• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -3 °C

Danıştay Habere Tam Erişimin Önünü Açtı

Danıştay Habere Tam Erişimin Önünü Açtı
Danıştay, 17-25 Aralık soruşturmasından sonra basın mensuplarının emniyet binalarına girişini ve emniyetteki basın odalarının tahsinin iptal eden genelgeyi “Hukuka aykırı” buldu ve yürütmesini durdurdu.

Ayşe Nur Dil / Ankara Strateji Enstitüsü

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün basın mensuplarının emniyet binalarına girmelerinin yasaklanmasına ilişkin olarak valiliklere gönderdiği genelgenin yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan dava, Danıştay 10. Dairesi’nce reddedilmişti. Dava konusu işlem merkez ve taşra birimlerinde basın mensuplarına tahsis edilen odaların iptal edilerek basın mensuplarının emniyet bina ve eklentilerine girişlerinin yasaklanması işlemiydi. Ret kararı üzerine İstanbul Barosu karara itiraz ederek yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’a başvuruda bulundu.
 
“Barolar Basın Özgürlüğü İhlallerinde Doğrudan Taraftır”
 
Davacının İstanbul Barosu olmasının subjektif olarak mümkün olup olmadığının tartışıldığı kararda baroların Avukatlık Kanunu gereği hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak amacıyla çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde olduğu; dava konusu genelgede anayasal bir temel hak olan ifade özgürlüğü, basının bilgi ve halkın haber alma hakkına ilişkin doğrudan bir düzenleme yapıldığından, Baro’nun bu ihlali dava konusu yapmasının ve davacı olmasının kabul edilebilir olduğu oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
 
Habere Erişim Kısıtlanması, İfade Özgürlüğü Hakkının Özüne Dokunmaktadır
 
İfade özgürlüğünün Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin pek çok kararında belirtildiği gibi sadece “düşünce ve kanaate sahip olma” değil, bu düşünce ve kanaati açıklama ve yayma; buna bağlı olarak da “haber veya görüş alma ve verme” özgürlüklerini de kapsaması nedeniyle dava konusu genelgede düzenlenen, emniyet binalarında bulunan ve basına tahsis edilen odaların tahsisinin iptali veya basın mensuplarının Emniyet binalarına girişinin yasaklanması hususunun Anayasa ve üst hukuk kurallarına aykırı olduğu karara bağlanmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu böylece habere erişim hakkının kısıtlanmasının ifade özgürlüğü hakkının özüne dokunduğuna hükmetmiştir.
 
Anayasa’nın 26 ve aynı doğrultudaki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddeleri  herkesin kural olarak ifade özgürlüğüne sahip olduğunu vurgulamış; Anayasa’nın 28, 29 ve 30. maddelerinde basın özgürlüğüne ilişkin ek güvenceler sağlanmıştır. İfade özgürlüğü, Anayasa’nın 26. maddesinde belirtilen hükümlere uygun olarak; ayrıca Anayasa’nın 13. maddesi gereğince, temel hak ve özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğinden, bu sınırlamalar da, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağından, bu özgürlüğe ilişkin getirilecek sınırlamaların belirtilen gereklere de uygun olması bir zorunluluktur. Anayasa’da düzenlenen “haberleşme hürriyeti” ve “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”nin sınırlandırılabileceği haller, “…Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri..” olarak sıralanmaktadır. Ancak genelgeyle kısıtlanan hak kanunla düzenlenen bu sebeplerden hiçbirine bağlılık göstermemektedir. Ayrıca ifade özgürlüğü konusunda devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Kamu makamları, negatif yükümlülük kapsamında zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı ve bunu yaptırımlara tabi tutmamalıdır.
 
Kararda medya ve basın yayın kuruluşlarının demokrasi kültürünün yerleşmesi ve devamı adına başat faktör olduğuna da dikkat çekilmiştir. Kamu gücünü elinde bulunduranların yetkilerini hukuki sınırlar içinde kullanmalarını sağlamak açısından basın ve kamuoyu denetimi en az idari ve yargısal denetim kadar etkili bir rol oynamakta olup, bu yönüyle büyük önem taşımaktadır.  Bu açıdan yargı yerleri, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup dokunulmadığını, ölçülü davranılıp davranılmadığını her olayın kendine has özelliklerine göre irdelemelidir.
 
Sonuç olarak basın mensuplarının haklarının çıkarılan genelgeyle kısıtlanması hem Anayasa ve AİHM ile düzenlenen temel hak ve özgürlüklere hem de Basın Kanunu’na açıkça aykırıdır. Danıştay İdari Davalar Kurulu bu sebeplerle genelgenin dava konusu kısmının iptaline, bir önceki yürütmeyi durdurma istemini reddeden Danıştay 10. Dairesi’nin kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Böylece hukuka açıkça aykırı olan bu genelgenin uygulanması durumunda basın mensuplarının halkı ilgilendiren emniyet hizmetlerine ilişkin haberlere ulaşılmasının engellenmesi ve böylece basının bilgi alma, halkın da basın aracılığıyla bilgi alma ve habere ulaşma hakkı yönünden telafisi güç durumların ortaya çıkmasının önüne geçilmiştir.
 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim