• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 7 °C

“Cizre'ye Su Gönderelim Diyoruz Hükümet Kabul Etmiyor”

“Cizre'ye Su Gönderelim Diyoruz Hükümet Kabul Etmiyor”
Gerçekten ne oluyor Cizre'de? Bir süre önce Yüksekova'daki çatışmalar sırasında uzun uzun konuştuğum bir vekil şöyle anlatıyor:

DOĞAN ERTUĞRUL*

“Orada insanî bir dram yaşanıyor. Bir hafta sokağa çıkma yasağı mı olur? Asker, polis, sivilleri öldürüyor. Ekmek yok. Karneye bağlanmış. Her yer kapalı. Nur Mahallesi'nde su yok, su. Pet şişeyle su gönderelim diyoruz, hükümet kabul etmiyor.”

‘Abi, köyüm, evim orada. Evime git-meme neden yasak? Ben öğretmenim, senin gibi memurum. Eve gitmeyip ne yapacağım. Dağda mı yatayım?' Midyat çıkışında Cizre yolu üzerinde bir kontrol noktasındayız. Cizreli öğretmen polis ve jandarmaya derdini anlatmaya çalışıyor. Ama talimat kesin. ‘Biz de görevimizi yapıyoruz' diyor bir komiser. ‘Niye gönderdiniz derlerse' ne diyelim? Kısa bir sessizlik. ‘Gazeteciyiz HDP heyetini izlemek istiyoruz. Biz geçelim' diyorum. Komiser ‘Onlar Cizreli onlara bile izin vermedim. Siz hiç geçemezsiniz.' Ama HDP heyeti geçti. ‘Valla onlar dağlardan geçtiler. İsterseniz siz de dağlardan filan geçin. Ama biz izin veremeyiz'. Devlet HDP'den sonra gazetecilere de mi dağları adres gösteriyor' diyorum. Ortalık biraz yumuşuyor. Hadi geçin…

İdil çıkışında yüze yakın Özel Harekât polisinin ablukası altında bekletilen HDP heyetinin yanındayız. Eşbaşkan Selahattin Demirtaş'la birlikte 20 kadar HDP'li vekil öğle sıcağında yolun açılmasını bekliyor. Ama umut pek yok. İstanbul vekili Garo Paylan ve gazeteciler, HDP'liler ile polisler arasındaki müzakereleri yürütüyor. Gerginlik var ama çözülecek gibi. Bir HDP'li vekil günü özetliyor. ‘Polisle köşe kapmaca oynadık buraya gelene kadar. Biz onların yanından geçip ilerliyoruz. Biraz sonra yeniden önümüzü kesiyorlar. Belki 10 kez böyle oldu. Sonra dağa yöneldik. Bildiğin dağ, öyle tepe filan değil. Volkanik taşlarla dolu yamaçları geçtik. Bu kez da robokoplar önümüzü kesti. Gaz attılar. Bakın dumanları hâlâ çıkıyor. ‘Vekiller girmeyecek' dediler. Halktan 500-600 kişi geçti polis barikatını nereye kadar gittiler, bilmiyoruz. Ama Cizre'ye girmelerine izin vereceklerini sanmam. Biliyorsunuz, vur emri var. Kürt sokağa mı çıktı. Vur. Cizre bu.

‘Cizre bu'. Gerçekten ne oluyor Cizre'de? Bir süre önce Yüksekova'daki çatışmalar sırasında uzun uzun konuştuğum bir vekil şöyle anlatıyor: ‘Sultan, HDP'li vekiller kesinlikle girmeyecekler' demiş. Ama ilk günden bu yana bizim Cizre'de 7 vekilimiz var. Yani bilgi alıyoruz. Durum şu. Orada insani bir dram yaşanıyor. Bir hafta sokağa çıkma yasağı mı olur? Asker, polis, sivilleri öldürüyor. İlçede elektrik yok. Ekmek yok. Karneye bağlanmış. Her yer kapalı. Allah aşkına yazın, özellikle Nur Mahallesi'nde su yok, su. Pet şişeyle su gönderelim diyoruz. Hükümet kabul etmiyor. Ama bu insanlık dramına göz yumamayız. Biz diyoruz ki ‘Gidelim. Durumu yerinde tespit edelim. Çünkü sokağa çıkma yasağı yüzünden insanların cesetlerini defnedemedikleri, kokmasın diye cenazelerini buz kalıpları içinde sakladıkları, annelerin çocukların cenazesini evinde derin dondurucuya koyduğu söyleniyor. Allah'tan korkun. Buna vicdan dayanır mı? Hatta çağrı yaptık ‘Gelsin iktidar vekilleri de bizimle Cizre'ye girsin' dedik. Ama dediğim gibi, Sultan talimat vermiş ‘taş taş üstünde kalmayacak' diye. Onun için girmemize izin vermeyecekler. Ama biz burada yaşananları Türkiye gündemine getirmeyi başardık. İnşallah sokağa çıkma yasağı ve abluka bir an önce kalkar.

HDP'li vekile ilçede tek taraflı bir operasyon değil, bir çatışma olduğu iddialarını hatırlatıyorum. “Doğrudur, olabilir. Öyle bile olsa yine bize izin versinler Cizre'ye girelim. Çünkü bizdeki bilgilere göre Cizre'de ‘gerilla' yok. YDG-H var. Öz savunma gücü diyorlar. Biz onların çatışmalarını da tasvip etmiyoruz. Onlar silahlanmışsa, çatışıyorsa iktidar bizi bıraksın. Biz girelim Cizre'ye, gençleri ikna etmeye çalışalım. Eğer ikna edemezsek söz veriyoruz. Barikatları kaldırmaları, silahları bırakmaları taleplerini barışçı yollarla dile getirmeleri için biz orada sokağa çıkarız.”

Bir gazeteci heyetin amacının barışçı olduğuna dikkat çekmek için dağda önleri kesildiğinde Demirtaş'la polisler arasındaki diyaloğa atıf yapıyor. ‘Demirtaş, ‘Biz ölüm için değil, yaşamak için, kendimiz için değil, hepimiz için eylem yapıyoruz. Bak benim de çocuğum var, senin de çocuğun varmış. Allah korusun, çocuğun ölsün ister misin? Biz de bu çocuklar ölmesin diye Cizre'ye girmek istiyoruz' dedi. Vallahi polisin gözleri doldu. Ağlayacak hale geldi. Buyurun, geçin dedi. Kardeşim kim çocuğunun ölmesini ister. Bu polisleri salıyorlar bizim üzerimize…

Leyla Zana: Ölümlere sessiz kalmak vicdansızlık

HDP heyetinin kamp kurduğu İdil'de resmen sokağa çıkma yasağı yok. Ama Cizre'de yaşanan ölümlerin anısına kepenk kapatma var. Tüm işyerleri dükkânlar kapalı. Sokakta kimseler yok. Sadece öğretmen evi açık… HDP heyeti de orada kalıyor. Sokaklar tenha ama öğretmen evinin bahçesinde yüze yakın kadın, çocuk var. Kim olduklarını soruyorum. ‘Onlar evlerine girmeleri yasaklanan Cizreliler. HDP'den bir çözüm bekliyorlar' diyor bir görevli. Kısa süre sonra Demirtaş arabadan inince bir kadın önüne atlıyor. ‘Evi arıyorum. 2 gündür kimse açmıyor. Bir komşumu aradım, valla buradaki evleri hep taradılar. Ne oldu bilmiyorum' dedi. Ne olur siz geçerseniz beni de Cizre'ye götürün. Demirtaş sesiz… Bahçede o sabah çatışmalar durmazsa ölüm orucuna başlayacağını açıklayan Leyla Zana'ya bu çok ağır kararın gerekçesini soruyorum. ‘Çünkü iki taraf da sadece bu dilden, şiddetten anlıyor. Başka dilden anlamıyor. Yeter artık. Bu ölümlere sessiz kalmak vicdansızlık… Bu ölümler ancak vicdanla, iki halk da ölümlere sessiz kalmadığı zaman durur. Türkler de Kürt halkı da biz ölüm istemiyoruz, demediği sürece çatışmalar bitmez' karşılığını veriyor. Ya ölüm orucu bile toplumun vicdanını harekete geçiremezse? ‘Benim elimden gelen bu. Ben elimden geldiği kadar bu vicdansızlığa izin vermeyeceğim. Bu vicdansızlığa direneceğim.

*ZAMAN / İDİL - ŞIRNAK

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim