• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C

Büyükşehir Düzenlemesi ve 30 Mart Sonrası

Büyükşehir Düzenlemesi ve 30 Mart Sonrası
6360 sayılı On dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 28489 sayılı Resmi Gazete’de 06/12/2012 tarihinde yayımlanmıştı.

Kanun, idari sistemimizi önemli ölçüde değiştiren hükümler içermekle birlikte pek çok maddesi 2014 mahalli idareler genel seçimiyle (1) yürürlüğe girdiği için etkilerini son yedi aydır daha net göstermeye başladı.  Peki bu düzenlemeyle gelen başlıca değişiklikler uygulamada nasıl sonuçlar doğurdu?
 
Öncelikle ilgili değişikliğin kilit noktası: on altı olan büyükşehir sayısının otuza çıkartılmış olması. Yine diğer önemli nokta: gerek mevcut gerek yeni kurulan büyükşehir belediye sınırlarının il mülki sınırı olarak genişletilmesidir. Değişiklik öncesinde, büyükşehir belediyelerinin hizmet alanları, ’pergel yasa’ diye bilinen yasa gereği, 50 kilometrelik alanla sınırlı tutulmaktaydı. 6360 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyesi sınırları coğrafi il sınırlarıyla eşitlenmiş oldu.
 
Bu düzenleme ile mevcut ve yeni kurulan Büyükşehir Belediyelerinin sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
 
Değişikliklerin Yerel Seçimler Sonrası Etkileri;
 
Ters Yönlü Desantralizasyon
 
İl özel idaresi yerel yönetim birimidir. Her ne kadar başında vali bulunsa da vali, halk tarafından seçilen il genel meclisinin kararlarını uygulamakla yükümlüydü. Yeni düzenleme ile kanunda sayılan yetki ve görevler il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülmeye başlamıştır. Dolayısıyla il özel idaresinden alınan yetkilerin çok küçük bir kısmı büyükşehirlere devredilmiş olup bu yetkilerin çoğunun merkezi idarelere devredilmesi aslında ters yönlü bir desantralizasyon sonucunu doğurmaktadır. Söz konusu yetkilere bir kaç örnek vermek gerekirse; önceden il özel idarelerinin vermiş olduğu işletme ruhsatı, maden arama ruhsatları bu kanundan sonra valiler tarafından verilmeye başlanmıştır.
 
Yüzölçümü Geniş Şehirlerde Uygulama
 
İl mülki sınırlarına ilişkin olarak İstanbul ve Kocaeli’de 2004’ten bu yana coğrafi il sınırlarının büyükşehir belediye sınırlarıyla eşitlenmesi model olarak uygulanmaktaydı. Yüzölçümü dar olan bu şehirlerde daha çok ekonomi ve sanayinin büyüklüğünden dolayı verilmiş imkanlar söz konusudur. Fakat bu modelleme Konya gibi Ankara gibi daha büyük coğrafi sınırları olan şehirlerde il içi farklılıkların görmezden gelinmesine sebep olacaktır. Önemli olan mahalli müşterek ihtiyaçların yerinde görülmesi fakat bu kanun ile büyükşehir belediyelerine olağanüstü yetkiler verilerek yerel bazda yapılması gereken işlemlerin büyükşehir belediyeleri tarafından yapılıyor olması rasyonelliği ortadan kaldırmış oluyor. Bu sebeplerle sınırları geniş ve bölgeleri arasında coğrafi ve kültürel farklılıkları olan şehirlerde durum farklı sorunlara sebep olacaktır.
 
Oy kullanma
 
20 Martta 30 ilde; belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği gibi yerel yönetim seçimlerinde, tüm ilin seçmenleri kır-kent ayrımı olmadan oy kullandı. Böylece 2014 yerel seçimlerinde 2009 belediye seçimlerine göre önemli oranda seçmen artışı ortaya çıktı. Dolayısıyla bu sonucun etkilerine bakmak gerekirse: köy ve beldelerdeki seçmenler de büyükşehir belediye başkanlık seçimlerinde oy kullanmaya başladığı için belediye başkanının buralarda yaşayan halkı seçmen olarak görmesi, daha kaliteli nitelikli ve hızlı bir hizmet götürülmesi noktasında olumlu bir işlev yaratacaktır. Tabii unutmamak gerekir ki tüm bunlar varsayılıp tartışılan muhtemel olumlu ya da olumsuz etkiler olup, bir kaç seçimden sonra yaşanacak etkilerin düzenli tespitiyle sabitleşecek çıkarımlardır.
 
İmarda Birlik
 
Bir başka madde değişikliğinde imar düzenlemelerinde birliği sağlamak hedeflenmektedir.(2) Önceden imar uygulamalarında hem büyükşehir hem de ilçe belediyesi yetki sahibiydi ve bunlar bölgenin gerçeğini, kültürünü, mimarisini dikkate almadan birbiriyle çelişen uygulamalar yapabiliyorlardı. Öyle olunca şehirlerde mimari çelişkiler ortaya çıkıyordu. Kanun yürürlüğe girdikten sonra aynı sorunların devam ettiği görülüyor fakat uzun vadede etkileri daha net ortaya çıkacaktır.
 
Vergi ve Harçlar
 
Köy ve beldelerin büyükşehire bağlanması ile içinde yaşayan halk da vergi, harç gibi konularda büyükşehire ilişkin kanunların muhatabı haline gelmiştir. Eskiden köylerin ayrı tüzel kişiliğe sahip olması sebebiyle burada yaşayanların muhatap olmadıkları vergilerle bundan sonra muhatap olmaları söz konusudur. Örneğin, önceden yerel şebekeyle su dağıtımı yapılabiliyordu fakat bu düzenlemeyle birlikte geçici olarak 5 yıllık asgari su faturası tutarının yüzde 25’ine kadar su sağlayan belediyelerce fatura düzenlenebilecek. Belediyeler kanunundan kaynaklanan imar harçları gibi alacaklardan 5 yıl boyunca vazgeçilmiş durumda ama 5 yıl sonra 2014 mart ayını baz aldığımızda 2019 yılında şartlar oluştuğunda beldede yaşayan halk bu vergi ve harçlarla muhatap olacak. Diğer bir nokta: büyükşehir belediyesinde yapılan emlak ve arazi satışlarından alınan vergi oranı köy ve beldelerdekinin neredeyse 2 katıdır ve bundan sonra  köy halkı arazisini sattığında önceden ödediği verginin 2 katını ödemek zorunda kalacaktır. Kısacası köy ve beldelerde yaşayan insanların maddi gelirleri düşünüldüğünde 5yıl sonra bu vergiler birer maddi yük olarak yüklenecektir. Bu örnek yeni düzenlemenin pratik yaşama uygulandığında  olumsuz sonuçlar alınacağının düşünüldüğü maddelerinden biridir.
 
Köy ve Belediyeler
 
Bu yasayla diğer il belediyelerinde de değişiklikler yapıldı. Büyükşehir olmayan illerde nüfusu 2000 altında olan beldeler en yakın olduğu ilçenin mahallesi haline getirildi. Çoğu belde binası atıl bir durumdaydı ve çalışanlara para ödeniyordu. Fakat bu binalar işlevini tam anlamıyla yerine getiremiyor, bu sebeple de devlete maddi bir külfet oluyordu. Böyle düşünüldüğünde gerekli bir düzenleme olduğu görülmekte. Fakat yıl içinde nüfusu azken sezona bağlı olarak belli dönemlerde nüfusu 4 katına kadar çıkan yelerin varlığı gözardı edilmiştir. Yine nüfusu 2000 altında olup işleyişi çok iyi olan belediyeler de söz konusuydu. Kanunkoyucunun örneklerdeki gibi istisnai beldeleri düşünmeden, belde yönetimleri kötüdür çıkarımı üzerinden düzenleme yapmış olması toptancı bir yaklaşım olmuştur.
 
Yerindenlik
 
Avrupa Konseyi Yerel Özerklik Şartı’nı(3) dikkate aldığımızda yerel yönetimler için: ‘hizmetin o bölgeye en yakın yerel yönetim tarafından gördürülmesi esas alınmalıdır’ maddesi yer almaktadır. Bu kanunla mahalli müşterek ihtiyaçları karşılayacak en yakın yerel yönetim yerine artık hizmet alabilmek veya verebilmek için büyükşehirin devasa sınırları içerisinde hareket edilmesi gerekli. Bu değişikliğe ilişkin çoğu belde ve köyde yapılan anketlerde yüzde 85’lik kesimin yapılan düzenlemeye karşı çıktığı görülmüştür. Bu sonucun pratikteki en temel nedeni, köy halkının artık resmi işlemleri için en yakın ilçe merkezine değil büyük şehir merkezine gitmek zorunda kalmasıdır. Çünkü belde halkı ilçe belediyesinde haledebileceği işler için kimi zaman 40 45 km uzaklıkta olan bir ilçeye gitmek zorunda kalmaktadırlar. Halkı büyükşehire mahkum eden bir düzenleme olduğuna yönelik eleştiriler söz konusu. Bir diğer açıdan bakıldığında bu düzenleme, belli ölçüde rasyonel bir düzenlemedir ve yöre halkına pek çok fayda sağlamıştır. Örneğin, özellikle bütçesi yetersiz köylerin ya da bazı belde belediyelerinin kaldırılması ile bu birimlerin kısıtlı imkanlarla sağlanamayan ihtiyaçlarının karşılanma imkanı bulunmuştur.
 
Yetki Aktarımı
 
İl bazında idari hiyerarşi konusunda yetki arttımı söz konusu. Değişiklikten önce içişleri bakanlığının geçici süreliğine seçilmiş belediye başkanını görevden alabilme gibi yetkileri vardı. Yeni yasayla valilere bir idari vesayet yetkisi daha eklenmiş oldu. Bu yetki ile valilikler tarafından ya da il genel meclisi tarafından kesinleştirilmeyen bütçe tasarıları valiliğin talebiyle içişleri bakanlığına gidiyor ve içişleri bakanlığı kararı ile kesinleşmiş oluyor. Kanun yüyürülüğe girdiğinde eleştirilerin merkezi, yönetim yetkilerin fütursuzca büyükşehir belediyelerine aktarılacak olması yönündeydi. Fakat bakıldığında merkezi idareden herhangi bir idari yetki devri söz konusu değil. Ayrıca il özel idaresinin bazı yetkileri valilere aktarıldığı için bir ters yönlü bir yetki devri söz konusu.
 
Ayrıca büyükşehirlerde valilere bağlı, ‘kamu kurum ve kuruluşlarının yatırım ve hizmetlerinin etkin olarak yapılmasını, izlenmesini ve koordinasyonunu sağlamak’ amacıyla(3), Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları kuruldu. Yani merkezi idare valinin aracılığıyla büyüksehirlerdeki yatırımları izleyebiliyor artık.
 
Kanunun yasalaştığı süreçte yapılan ‘Artık ülkeler değil şehirler yarışıyor’ yorumları düzenlemenin şehir yapılandırmasını güçlendirmek adına yapıldığı tahayyülünü zihinlerde oluşturmuştur. Ayrıca bu kanun değişikliğiyle tartışılmaya başlanan bir diğer husus ‘Türkiye yerel yönetime doğru mu gidiyor?’ sorusu olmuştur. Değişiklik ile büyükşehir belediye başkanlarına bir takım yetkiler verilmiş olduğu açıkca görülmekle birlikte tam bir yetki devri mevcut görülmemektedir. Bu sebeple, bu düzenleme ile ne yerinden yönetime kapı aralanmış, ne de barış sürecine kapı kapatılmış, yorumları konuşulmuştur. Yine ‘Seçilmiş Belediye Başkanı / Atanmış Vali ikiliği’ yerinden yönetime bir  demokratikleşme uygulaması olarak mı, yoksa il üzerinde kurulacak bir tür vesayet olarak mı girdiği tartışma konusudur.(4) Ancak yasanın bu tasarımı daha çok uygulamalar sonrasında açıklık kazanacağa benziyor.
 
Hilal YILDIZ / Ankara Strateji Enstitüsü
 
………………………………………………………………………………………………………………………………
(1) 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Genel Seçimleri
(2) 6360 sayılı değişikliğe ilişkin kanununun 3. maddesinde, tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüşen köylerde yapılacak ticari amaç taşımayan yapılar için yörenin geleneksel, kültürel ve mimari özelliklerine uygun tip mimari projelerin oanyı ve izin yetkisi ilçe belediyelerine verilmiştir.
(3) Türkiye anlaşmaya 21.11.1988 tarihinde imza koymuş, anlaşma 9.12.1992 tarihinde onaylanmıştır. Yürürlük tarihi ise 1.4.1993 olarak belirlenmiştir. 3/10/1992 tarih ve 21364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(4) Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı Görev, YetkiVe Sorumlulukları İle Çalışma Usul Ve Esaslarına Dair Yönetmelik, Madde 5/a.
(5) Yeni Düzenlemelerin Yerel Yönetim Seçimlerine Etkileri, 05.08.2013,http://www.bianet.org/bianet/siyaset/148965-yeni-duzenlemelerin-yerel-yonetim-secimlerine-etkileri

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim