• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C

BU ŞEHİDİN KATİLİ KİM?

Av. Ali AYDIN

Son zamanlarda, verilen şehitler üzerinden (Rabbim hepsini Cennet-i a’laya koysun, geride kalanlarına sabırlar versin) bir algı operasyonu yürütülüyor. Kayıpları tüm milletimizi canu gönülden yaralayan şehadet haberleri üzerinden siyası veya ideolojik muarızlarına hakarete varan, onları kayıpların sorumlusu olarak göstermeye gayret eden bir algı operasyonu… 

Elbette ki, ülkeyi yönetenlerin her olaydan dolaylı veya doğrudan sorumluluk sahibi olduklarına kuşku yoktur. Bir olay ve ya saldırı olup, can kayıpları meydana gelmişse, ülkede can ve mal güvenliğini sağlamakla görevli devlet, görevini yapamamış demektir. Saldırıyı yapan örgüt veya terörist/lere karşı devlet gerekli güvenliği sağlayamadığı için sorumludur. Hatta devlet, saldırganın da can güvenliğinden sorumluluk duymalıdır. Görevin ifasındaki bu kusur veya ihmal, elbette ki gerçek sorumlu veya saldırganı masum da gösteremez. Devlet; saldırıyı önlemeli, önleyemiyorsa faillerine hak ettikleri cezaları hukuk içinde tatbik etmelidir. Devlet suçu önlemek amacı ile orantılı güç kullanarak, saldırganları öldürmek dahil her türlü tedbiri almak/ortaya koymak zorundadır. Bu anlamda tüm devletlere kişilerden bağımsız olarak “öldürme yetkisi” tanınmıştır. 

Devlet önleme ve cezalandırma yetkisini, meşruiyetini hukuktan alan kolluk kuvvetleri ile kullanır. Bu yetkinin kullanımı hem devletin kendisi bakımından, hem de kolluk bakımından zor, hatta zaman zaman riskli durumlar meydana getirebilir. Bu zorluk bazen bir insanın tahammül sınırlarını da zorlayabilir. Ancak bu göreve talip olan kamu görevlileri, bu risk ve zorlukları bilerek bu görevleri üstlenirler ve görevin gerektirdiği donanımları da süreç içinde edinir ve kazanırlar. Onlar, görevleri itibarı ile sıradan vatandaşlar olarak da görülemezler. Bir işi üstlenmiş savcı, hakim, doktor, asker, polis vs “bu iş zormuş, ben yapmıyorum, sıkı ise gel sen yap” diyerek üstlendiği sorumluluktan kaçınamaz. Bazen bu sorumluluklar çok büyük bedeller ödemeyi gerektirse dahi…

Son iki ay içinde, aziz milletimiz onlarca şehidi Rahmet-i Rahman’a tevdi etti. Şehit cenazeleri yüreklerimizi dağlıyor. Hatta, acılarımız daha çok artsın diye medya gurupları şehitlerin özel hayatlarından bilgileri de haberlerine katmayı ihmal etmiyorlar. Birileri yaralarımızı daha fazla kanatmak adına PKK ile adeta yarışıyor, acılarımızı katmerleştiriyor… Şehit yakınlarının yanan, kavrulan yüreklerine serin cennet müjdeleri değil, kof, çirkin ve ikiyüzlü hesaplar üzerinden kor üstüne kor taşıyorlar… Her şehit cenazesinden kendilerine dünyalık paylar çıkarmak için dizgin kabul etmez, vahşi iştahlarla saldırıyorlar. “ŞEHİTLİK”e imanları olmadığı halde… 

Şehitlerimizin katili bellidir. Hiç kimse, yüreği yanan bir kardeşin feryadını farklı bir hesap adına başka yerle çekmemelidir. Kendisi de kahraman bir asker olan kardeşimizi, bu feryadından dolayı da kimse tecziye etmeye kalkışmamalıdır. Aksi halde masumların hakkına tecavüz edilirken, hayinlerin ekmeğine de yağ sürmüş oluruz… 

Şehitlerimizin katilleri bellidir. O katiller; elinde silah, elinde bomba, elinde medya, elinde molotof tutan, kendileri gibi düşünmeyenleri en iğrenç işkencelerle linç etmekten çekinmeyen, insanları yurtlarından yuvalarından süren haydutlar çetesi, onların işbirlikçileri ve destekçileridir. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim