• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -1 °C

"Bu Taslak, Mesleğimize ve Barolara Vurulan Bir Darbedir"

"Bu Taslak, Mesleğimize ve Barolara Vurulan Bir Darbedir"
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyu ile paylaşılan Avukatlık Yasası Taslağını değerlendirdi. Çıtırık, ‘’Yeni taslak, İhtiyaçları karşılamaktan uzak olup, mesleğimize ve barolara vurulan darbedir” dedi.

İşte Adana Barosu Başkanı tarafından yapılan kapsamlı değerlendirmenin tamamı;

“BU TASLAK, AVUKATLIK MESLEĞİNİ ADALET BAKANLIĞI”NIN VESAYETİ ALTINA ALMAKTADIR”

Adalet Bakanlığı'nın yeni Avukatlık Yasası Taslağı kısa bir süre önce yayımlanmıştır. Ayrıca TBB, göndermiş olduğu ilgi yazısıyla, barolardan yeni taslakla ilgili görüş ve eleştirilerini bildirmelerini istemiştir. Ayrıca Adalet Bakanlığı nezdinde Bilim Alt Komisyonu oluşturulmuş, taslak metin Bakanlıklara, Yargıtay, Danıştay, HSYK, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, TBB, Türkiye Noterler Birliği’ne, Adli ve İdari Yargı Komisyon Başkanlıklarına, Hukuk Fakültelerine ve Baro Başkanlıklarına da gönderilmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Yasası’nda köklü ve temel değişiklikler 2001 yılında 4667 sayılı yasa ile yapılmıştır. Bu değişikliklerde avukatlık mesleğinin yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği hususu açıkça vurgulanarak, savunmanın iddia ve karar makamları karşısında ve yargı içerisindeki yeri düzenlenmiştir. Ayrıca Avukatlık Yasası’nın 76.  Ve 95. maddelerindeki değişikliklerle barolara; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevi de, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan barolara verilmiştir. Bu çok ciddi ve çok önemli görev diğer örgütlenmelere verilmemiştir. Yine meslektaşlarımızın müvekkilleriyle yaşamış oldukları vekalet ücreti sorununu ortadan kaldıracak düzenlemeler de 2001 yılında yapılan değişiklikler ile uygulamaya girmiştir.

Avukatların birlikte ve Avukat Ortaklığı şeklinde çalışmalarıyla, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayan yurttaşlara Adli Yardım Müessesi getirilerek Avukatlık Kanunu’nda yazılı hizmetlerin sağlanması yoluna gidilmiştir. 2001 ve 2004 yılında yapılan değişikliklerle stajyer avukatlara kredi verilmesi, staj süresince Genel Sağlık Sigorta Primlerinin yatırılması ve Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu’nun kurulması önemli çalışmalardır. 

Bu değişiklikler bir bütün olarak değerlendirildiğinde mesleki onur ve saygınlık, yurttaşın hak arayışı ve adalete erişiminde sesi olan avukatların ve baroların yargı içerisindeki konumu, savunmanın yargının üç kurucu unsuru olarak hak ettiği yeri alması anlamında önemli değişikliklerdir. Aradan geçen zaman diliminde, gerek mevzuatımızda yapılan değişiklikler gerekse toplumumuz ve dünyada yaşanan hızlı değişimler karşısında yeni ve daha kapsamlı Avukatlık Yasası’na ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır.

2001 yılında yapılan değişikliklerin üzerinden bugün 13 yıl geçmiştir. Bu süre içerisinde avukatlık mesleğine sözlü ve fiili saldırılar giderek artmıştır. Hukuka aykırı gözaltılar, avukat tutuklamalarına, Avukatlık Yasası’nın 76. Ve 95. Maddelerindeki görev ve yetkilerini kullanan baro yöneticilerinin yargılanmaları eklenmiştir. Havana Kuralları ve TURİN İlkelerinde avukatların görevlerini yerine getirirken hiçbir baskı, engelleme, taciz, ekonomik yaptırım olmaksızın mesleklerini devam ettirmelerini ve devletlerin buna dair güvence sağlamaları gerekirken üzülerek söylemek gerekirse ülkemizde avukatlık mesleğine, avukatlara ve barolara yönelik her türlü baskı, tehdit ve yıldırma devam etmektedir. 

Bu süreçte savunma; şekli unsur olarak görülüp, yok sayılmış ‘olsa da olur olmasa da olur’ mantığıyla hareket edilmiş, hakim ve savcı keyfiyetinin de eklenmesiyle avukatlık mesleğini ifa etmenin tüm koşulları ortadan kalkmıştır. 

Bugün ülkemizde 32’si devlet, 44”ü Vakıf Üniversitesi olmak üzere toplamda 76 Hukuk Fakültesi bulunmaktadır. Bu fakültelerde yaklaşık 50 bin öğrenci eğitim görmektedir.

Hukuk Fakülteleri’nde eğitimin içeriği ve uygulamada niteliğin sağlanamadığı bilinmektedir.
Her geçen gün öğrenci ve hukuk fakültesi sayıları artarken, fiziki koşulların yetersizliği, öğretim kadrolarında sayının arttırılmaması, öğrencilere uygulamaya yönelik bilgilerin verilememesi teori ile uygulama arasındaki kopukluklar, bilimsel düşünceye kapalı, gelenekçi eğitim sisteminin devam etmesi, özgür, sorgulayan bireyler yetiştirilememesi gibi nedenlerle hukuk fakültesi eğitiminde halen istenilen seviyeye ulaşılamadığı da bilinen bir gerçekliktir.

Hukuk Fakülteleri’ndeki artışın temel nedenini, 2006 yılında 5558 sayılı yasayla yapılan Avukatlık Sınavının kaldırılmasına dair değişiklik oluşturmaktadır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi 15.10.2009 Tarih ve 2007/147 Sayılı kararı ile sınavı kaldıran hükmü iptal etmişse de aradan geçen 5 yıllık zaman diliminde TBMM tarafından Avukatlık Sınavı ile ilgili yeni bir düzenleme yapılmayarak hukuk fakültesi sayısının artmasına neden olmuştur.

Avukatlık mesleğinin sorunları her geçen gün çığ gibi büyümektedir. Sosyal güvenlikten, vergi yükümlülüklerine kadar sorunlar artmaya devam ederken mesleğimiz serbest piyasanın koşullarına bırakılarak meslektaşlarımız geçim derdine düşürülmüşlerdir.  Meclis yasa tekniğine ve iç tüzük esaslarına aykırı bir şekilde yürütülen toplumsal muhatapları dinlenmeyen, ihtiyaçlara yanıt verme yolunda çalışması yapılmayan, daha çok “ihtiyaç var yap kanun” şeklinde hareket edilen adı gece yarısı, paket, torba olan, mesleğin sorunlarına ve hukuki uyuşmazlıklara çözüm getirdiği iddiasıyla hareket edilip, aslında kendi sorun olmaya devam eden yargı paketleriyle ve yargı kararlarıyla meslek alanımız iyice daraltılmaktadır.  

Yayınlanan Avukatlık Yasa Taslağı hakkında düşüncelerimizi şu şekilde açıklıyoruz:

Taslakta mesleki sorunların çözümlenmesinden çok, sorunların daha da ağırlaştırılıp, derinleştirilen yönü ortaya çıkmıştır. 

Taslak Yasanın 13. Maddesi Avukatlık Stajına Kabul Sınavı, 14. Madde, Avukatlığa Kabul Sınavını düzenlemektedir. Sınavın içeriğinin belirlenmesinde ve soruların hazırlanmasında TBB’nin etkin rol oynaması gerekmektedir. Mesleğe ilişkin bilgilerin ölçümünün yapılacağı avukatlığa kabul sınavında özellikle Avukatlık Yasası ve Meslek Kuralları ağırlıklı bir sınav olması için düzenleme yapılmalıdır. Taslak Yasası’nın 15. Maddesi Avukatlık Stajına Kabul ve Avukatlığa Kabul sınavlarına ait esas ve usullerin Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir, bu hususu da kabul etmemekteyiz. Yönetmeliklerin Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenmesini doğru bulmamaktayız. Bakanlığın TBB ile iletişim ve diyalog içerisinde amacına ulaşacak bir sınav için çalışma yürütülmesi gerekir.

Taslak Yasa’nın 49. Maddesi Avukatlık Ücretini düzenlemiştir. Düzenlemede %25’i aşmamak kaydıyla, dava veya hükmolunacak değeri ya da paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılacaktır. Dava değeri ile hükmolunacak değer birbirlerinden farklı kavramlar olup, bu hususun yeniden düzenlenmesi gerekir. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın halen yürürlükte olan 164/4. Fıkrası 2001 değişiklikleri içerisinde Avukatlar için önemli kazanımlardan birini oluşturmaktadır. Yine avukatlık ücretine ait düzenlemede bu hususun korunması gerekmektedir. 

Taslağın 66. Maddesi Avukatlık Şirketlerinin yurtiçinde veya ilgili ülke mevzuatının uygun olması durumunda yurtdışında şube açabileceklerini, her baro bölgesinde en fazla bir şube açılabileceği düzenlenmiştir. Mesleğin faaliyet alanın her geçen gün daraldığı, serbest piyasa koşullarının hakim olduğu bir dönemde avukatlık şirketlerine şube açabilme olanağının sağlanması ile amaçlanan ülkemizin 6 milyar dolar civarında olan vekalet ücreti meblağının yabancı hukuk şirketlerine ve büyük avukatlık bürolarına paylaşımı yasa eliyle sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu düzenleme avukatlık mesleğinin bağımsızlığına vurulan en büyük darbedir. Ayrıca ülkenin tamamında yani 79 baro bölgesinde şube açabilme olanağına kavuşacak avukatlık şirketleri, avukatlık mesleğini hukuken ve fiilen sona erdireceklerdir. 

Taslağın 67. Maddesi Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukat başlığı adı altında düzenlenmiştir. Bugün ülkemizin büyük bir çoğunluğunu oluşturan ve Avukatlık Yasası’nda sadece 12/C maddesinde düzenlenen Ücretli Avukatlara İlişkin Düzenlemenin, yeni Avukatlık Yasa Taslağı’nda yer alması önemlidir. Ancak taslak yasanın 67/3. fıkrasında ücret karşılığında çalışan avukatın aylık net ücretinin, her yıl tespit edilen bir aylık net asgari ücretin iki katından az olamaz düzenlemesi TBB’nin yayımlayarak yürürlüğe sunduğu ücret karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi’nin bile gerisinde kalmıştır. Ayrıca taslak yasada çalışma koşulları, çalışma süreleri, yıllık ücretli izin, ekonomik ve sosyal haklarına yönelik düzenlemelerin yapılmamış olması önemli bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

Taslak Yasa 128. Maddeye göre, baroların hukukun üstünlüğü, insan haklarını savunmak ve korumak adına dava açma yetkilerini sadece mesleki konulara indirgenmesi baroların toplumsal işlevlerini yerine getirmesini engellemekte, yurttaşın hak arayışı ve adalete erişimine ket vurulmaktadır. 

Taslak Yasası’nın 129/4. Fıkrasında düzenlenen barolar ve TBB’nin sorumlu organlarının ve üyelerinin görevlerine son verilmesine dair açılacak davalarda izlenecek yöntemi belirleyecek bu maddeyle baroların bağımsızlığı ellerinden alınmakta, seçimle göreve gelen seçimle görevi teslim etmeleri yerine siyasi iktidara yakın isimlerin sandıkta alamadıkları desteği yasa gücüyle açtırılacak davalardan almaya çalışacaklardır. Bu düzenleme asla kabul edilemez. 

Baro organlarının görev sürelerinin iki yıldan dört yıla çıkartılmasını doğru bulmamaktayız. Çünkü, emek, zaman, gönüllülük esasına dayalı baro çalışmalarında dört yıl uzun bir süredir. Baro faaliyetinin sadece seçimlere indirgenmemesi, baro yönetimlerinin hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için sürenin üç yıla çıkarılmasını daha doğru bulmaktayız. 

Taslağı bütünüyle değerlendirildiğimizde, mesleki yönden kabul edilebilecek düzenlemelerin ve birtakım iyileştirmelerin yapıldığı fark edilmekteyse de taslakla amaçlananın, yurttaşın hak arayışı ve adalete erişiminde sesi olan, barolar dışında hiçbir örgütlenmeye verilmeyen hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak, korumak ve geliştirmek görevleri içinde olan baroların toplumsal işlevlerini ortadan kaldıracak, Adalet Bakanlığı’nın vesayetini daha da genişleten, ‘Avukatlık Mesleğini Geliştiriyoruz” adı altında mesleği yabancı sermaye şirketlerine ve büyük hukuk bürolarının insafına bırakan, bu taslak metni kabul etmediğimizi, bu taslağın yasalaşmaması için 79 baro ve TBB ile omuz omuza mücadele edeceğimizi, kamuoyuna saygıyla sunarız. 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim