• BIST 90.118
  • Altın 146,473
  • Dolar 3,6280
  • Euro 3,9373
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

Demokrasi ‘Devlet Şiddeti’ne Yenik mi Düştü?

Demokrasi ‘Devlet Şiddeti’ne Yenik mi Düştü?
Geleneksel olarak savaş, klanları, kentleri, devletleri karşı karşıya getirirdi. Bu çerçevede strateji ve savaş sanatı tasarlandı.

JEAN-FRANÇOIS DORTIER*

Ancak yüzyıldan beri silahlı çatışmalar çok değişti. Bugün devletlerarası savaşların kaybolduğunu görüyoruz. 2016'da çatışmalar devlet içi ve asimetrik. İlk grup Suriye, Afganistan ve Irak'ta örneklerini gördüğümüz iç savaşlardır. Asimetrik savaşlar ise karşılaştırılabilir durumda olmayan güçleri karşı karşıya getirir. Bu gölge savaşlarının büyük bir bölümü silahlı saldırılardan oluşur. 4 yıl içinde sadece Suriye'de bu silahlı saldırlar 250 bin kişinin ölümüne yol açtı. 20, 50 ya da 100 yıl önce olanları da hatırlayalım.

20 yıl önce Ruanda soykırımında 800 bin kişi ölmüştü; Cezayir iç savaşı da hükümet güçleriyle silahlı örgütleri karşı karşıya getirmiş ve bunun sonucunda 60 bin ila 100 bin kişi ölmüştü; eski Yugoslavya'da yaşanan savaşta da (1991-1995) 300 bin kişi öldürüldü.

50 yıl önceye, 1966 yılına gidelim... 1 ila 2 milyon kişinin kurban gittiği Vietnam Savaşı'nın (1955-1975) tam ortasındayız. 1966 yılı aynı zamanda Çin kültür devriminin de başlangıcıdır. Bilançosu yüz binlerce ölü ve 100 milyon kadar kişinin baskıya uğramasıydı. 1966 yılı aynı zamanda Endonezya'da unutulmuş katliamın yılıydı. Generallerin darbe planlamakla suçladıkları komünistlere, ailelerine ve dostlarına karşı zulmü 500 bin ila 1 milyon kişinin öldürülmesiyle sonuçlanmıştı.

100 yıl önce 1916'da 4 yıl içinde 9 milyon kişinin (günde 6 bin kişinin) öldürüldüğü I. Dünya Savaşı'nın tam ortasındaydık.

Max Weber'in ünlü formülünde belirttiği gibi devlet “meşru şiddet tekelini” elinde tutar. Polis, ordu, adalet, otoriter rejimlerin toplumun bir bölümü üzerinde uyguladığı şiddet biçiminin araçlarıdır.

Devletin yurttaşlarına uyguladığı şiddet ise son yüzyıllık süreç içinde gelişti. II. Dünya Savaşı'na kadar demokrasi sadece küçük bir grup ülkede geçerliydi; otoriter ve totaliter rejimler çoğunluğu oluşturuyor, azınlıkların üzerinde baskı kuruyor, muhalefeti eziyor, muhalif gösterileri istisnasız olarak bastırıyorlardı. Bugün ise demokrasi neredeyse mevcut rejimler içinde çoğunluğu oluşturuyor. BM'ye mensup 193 ülkenin 90'ında demokrasi var. Fakat demokrasinin gelişmesiyle devlet şiddeti yok olmadı.

Norbert Elias'ın deyimiyle göreneklerde medenileşme şiddeti azalmaktadır. Ancak bu azalma yerel düzeyde gerçekleşen şiddet merkezlerinin varlığını engelleyememektedir. Belki de günümüzün çelişkisi bu: Dünya genel anlamda şiddetten arınmaya başladı ama şiddet alan ve mekânları yok olmuyor. Barbar şiddet örnekleri medyanın dikkatini çekiyor, bizi üzüyor ve sükûnet içinde bir dünyada yaşamaya alıştığımız oranda da tahammül edilmez geliyor.

*Sosyolog, Sciences Humaines,

No: 279, Şubat 2016

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim