• BIST 82.509
  • Altın 147,630
  • Dolar 3,7808
  • Euro 4,0420
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Bursa Barosu Başkanı: "İç Güvenlik Paketi İki Tarafı Keskin Bıçak Gibi"

Bursa Barosu Başkanı: "İç Güvenlik Paketi İki Tarafı Keskin Bıçak Gibi"
Bursa Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz, Meclis gündemine gelen İç Güvenlik Paketi ve Yargı Paketi'nin kaygı verici olduğunu söyledi.

Demiröz, “İddia ediyorum, böylesine polis denetimine, jandarma denetimine, farklı düşünen ve farklı davranma hakkına sahip olan insanlara karşı hazırlanan bu yasa iki tarafı keskin bıçak gibidir, sadece vatandaşı kesmez, bu iktidara da zarar verir. Bu yasanın bir yıldan, iki yıldan daha fazla uygulanma olanağı yoktur.” dedi.

Bursa Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz, iç güvenlik paketi ve yargı paketi hakkında açıklamalarda bulundu. Bursa Barosu Başkanlığı'ndaki basın toplantısında konuşan Ekrem Demiröz, kamuoyunda uzun süredir tartışılan İç Güvenlik Paketi ve Yargı Paketinin şimdi Meclis gündemine geldiğini belirtti. Dünyada örneği olmayan ‘torba yasa’ geleneğinin son dönemde Türkiye’de oluştuğunu belirten Demiröz, “Önümüze gelen yasa taslağı gerçekten kaygı verici ve kuşkulandırıcı nitelikler içeriyor.” diye konuştu. 

Yargıtay ve Danıştay’daki daire sayıları ve üye sayılarının ‘Yargıtay’ın iş yükünün ortadan kaldırılması’ gerekçesiyle artırıldığını aktaran Demiröz, “Ancak biz bunun arka planındaki siyasal nedenin paralel yapı diye tanımlanan güce karşı bir yasa değişikliği olduğunu biliyoruz. Bu tamamı ile iktidarın kendine göre nedenlere dayalı bir olay.” şeklinde konuştu. 

Yargı dışında kendilerini daha da tedirgin eden olayın ise iç güvenlik paketi olduğunu anlatan Baro Başkanı Demiröz, şunları söyledi: “Demokratik haklarımızı kullanırken biz bunu siyasetin iznine bağlı kılmamışız. Yani siyaset veya iktidar ya da başka bir hükümet gücüne ‘ben yürüyüş yapabilir miyim?’, ‘ben şunu protesto edebilir miyim?’ diye bir izin söz konusu değil ama ‘bildirim’ söz konusu idi. Bu eylemlerin demokratik hak olduğu öncelikle kabul edilmeli ve devletin de görevi; protesto hakkını kullanan, tepki gösteren ya da düşüncesini, ifadesini özgürce açıklamasına çalışan kesimleri korumak ve demokratik haklarının kullanılmasını sağlamaktı. Yeni gelen iç güvenlik paketi önlemeye, sabote, etmeye ve bu tür demokratik eylemi kullanan insanlara karşı hiç de demokratik olmayan önlemler oluşturuyor. Bu zihniyeti sayın Cumhurbaşkanın üstelikte Ali İsmail Korkmaz’ın duruşmasının olduğu gün, belki bir tesadüftür bu, diyor ki esnafa çağrı çıkarıyor sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki ‘esnaf Alperen olmalı, esnaf polis olmalı, esnaf hakim olmalı’ diyor. Ne demek bu biliyor musunuz; yani ben hayattaki karşılığını şöyle yorumluyorum bunun; ‘eylemcileri gördünüz mü, protesto edenleri gördünüz mü polis gibi görev yap’ diyor. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım, aynı mantık iç güvenlik paketinin hazırlanmasında da karşılığını bulmuş.” 

"ÖNCEDEN SUÇ ŞÜPHESİYDİ, ŞİMDİ MAKUL ŞÜPHE"

Bu durumda demokratik hakkını kullanmak isteyenlerin önce gözaltına alınıp 24 saat yerine 48 saat gözaltında tutulabileceğini belirten Demiröz, “Ama Türkiye’de tutuklama cezalandırmaya dönüşmüştür ne yazık ki. Çok daha vahim bir ölçü getirildi. Önceden kuvvetli suç şüphesiydi, şimdi makul şüphe. Peki kime göre ve neye göre makul? Bu tutuklamaları daha kolaylaştıracak ve insanlara ve vatandaşa yönelik çok ciddi bir tehdit içeriyor. Evet bu yasalaşacak, bizim karşı çıkışımız, gördüğümüz kaygılar bu yasanın çıkışını biliyoruz engellemeyecek. Ama iddia ediyorum, böylesine polis denetimine, jandarma denetimine, farklı düşünen ve farklı davranma hakkına sahip olan insanlara karşı hazırlanan bu yasa iki tarafı keskin bıçak gibidir, sadece vatandaşı kesmez, bu iktidara da zarar verir. Ve iddia ediyorum bu yasanın bir yıldan, iki yıldan daha fazla uygulanma olanağı yoktur.” ifadelerini kullandı.

Bu ülkenin tek şansının herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye olduğunun altını çizen Demiröz, “Bunun da en bilinen tanımı tarafsız ve bağımsız yargıdır. İktidar ve iktidarın içinde ki aklıselim insanları uyarıyoruz; lütfen bu denli demokrasi dışı ve neredeyse faşist ve diktatörlük yapılanmalarını çağrıştıran yasaları desteklemekten vazgeçin.” şeklinde çağrı yaptı. 

"YAYIN YASAĞINA UYMAMAK SUÇ DEĞİL SİVİL İTAATSİZLİKTİR"

Dört bakanla ilgili Meclis'teki görüşmelerle alakalı haberlere getirilen yayın yasağına ilişkin soruya da Ekrem Demiröz, şu cevabı verdi: “Olay şu; önce yasa koyucu koyduğu yasaya uyacak. Önce onlar uyacak yasaya. Bu tamamıyla karartma ve örtme tavrıdır. Belli gazete ve medyanın ise bu yasağa uymama konusunu ben sivil itaatsizlik olarak görüyorum ve suç olarak görmüyorum. Bu şekilde halkı bu denli ilgilendirecek bir konuda haklın haber almasını engelleyecek haber yasaklarına karşıyız. Ya da bir kriter olmalı. İktidar söz konusu olduğunda sorun yok, her şey yasak, başkalarına olduğu zaman her şey serbest. Bu tutarsız ve ikiyüzlü tavrın bir an önce sona ermesi lazım.”

O kişilerin hakları olduğu kadar toplumunda haber alma hakkı olduğunun altını çizen Bursa Baro Başkanı Ekrem Demiröz, “O dört bakan niye istifa etti o zaman, günahsız iseler. Bu kadar tape ne oldu. İktidar gücü elinde bulunduran güç, peki neden dört bakanını koruyamadı. Her şeye sahip çıkan iktidar zihniyeti neden dört bakanına sahip çıkamadı. Bunun arka planında çok ciddi kuşkular taşıyoruz. Ben bilgi almak istiyorum bu ülkenin vatandaşı olarak. Ben kutluyorum, bu yasağı tanımayacağız diyen medya güçlerini, basın organlarını kutluyorum. Bu suç değildir, sivil itaatsizliktir.” şeklinde değerlendirdi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim