• BIST 102.915
  • Altın 146,120
  • Dolar 3,5155
  • Euro 4,1901
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 14 °C

CHP'li Eski Vekile 18 Ay Hapis Cezası!

CHP'li Eski Vekile 18 Ay Hapis Cezası!
Eski CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu çok tartışılan Kayseri Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak seçim döneminde yaptığı konuşmalar dolayısıyla yargılandığı davada 18 ay hapis cezası aldı.

CHP Kayseri eski Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, dönemin Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin belediyedeki faaliyetleri ve yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak yaptığı açıklamalar yüzünden ceza aldı.

Kulkuloğlu o dönemde söz konusu iddiaları yakından takip etmiş TBMM içinde ve dışında konuyla ilgili bilgi ve belgeleri paylaşmıştı.

Ancak Şevki Kulkuloğlu hakkında milletvekilliğinin bitmesi sonrası 10.12.2015 tarihinde kamu görevlisine hakaret suçlaması ile kamu davası açılmıştı. Kulkuloğlu işte bu davadan 18 ay hapis cezası aldı.

Şevki Kulkuloğlu'nun avukatı Ömer Faruk Eminağaoğlu ise konu ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı.  

Eminağaoğlu açıklamasında açıklamalarda şu ifadelere yer verildi:

 

BASINA VE KAMUOYUNA
 
Dönemin Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin belediyedeki faaliyetleri ile ilgili olarak, o dönemde Kayseri CHP milletvekili olan müvekkilim Mehmet Şevki Kulkuloğlu, görevinin gereği olarak etkin siyasal ve hukuksal bir mücadele yürütmüş, belediyedeki hukuka aykırılıkları 2010-2011 yıllarında TBMM gündemine taşımış, bu konuda TBMM çatısı altında defalarca basın açıklaması yapmıştır.
 
Daha önce TBMM çatısı altında defalarca söylenen bu sözlerin, TBMM çatısı altında tekrarlanmaması yolunda alınmış bir TBMM kararı da bulunmamaktadır.
 
Bu yönüyle söz konusu açıklamaların TBMM dışında tekrarlanması, Anayasa'nın 83/1 maddesi uyarınca kürsü sorumsuzluğu kapsamında kalmaktadır. Cezai yönden kürsü sorumsuzluğu kapsamında kalan bu sözler, suç oluştursun veya oluşturmasın, cezai yönden mutlak bir sorumsuzluk durumu söz konusudur. Kaldı ki bu sözlerde suç oluşturan bir yön de bulunmamaktadır.
 
Öte yandan bu sözler müvekkilimce 2011 genel seçimleri seçim takvimi içinde, TBMM dışında ve seçim propagandası döneminde siyasal faaliyet kapsamında tekrarlanmıştır. 
 
298 sayılı Seçim Yasası'nın 179. maddesi uyarınca bu kapsamdaki eylemlere ilişkin kamu davasının seçimin bitmesinden sonra altı ay içinde açılması gerekmektedir. 
 
Seçimlerden sonra devam eden milletvekilliği karşısında bu konudaki dosya milletvekilliğinin sona ermesine kadar bekletilmiştir. 07.6.2015 tarihinde biten dokunulmazlık karşısında ise, altı ay içinde kamu davası açılma kuralına bile uyulmadan 10.12.2015 tarihinde kamu görevlisine hakaret suçlaması ile kamu davası açılmıştır.
 
6352 sayılı Yasa'nın Geçici 1 ve Geçici 1/5 maddelerine göre, 31.12.2011 tarihinden önceki basın veya düşünce açıklaması yoluyla işlenen eylemlerde, herhangi bir istisna öngörülmeden, kovuşturmanın ertelenmesi hükümleri söz konusudur. Yasada böyle bir durumda, hükmün açıklanmasının geri bırakılamayacağı da açıkça ifade edilmiştir.
 
Tüm bu hukuksal duruma rağmen müvekkilime, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 27.5.2016 tarihinde, kamu görevlisine zincirleme hakaret gerekçesiyle 442 gün karşılığı olarak 8.840 TL adli para cezası verilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.
 
Müvekkilim, siyasal ve hukuksal faaliyetleri ile yolsuzlukların üzerine gitmiş, görevi gereği yolsuzluklardan hesap sormuştur. O gün büyükşehir belediye başkanı olan kişi ise, bugün bakanlık sıfatına sahip olmuştur. Bu olaylar nedeniyle, hiç bir cezai sorumluluğu bulunmamasına da rağmen, bunca hukuka aykırılık yaratılarak müvekkilimden de ne kadar üzücüdür ki adliye üzerinden, neden yolsuzlukların üzerine gittiğinin hesabı sorulmuştur. Müvekkilim bu eylemlerinin ve mücadelesinin sonuna kadar arkasındadır. Bu tablo yargı bağımsızlığı yönünden içinde bulunulan durumu ortaya koyan, ayrıca muhalefet yapma görevini bile ortadan kaldıran, ibret verici bir tablodur.
 
Öte yandan bu durum, kaldırılan dokunulmazlıklar konusunda, milletvekillerinin nasıl bir yargı önüne çıkarılacaklarını da açıkça ortaya koymaktadır.
 
Dokunulmazlıklar ile ilgili olarak TBMM, terör sömürüsü yaratılması karşısında, kendi bağımsızlığını koruyamamıştır.
 
TBMM'nin, terör veya her konudaki dosyaları tek tek görüşmesi, terör dahil her somut olay ve konu hakkındaki duruşunu bu şekilde her olay ve konu hakkında açıkça ve hukuk çerçevesinde anayasaya uygun biçimde ortaya koyması, TBMM'nin de terör ile ilgili konu edilen her olay karşısında açıkça duruş göstermesi yerine, Ulus'un temsil edildiği ve egemenliği kullananan TBMM'ye bile terör gözü ile bakılabilmiştir. Böyle bir irade, terörle mücadele etmeyi esas alan değil, istenilen olayda istenildiği kadar mücadele etme veya etmemeye dayalı, aynı zamanda da iktidarın sorumluluğunu perdeleyen bir iradedir.
 
Terör sömürüsü ile bütün milletvekilleri ve demokrasi yönünden bir risk hali yaratılarak, demokrasi için var olması gereken TBMM'deki siyasi partiler, el birliği ile 12 Eylül darbesinin 1 numaralı bildirisini, dokunulmazlıkların kaldırılması yoluyla anayasa değişikliğine dönüştürerek ortaya çıkarmışlardır.
 
6216 sayılı Anayasa Mahkemesi Kuruluş Yasası'nın 45/3 üncü maddesi uyarınca, TBMM kararı ve anayasa değişikliği gibi yasama işlemlerine karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu kapalı olmasına, dokunulmazlıkların da Anayasa'nın 83 ve 85 inci maddeleri uyarınca her dosya tek tek görüşülerek bir TBMM kararı ile değil, genel olarak herkesi kapsayacak biçimde bir anayasa değişikliği ile kaldırılmış olması karşısında, tek tek milletvekillerinin Anayasa Mahkemesine başvuru yolunun açık olmadığı ortadadır.
 
Demokratik hukuk devletine aykırılığın en ileri düzeyde yaşandığı bu dönemde, demokratik hukuk devletinin yaşatılabilmesi için, muhalefet etme koşullarının korunması gerekirken, artık iktidar bir tarafa muhalefet partileri yönetimlerinin tutumlarının, bu koşulların varlığı için tehlike oluşturması, açıklanabilir değildir.
 
Demokratik hukuk devletinin, hukuk ve demokrasi yoluyla korunması, bunun da etkin olarak yargı ve siyasi partiler yoluyla yapılması gerekirken, ne kadar üzücüdür ki bu sonucu yargı ve TBMM'deki siyasi parti yönetimleri yaratmıştır.
 
Müvekkilim hukuk ve demokrasi için mücadele etmiş olup, bu mücadelesinde üstelik bugün yalnız da bırakılmasına rağmen, bu hukuk ve demokrasi mücadelesi, bedeli ne olursa olsun sonuna kadar sürdürülecektir.
 
Kayseri CHP Önceki Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu vekili
Av Ömer Faruk Eminağaoğlu

ÇAĞDAŞ SES

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim