• BIST 89.109
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6410
  • Euro 3,9269
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

"Can Dündar'ın Başına Bir Şey Gelse, 'Casus' Diyenler Bunun Hesabını Nasıl Verecek!"

"Can Dündar'ın Başına Bir Şey Gelse, 'Casus' Diyenler Bunun Hesabını Nasıl Verecek!"
Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan, Kocaeli Barosu ile birlikte ev sahipliği yaptıkları Ege- Marmara Bölge Baro Başkanları Toplantısında BAROTÜRK’ün sorularını yanıtladı.

BAROTÜRK / İSMAİL ÇOLAK

Öncelikle toplantı gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Av. Zafer Kazan, daha sonra hem Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyesini hem de Zaman gazetesine kayyım atanması kararını yorumladı. Av. Kazan, ülkenin içinde bulunduğu durumu; karanlık bir tünel içerisinde karanlık labirentlerle çevrili bir yerden çıkış yolu aramaya benzetti.

Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyesini; Hukukun kenarından köşesinden geçildiği, hukukun gölgesinin görüldüğü, bulut olarak dahi geçtiği bir ülkede tahliye edilmesi gerekirdi.” Şeklinde yorumlayan Av. Kazan, Zaman Gazetesine kayyım atanması kararı için ise; “Suç işlenmiştir, anayasal bir suçla karşı karşıyayız. Kim yaparsa yapsın, kim maruz kalırsa kalsın sonuçları açıktır ve bellidir.” İfadelerini kullandı.

İşte Av. Zafer Kazan’la gerçekleştirdiğimiz o röportaj:

Ege- Marmara Bölge Baro Başkanları toplantısı hakkında genel bir değerlendirmede bulunan Av. Kazan, şunları söyledi;

“Toplantımız Ege Marmara Bölge Baro Başkanları toplantısı. Geçtiğimiz dönem Muğla’da yapmıştık. Bu kez hem Muğla’da alınan kararların takibini yapmak hem yeni gündem maddelerini konuşmak üzere toplandık. Meslek sorunlarının üst üste yığıldığı, çok ciddi anlamda hukuk devleti olamama sıkıntısı yaşadığımız bu ağır günlerde fikirlerimizi paylaştığımız, meslektaşlarımızın sorunlarını paylaştığımız bir toplantı… Çözüm önerilerimizi ortak bir metin halinde sonuç bildirgesi olarak hazırlamayı ve bunu sorumluluk sahibi yasa düzenlemesi yapacak olan meclisle ve gerekli yürütme organlarıyla paylaşmayı düşünüyoruz.”

BU KADAR AĞIR ŞARTLARIN OLDUĞU BİR ZAMANDA HER GÜNDEM ÇOK HAFİF KALIYOR

“Ülke olarak, anayasanın artık sorgulanır hale geldiği, daha doğrusu ‘uymam!’ denildiği, hukuk devletinin tamamen ortadan kaldırıldığı, anayasanın askıda olduğu bu devirde, bu kadar ağır şartların olduğu bir zamanda her gündem çok hafif kalıyor. En ağır gündemimiz hukuk güvenliği ve anayasal devlet olma problemimiz. Biz bu ağır şartlara rağmen hukuk demeye adalet demeye ve bununla birlikte asıl olarak esas olarak yurttaşın hak arama hürriyetini adalete erişme hürriyetini ve hukukun şemsiyesinden faydalanma hakkını savunacak gündem maddeleriyle toplandık. Biz avukatlar olarak, barolar olarak esasen bir meslek grubunun hakları için toplanmıyoruz. Biz yurttaşın hakları için toplanıyoruz. Bu ülkede yaşayan her bir bireyin hukuk güvenliği içinde yaşayacağı asgari şartlar oluşması için toplanıyoruz. Dolayısıyla meslek sorunu dediğimiz özelinde meslek sorunu değil; yurttaşın hukuk güvenliğini, yurttaşın hak arama hürriyetinin korunmasını konuşuyoruz ve bu sese bütün toplum kesimlerinin kulak vermesini istiyoruz. Bu konuda bütün ülke olarak acilen hukuka, adalete, huzura, barışa ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.”

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün tahliye edilmesinin ardından, bazı basın yayın organlarında tekrar tutuklanacakları yönünde haberler çıkmasını yorumlayan Av. Kazan, "Bir hukuk devletinde… Öncelikle bir hukuk devletinde asgari şartlar içerisinde tutuklanamaması gerekirdi zaten. Dava dahi açılmaması gerekirdi. Açıldı! Ve tutuklandı! Hukukun kenarından köşesinden geçildiği, hukukun gölgesinin görüldüğü, bulut olarak dahi geçtiği bir ülkede tahliye edilmesi gerekirdi. Çok şükür bulutun tamamı terk etmemiş ülkeyi ki serbest kaldılar. Artık, hukukun gölgesi bulutu bizi terk edip gitmeyecekse tutuklanmaması lazım.” Dedi.

Av. Zafer Kazan şöyle devam etti;

“Ama bu öğle güneşi gibi değilse bu gölge bu bulut, öğle güneşi gibi bir anda çekip gidecekse eğer -bu ülkede olmayacak iş yok- tutuklanabilir. Ama neden tutuklanabilir? Anayasa tanınmıyor, parça parça edeceğiz diyenler oldu ve hakkaten de parça parça edildiği günleri yaşıyoruz. Böyle bir ülkede ne olmaz ki…“

CAN DÜNDAR’IN HAYATİ TEHLİKESİ DE SÖZ KONUSU OLABİLİR

“Böyle bir ülkede Can Dündar’ın hayati tehlikesi de söz konusu olabilir. ‘Tutuklayamadık madem seni’ deyip de, bu konuda kaos çıkartmak isteyen bir karanlık el tarafından hayatına son verilse Can Dündar’ı cadılaştıran, düşmanlaştıran, terörize eden, casus diyen insanlar ne cevap verecekler… Can Dündar’ın cenazesine mi gelecekler? Veya gelirler mi acaba? Çok vahim bir durumla karşı karşıyayız. Anayasa Mahkemesi’ne rağmen ‘tekrar tutuklayacağız, tekrar içeri alacağız, nasıl salarsınız, casus bu adam’ tartışmaları arasında birisi kalkıp pat diye Can Dündar’ı vurursa –Allah korusun- böyle bir durumla bu ülke karşı karşıya kalırsa böyle bir durum yaşamayacağımızın garantisi var mı, bunun hesabını kim verir? Dolayısıyla bu konu bitmiştir artık bitmelidir. Can Dündar’da bir insan ve mesleğini çok iyi yapan bir kişi. Mesleğini yaptı. Hala bu tazyik altında bu konunun konuşuluyor olması Can Dündar ve Erdem Gül’ü bu ülkede yaşayamaz hale getirir.”

Basın üzerinde oluşturulan baskı ve tehditle birlikte gazetecilerin işlerini yapamaz hale getirilmesini de yorumlayan Av. Kazan, “Bu süreç böyle devam etmez. Bunun iki sonucu var; bir insan belli bir ağırlığı kollarıyla belli bir süre kaldırabilir ama uzun süre bu ağırlığı tutmaya kalkarsa altında kalır ve yıkılır.” Dedi.

Başkan Av. Zafer Kazan şöyle devam etti;

BASIN MI İSTİYORUZ AMİGO MU?

“Herkes bu ülkede görevini mesleğini özgürce yapsın basın özgür olmazsa basın olmaz amigo olur. Gerçekçi olalım, biz; gerçekten adına basın denen bir basın mı istiyoruz yoksa amigo mu istiyoruz? Bu tartışmayı bu noktada yapmak ve bu ülkenin bütün asgari şartlarında buluşma zorunluluğumuz var. Ülkenin iki tarafı da sağı da solu da karanlık. Bir tünelin içerisindeyiz ve karanlık bir içerisindeyiz nereye dönsek bir karanlık tünele giriyoruz. Işığı tam gördük derken bir karanlık tünele daha giriyoruz. Bir karanlık labirentin içindeyiz ve bu labirent içerisinde kaldığımız müddetçe hepimizi kötü bir gelecek bekliyor. Artık tünelin ucundaki ışığı görmek zorundayız. Nedir o ışık; adalettir, demokrasidir, hukuk devletidir, hukuk güvenliğidir. Biz bunu seslendiriyoruz, bunu dile getiriyoruz, uyarıyoruz. Bu ülkenin bu şekilde devam etmesinde imkân yok. Bu asla ve kat’a mümkün değil.”

Av. Kazan, son olarak İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla Zaman Gazetesine kayyım atanmasını yorumladı.

Av. Kazan, Anayasanın 30. Maddesini hatırlatarak, “Anayasa açık hüküm altına almıştır. Basın özgürdür, basın araçlarına suç işlendiği gerekçesiyle el konulamaz müsadere edilemez. Çok açık çok net. Ayrı bir kanuna dahi gerek yok anayasa bunu güvence altına almış.” Dedi.

Hukuksuzluğa kim maruz kalırsa kalsın, tepki gösterilmesi gerektiğini savunan Av. Kazan, “Anayasal bir suçla karşı karşıyayız. Kim yaparsa yapsın, kim maruz kalırsa kalsın sonuçları açıktır ve bellidir.” İfadelerini kullandı.

Başkan Av. Kazan’ın Kayyım kararı ile ilgili değerlendirmeleri şöyle:

ADALETİN GÖZLERİ BAĞLIDIR, DÜŞMANI DAHİ OLSA ONDAN ADALETİ HUKUKU ESİRGEYEMEZ

“Adaletin gözleri bağlıdır neden? Sevmediği insana da adalet vermek için. Adaletin gözleri bağlıdır, düşmanı dahi olsa ondan adaleti hukuku esirgeyemez. Adaletin gözlerinin bağlı olmasının sebebi budur ama hukuk sembolünü, felsefesini kaybetti. Hukukun temeli ayaklarımızın altından kayıp gitti. Artık kim olduğuna ne olduğuna bakılıyor. Adalet heykelinin neden gözlerinin bağlı olduğunun gerçeği unutuldu. Oysa bakılamaz kim olduğuna, anayasa güvence altına almış bundan herkes istifade etsin diye… Kimsenin suç işleme özgürlüğü elbette yoktur ama anayasal çerçeveye ve hükümlere hepimizin bağlı olması ve saygı duyması gerekir. Bu bağlamda -yayın kuruluşunun adı önemli değil-  yapılan şey açıkça anayasaya aykırıdır, suçtur. Ama buna rağmen bir basın kuruluşunun hayatiyeti sona erdirilmiştir. Bununla ilgili söylenebilecek tek şey bu…”

SUÇ İŞLENMİŞTİR, ANAYASAL BİR SUÇLA KARŞI KARŞIYAYIZ

“Bu durumdan herkes ders almalıdır. Basın da bağımsız olması gerektiğini anlamalıdır. Biz zaman gazetesinin geçmişte nasıl da yandaş yayınlar yaptığını çok iyi biliyoruz, farkındayız ve işte bu da Zaman Gazetesinin içine dert olsun çünkü o gün yaptıkları iş gücün yanında yer almaktı ve hukuksuzluğun ve adaletsizliğin bir gün kendilerini de vuracağını fark etmediler. Biz hep şunu söyledik; herkes için adalet, herkes için hukuk… Adaletin düşmanı olmaz, hukukun düşmanı olmaz. Bizim amacımız kim olursa olsun adaletle yaklaşmak hukuku uygulamak hukuksal evrensel değerlerin yerleşmesini sağlamak. Eğer biz bunu sağlayamıyorsak, kendimize hukukçu diyemeyiz. Hukuk, hukukçunun namusudur. Ben kim olduğuna bakıyorsam ben hukukçu olamam. Evet, sevmeyebilirim ama ben bunu söylemekten kendimi alıkoyamam ben hukukçuyum. Dolayısıyla bu konuya da böyle bakıyorum; suç işlenmiştir, anayasal bir suçla karşı karşıyayız. Kim yaparsa yapsın, kim maruz kalırsa kalsın sonuçları açıktır ve bellidir.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim