• BIST 89.953
  • Altın 145,342
  • Dolar 3,6209
  • Euro 3,9098
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

Davacı Avukatın Haksız Yere Baroya Şikayet Edilmesi

Davacı Avukatın Haksız Yere Baroya Şikayet Edilmesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/702
KARAR NO. 2016/173
KARAR TARİHİ. 11.1.2016

DAVACI AVUKATIN HAKSIZ YERE BAROYA ŞİKAYET EDİLMESİ SEBEBİYLE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ

2709/m. 12, 25, 26, 36
6098/m. 49
4721/m. 24, 25

ÖZET : Dava, haksız şikayet sebebiyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.

Davacı, avukat olarak çalıştığını, dava dışı işten çıkarılan müvekkilleri adına uzlaşmak amacıyla şirket yetkilisi olan davalı ile telefon görüşmesi yaptığını, ancak davalının telefon görüşmesine farklı anlamlar yükleyerek kendisini Baroya şikayet ettiğini, şikayet neticesinde Baro disiplin kurulunca iddiaların yersiz olduğundan disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiğini beyan ederek, uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.

Kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptirler. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının hukuka uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin, hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

[u]Davalının şikayet dilekçesinde kullanılan kelimelerin kişisel değer yargısı olduğu, hakaret niteliği taşımadığı, söz konusu şikayet dilekçesinde davalının sarf ettiği düşüncelerden hoşa gitmeyen, rahatsız edici olanlarının dahi ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması, kişisel değer yargısı niteliğindeki beyanların eleştiri sınırlarında kaldığının kabul edilmesinin gerekir. Davalının, davacı hakkında şikayetçi olmasında olağan kuşku ve somut emarelerin bulunduğunun kabulüyle istemin tümden reddi gerekir.[/u]

DAVA : Davacı A. A. vekili Avukat Ö. K. tarafından, davalı S. G. aleyhine 31/07/2013 gününde verilen dilekçeyle kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2014 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR: Dava, haksız şikayet sebebiyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, A... Barosu'na kayıtlı avukat olarak çalıştığını, dava dışı işten çıkarılan müvekkilleri adına uzlaşmak amacıyla şirket yetkilisi olan davalı ile telefon görüşmesi yaptığını, ancak davalının telefon görüşmesine farklı anlamlar yükleyerek kendisini A... Barosu'na şikayet ettiğini, şikayet neticesinde A... Barosu disiplin kurulunca iddiaların yersiz olduğundan disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiğini beyan ederek, uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalı, kendisinin yasal şikayet hakkını kullandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davalının baroya verdiği şikayet dilekçesinde kullandığı ifadelerin anlamı itibariyle davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyişle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde; “. .” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptirler.

Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “. ” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. TMK 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK'nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp, kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının hukuka uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin, hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacının avukat, davalının şirket temsilcisi olduğu, davacının dava dışı müvekkillerinin işçilik alacakları sebebiyle davalıyla telefon görüşmesi yapması sebebiyle davalının baroya şikayet dilekçesi verdiği, olayın gelişimi ve dilekçenin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, şikayet dilekçesinde kullanılan kelimelerin kişisel değer yargısı olduğu, hakaret niteliği taşımadığı, söz konusu şikayet dilekçesinde davalının sarf ettiği düşüncelerden hoşa gitmeyen, rahatsız edici olanlarının dahi A. S. 10. maddesi, Anayasa 26. maddesi uyarınca, ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunmasının gerektiği, kişisel değer yargısı niteliğindeki beyanların eleştiri sınırlarında kaldığının kabul edilmesinin gerektiği, bu itibarla davalının, davacı hakkında şikayetçi olmasında olağan kuşku ve somut emarelerin bulunduğunun kabulüyle istemin tümden reddi yerine kısmen kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 11.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.kararara.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim