nın Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdiği resmi belgeler ise katliamdaki MİT bağlantısını gözler önüne serdi. Buna rağmen Başbakanlık, aralarında MİT Müsteşarı ve yardımcılarının da bulunduğu istihbarat personeli hakkında soruşturmaya izin vermedi.

İşte örtme taktikleri

Olay yeri incelemesinde gerekli titizlik gösterilmiyor. Deliler karartılıyor.

Siyasiler, sorumluluğu üstlenmek yerine başkalarını suçluyor.

Soruşturmaya gizlilik kararı alınarak, dosya mağdur avukatlarından kaçırılıyor.

Soruşturma ve davalara yayın yasağı getirilerek, gerçekler kamuoyundan gizleniyor.

Davalar başka şehirlerdeki mahkemelere gönderilerek, mağdur  yakınları ve avukatların işi zorlaştırılıyor.

Davalar zamana yayılarak soğutuluyor, süreç içerisinde savcı ve hakimler değiştirilerek dosya elden ele dolaştırılıyor.

İktidar yanlısı medya eliyle kara propaganda yapılıyor. İsnatsız suçlamalar manşet yapılıyor.    

Sonuca kavuşturulamayan davalar, şimdi de paralel safsatasıyla Hizmet'e yıkılmaya çalışılıyor.

Savcılık, gazete habaerine sarıldı

Faili meçhul cinayetler ve karanlık saldırılar ‘paralel' iddiasıyla örtülmeye çalışılıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda oluşturulan büro, 2000-2013 yılları arasındaki faili meçhul cinayetlerde ‘paralel' bağlantısını araştıracağını önceki gün medyaya sızdırırken, bu gelişme Doğu Perinçek'in Aydınlık gazetesindeki yayını hatırlattı. 16 Aralık 2014 tarihli gazetede, bütün faili meçhuller ‘paralel'e yıkılmıştı. Haber, 1 yıl sonra savcılığın açıklamasına taşındı.

Onlarca can gitti, sorumluluğu üstlenen yok

53 CAN GİTTİ, SADECE MÜDÜR GÖREVDEN ALINDI

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te iki bombalı saldırının ardından 53 kişi hayatını kaybetti. Saldırıdan 6 ay önce Hatay MİT Bölge Başkanlığı'nın eylemi gerçekleştirecek saldırganları teknik ve fiziki olarak takip ettiği halde Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nı bilgilendirmediği ortaya çıktı. Ardından yapılan soruşturmalarda MİT mensuplarının ihmalleri görmezden gelindi. Saldırının faturası Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürü'ne kesildi. Dönemin Hatay Valisi Celalettin Lekesiz ise emniyet genel müdürü yapılarak terfi ettirildi. Saldırı öncesinde teröristlerin takibini yapan ancak emniyet birimlerine bildirmeyen Hatay MİT Bölge ekipleri ile ilgili ise herhangi bir adli ve idari işlem yapılamadı.

NİĞDE ÇÖZÜLSEYDİ DEVAMI GELMEZDİ

Terör örgütü IŞİD'in Türkiye'de ismini ilk kez duyurduğu saldırı 20 Mart 2014 tarihinde Niğde-Adana otoyolunda gerçekleşti. Yol kontrolü yapan güvenlik güçlerine hareket halindeki bir araçtan ateş açıldı. Bir sivil, bir polis ve bir asker hayatını kaybetti. Saldırının ardından yabancı uyruklu 3 terörist tutuklanarak Sincan Cezaevi konuldu. Davada istihbarat elemanı Heysem Topalca hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Sincan Cezaevi'nde tutuklu olduğu iddia edilen yabancı uyruklu 3 terörist ise güvenlik gerekçesiyle Niğde'de görülen davaya hiçbir zaman getirilmedi.

DİYARBAKIR SALDIRISI AYDINLATILAMADI

HDP'nin Diyarbakır mitinginde 5 Haziran 2015'te bomba patlatıldı. 5 kişinin hayatını kaybettiği saldırının şüphelisi olarak IŞİD mensubu Orhan Gönder Gaziantep'te yakalandı. Yapılan araştırmalar sonrasında Orhan Gönder'in saldırıdan birkaç gün önce kaldığı otelde gözaltına alındığı ortaya çıktı. Ancak Gönder'in neden serbest bırakıldığı yönünde tatmin edici bir değerlendirmede bulunulmadı.

33 KİŞİ ÖLDÜ SORUMLU YOK

20 Temmuz 2015'te Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde canlı bombanın düzenlediği terör saldırısında 33 kişi hayatını kaybetti. IŞİD militanı Abdurrahman Alagöz'ün gerçekleştirdiği saldırının üzerinden 4 ay geçmesine rağmen soruşturmada herhangi bir aşama kat edilemedi. Soruşturmaya getirilen gizlilik kararı ve yayın yasağı dosya hakkında bilgi alınmasını engelledi.

21 FAİLİ MEÇHUL CİNAYET DE SIFIRLANDI

Emekli Albay Cemal Temizöz ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da yargılandığını faili meçhul soruşturması da kapatılan dosyalar arasında yer alıyor. Temizöz'ün Cizre'de görev yaptığı 1993-1995 yılları arasında 21 faili meçhul cinayet işlendi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2009'da cinayetlerle ilgili soruşturma başlattı. Temizöz, 2009'da tutuklandı. 2014'te özel yetkili mahkemelerle ilgili yapılan düzenlemelerin ardından faili meçhul soruşturmaları yürüten savcıların hepsi görevden alındı. Daha sonra ‘güvenlik gerekçesi'yle Eskişehir'e nakledilen davada, aralarında Temizöz ve Atağ'ın da bulunduğu bütün sanıklar beraat etti.

102 CANIN FATURASI, 3 BÜROKRATA KESİLDİ

Ankara'nın göbeğinde geçtiğimiz 10 Ekim'de yaşanan canlı bomba saldırısında 102 kişinin ölümüyle ilgili soruşturmada, teröristin IŞİD bağlantısının tespiti üzerine gizlilik kararı alındı. Siyasiler, saldırının ‘PKK DHKP-C IŞİD' tarafından ortaklaşa yapıldığı öne sürerek kokteyl örgüt iddiaları ortaya attı. Başsavcılık daha sonra kokteyl örgüt iddialarını çürüterek saldırının ardında IŞİD terör örgütü olduğunu belirtti. Patlama ile ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, MİT ve Emniyet'in ihmaline dair suç duyuruları yapıldı. Bu kurumları soruşturmak için herhangi bir adım atılmadı. Fatura Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdürü ve Güvenlik Şube Müdürü'ne kesildi. MİT Ankara Bölge Başkanlığı ekipleri soruşturmanın dışında tutuldu. Mağdur avukatlarının dosyaya erişimi de engellendi.

Etkin soruşturma engelleniyor, deliller karartılıyor

Selami Ekici (Yazıcıoğlu ailesinin avukatı): Sorumluluğu bulunan devlet memurlarına soruşturma izni verilmediği için ilerleme kaydedilemiyor. Şimdilerde ise dosya kapatılmaya çalışılıyor. Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin davada, Ulaştırma Bakanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HKK) ve İçişleri Bakanlığı yetkililerinin yargılanması gerekiyor. Dosyayı Hizmet Hareketi'ne bağlamak için bana (hükümet yanlısı) medya tarafından telefonlar geliyor.

Hatice Can (Reyhanlı saldırısının avukatı): Davaların nakledilmesi ile hukukun en önemli ilkelerinden olan ‘doğrudan doğruyalık' ve ‘yüz yüzelik' ilkelerin zedelendi. Adil yargılama yapmakla yükümlü yargının ‘güvenlik gerekçesini öne sürmesi zafiyet. Davalar kapsamında etkin soruşturma engelleniyor.

Deniz Özbilgin (Reyhanlı saldırısının avukatı): Reyhanlı patlaması olmadan günlerce önce hangi plakalı aracın, markası, modeli, kaç şoförü olduğu, saat kaçta sınır kapısından Türkiye giriş yapacağı biliniyordu. Buna rağmen kimse tedbir almadı. Davanın örtbas edileceğini düşünüyorum.

Erdal Doğan (Dink ailesinin eski avukatı): Soruşturmada alınan gizlilik kararının esas amacı etkin soruşturma yürütmektir. Ancak son yıllarda alınan kararlar kamu görevinin olaydaki sorumluluğu ve organize güçlerin ortaya çıkarılması konusunda delillerin karartılması amacı taşıyor. Yayın yasaklarını da aynı kapsamda düşünmek mümkün. Bu yasaklar esas amacının aksine soruşturmanın etkisiz bırakılması amacına hizmet ediyor.

Mağdur aileler: Gerçekler gizleniyor

Faillerin bulunamaması, mağdur yakınlarının da tepkisini çekiyor. 102 kişinin hayatını kaybettiği Ankara katliamında ölenlerden Abdulbari Şenci'nin oğlu Kadri Şenci, sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade ediyor. Şenci, “Gerçeklerin mağdur ailelerden ve vatandaşlardan gizlenmemesi gerekir. Siyasiler, bürokratlar ve yetkililer sorumluluktan kaçıyor. Çünkü işin ucu onlara değecek. Medya yasağı, soruşturma yasağı derken gerçekler gizleniyor.” diye konuşuyor. Patlamada hayatını kaybeden Meryem Bulut'un oğlu Adnan Bulut da, yayın yasağı ve gizlilik kararıyla gerçeklerin kendilerinden gizlendiğini belirtiyor. 33 kişinin öldüğü Suruç patlamasında kızı Hatice Ezgi'yi kaybeden Ali Sadet de, “Suruç patlaması aydınlatılsaydı belki diğer patlamalar yaşanmayacaktı. Bu konuda şüphelerim fazla. Suruç özellikle gizlilik kararı ile örtülüp bir kenara atıldı.” ifadelerini kullanıyor. Suruç'ta kardeşi Polen Ünlü'yü kaybeden Doğukan Ünlü de, “Dosyaya dair hiçbir şey öğrenemiyoruz.” tepkisini gösteriyor.

MAĞDURLAR, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA DAVA AÇTI

Suruç'ta kardeşi Osman Çiçek'i kaybeden Mustafa Çiçek, davada gizlilik kararı bulunması nedeniyle bilgilere ulaşamadıklarını ve davanın hangi aşamada olduğunu bilmediklerini söylüyor. Çiçek, devletin ilgisizliği yüzünden İçişleri Bakanlığı'na maddi manevi tazminat davası açtıklarını ifade ediyor. Reyhanlı'daki patlamada ağabeyi Tahir Yumuşak'ı kaybeden Yasin Yumuşak da, ortada hiçbir sorumlu olmamasından yakınıyor: “Gidenler gitti, ama suçluların da cezalarını çekmesi lazım.” İHD Şanlıurfa Şubesi Eş Başkanı Atilla Yazar da terör olaylarının birilerinin üzerine yıkılmaya çalışıldığını söylüyor. Uludere olayının ortada kaldığını ifade eden Yazar, “Patlama ve toplu ölümlerde devletin bir yapıya yıkamadığı tek olay Roboski olayıdır. Eğer bombayı atan ‘paralel' dedikleri yapının veya PKK'nın uçağı olsaydı onu da onlara yıkarlardı. Failler bulunamıyorsa MİT, Emniyet ne yapıyor?” diye konuşuyor.

KAYNAK: BAYRAM KAYA, AYŞENUR PARILDAK / ZAMAN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim