• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

"Bu Zihniyet Türkiye'yi İleri Götürecek Bir Zihniyet Değildir"

"Bu Zihniyet Türkiye'yi İleri Götürecek Bir Zihniyet Değildir"
Medya operasyonuna tepki gösteren Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı Av. Mehmet Kasap, yaşananları, "Türk demokrasi tarihine kara bir leke" olarak niteledi.

Dernek açıklamasında, "14 Aralık 2014 Pazar günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla gazetecilere, dört yıl önce yayını sona ermiş bir dizinin ekibine ve emniyet mensuplarına yönelik bir operasyon düzenlenmiştir. Operasyonda medya kurumları polis tarafından basılmış ve gazeteciler gözaltına alınmıştır. Yaşananlar, Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir." denildi.

Dernek, yazılı açıklamasında, adı geçen gazetecilerin birkaç gün önce operasyon söylentilerinin sosyal medyada duyulmasının ardından, haklarında yürütülen bir soruşturma olup olmadığı konusunda başsavcılığa bizzat başvurduğunu, şayet böyle bir soruşturma varsa, ifadelerini vermek istediklerini ilettiklerini hatırlattı. Ancak başsavcının kendisinin bilgisi dahilinde böyle bir operasyon hazırlığı olmadığını belirterek, başsavcı vekili imzalı bir belge verildiğini hatırlatan Dernek, "Yaşananların ardından 48 saat bile geçmeden, aynı gazeteciler, haklarında devam eden bir soruşturma olduğu gerekçesiyle, bir pazar sabahı adeta gözdağı verilmek istercesine gözaltına alınmışlardır." diye kaydetti.

Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı Av. Mehmet Kasap imzasıyla yayınlanan açıklamaya şöyle devam edildi: "17 ve 25 Aralık soruşturmalarının ardından yapılan düzenlemelerle savcıların yürüttükleri soruşturmalar hakkında başsavcılığı bilgilendirme zorunluluğu getirildiği düşünüldüğünde, başsavcı en hafif ifadeyle gazetecilere gerçeği söylememiştir. Bu da Yassıada Mahkemeleri’ni andıran ve bağımsız hareket etmesi gereken sulh ceza hakimliklerinin, siyasi iradenin talimatlarıyla hareket ettiğinin en açık göstergesidir. 'Tahşiyeciler' adlı grubun Mayıs 2014’te yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmanın, 12 Aralık 2014 Cuma günü Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Yeni Yargı Paketi’nin ardından operasyona dönüştürülmesi, bu soruşturmanın siyasi bir soruşturma olduğunun en açık delilidir.

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanının yaptığı konuşma ile adeta talimatını verdiği operasyonun, 17 Aralık’ın yıl dönümüne birkaç gün kala yapılması, bir rövanş ve intikam operasyonu olduğu algısı oluşturmuştur. Şikayetle ilgili herhangi bir delile ulaşamayan savcılık, 'Makul Şüphe'nin yasalaşmasından iki gün sonra apar topar operasyon talimatı vermiş ve yeni yasanın getirdiği bir düzenlemeden faydalanıp, dosya ile ilgili gizlilik kararı verilmiş ve avukatların dosyaya erişimi kısıtlanmıştır.

Gözaltına alınan gazetecilerin avukatları dahi müvekkillerinin neyle suçlandığını bilmezken, iktidar partisinin genel başkanı miting meydanlarında soruşturmanın en ince ayrıntılarına kadar bilgiler verebilmektedir. Bu soruşturmalar, hukuki olmaktan ziyade, tüm muhalifleri susturma operasyonlarıdır. Anayasamızın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü sadece medya mensuplarını değil, halkın haber alma ve doğru bilgilenme hakkını da koruma altına almıştır. Bu hak ayrıca birçok uluslararası metinle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ile de güvence altına alınmıştır. Ülke demokrasilerinin en önemli gelişmişlik göstergesi basın özgürlüğü ve ifade hürriyetidir." 

Türkiye, bu iktidar döneminde basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 154. sıraya gerilediğinin altı çizilen açıklamada, "Artık ülkemiz ifade ve basın özgürlüğünde üçüncü dünya ülkeleriyle birlikte anılmaktadır. Bu zihniyet, Türkiye’yi ileriye götürecek bir zihniyet değil, tiranlarla yönetilen ülkelerin ligine düşürecek bir zihniyettir." ifadelerine yer verildi.

Hukuk ve Hayat Derneği, yazılı açıklamasında son olarak şu vurguyu yaptı: "Siyasi iktidar tarafından 'yeni bir proje' olarak tanımlanan ve seçilmiş hakimler eliyle kurgulanan sulh ceza hakimliklerinin Anayasa'ya bir çok yönden aykırı olduğu açıkça ifade edilirken, Anayasa Mahkemesi’nin aylardır bu konuyu gündemine almaması, bu hukuksuzlukları yürütenleri cesaretlendirmektedir. Yüce Mahkemeden beklenen, temel hak ve özgürlükleri bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda acil olarak karar vermesidir. Daha önce yaşanan gazeteci tutuklamalarında, 'bazı kitaplar bombadan daha tesirlidir' diyen zihniyet, bugün bunu biraz daha ileriye taşıyarak, 'bana biat etmeyen herkes teröristtir, örgüt üyesidir' anlayışını benimsemiştir. Unutulmamalıdır ki dün yapılan operasyon, sadece belirli bir kesimi değil, siyasi iktidara muhalif olan herkesi hedef almaktadır. Bu operasyonları yapanlar şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki dünya insanlık tarihinde, hiçbir siyasi dava, amaçladığı sonuca ulaşamamıştır."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim