• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C

"Dershaneleri Değil, Okulları Kapatın"

"Dershaneleri Değil, Okulları Kapatın"
Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili yasa tasarısına Yeni Şafak Gazetesi yazarları da tepki gösterdi. Yusuf Kaplan bugünkü yazısında; "Okullar Kapatılsın, Dershaneler Değil" dedi.

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yusuf Kaplan 17 Kasım 2013 tarihli yazısında, Türkiye'deki eğitim sisteminin çarpıklığından bahsetti ve tek sorunun dershaneler olmadığının altını çizdi. 

"Bence eğer kapatılması gereken eğitim kurumları varsa, bunlar öncelikle resmî eğitim kurumları, devletin okullarıdır, dershaneler değil.

Böylesine kritik bir zaman diliminde, çocuklarımızın İslâm'la ilişkilerinin sıfırlandığı bir yokoluş zamanında çocuklarımızın kişiliğini, kimliğini, ahlâkını koruyan bir kalkan işlevi gören bu dershaneleri kapatmak bence cinayettir, kendi ayağımıza kurşun sıkmaktır.

O yüzden dershanelerin önünün tıkayan, sonuçta dershaneleri kapatmanın eşiğine varan bu yanlış karardan derhal dönülmelidir, diyorum.

Ve dershaneleri kapatacağınıza, çoktan iflas eden, çocuklarımızın zihnini körleştiren, entelektüel melekelerini iğdiş eden, eleştirel melekelerini yok eden okulları kapatın, çağrısı yapıyorum!"

Gazetenin bir başka yazarı Mehmet Ziya Gökalp ise, 15 Kasım 2013 tarihinde yayınlanan yazısında, dershaneleri kaldırmakla, eğitimde yaşanan sorunların giderilemeyeceğini vurgulamıştı.

"Türkiye'de dört binin üzerindeki dershanenin oluşturduğu yüz bin kişilik istihdam ve bunun etrafında dönen milyarlarca liralık ekonomi göz ardı edilebilir. Karar merci bunun olumlu veya olumsuz sonuçlarına katlanabilir. Ama ana sorun ortada durmaya devam eder.

Eğitimde veya daha doğru bir tabirle dershane olayında ana sorun, devlet eğitiminin nitelikli hale getirilememesi, her yıl yüzbinlerce insanın daha iyi maddi şartlar, daha iyi eğitim için özel okula, paralı eğitime gitmek zorunda bırakılması ve bu ikisi arasındaki fırsat eşitsizliğidir. GSMH üzerinden adil bir dağılım olduğunu düşünsek bile, yıllık on bin dolarlık gelirle insanların çocuklarını özel okula yollaması son derece zor, hatta imkânsız.

Şimdi bu yüzbinlerce liralık maliyetinden dolayı çocuğunu özel okula yollayamayanların, dershaneler de kapatılacak olduğuna göre, çocukları açık öğretime, özel okulda okuyanlar Boğaziçi veya Bilkent'e mi gidecek? Bu, adil bir yaklaşım olabilir mi? Üniversitelerde öğrenim harçlarını kaldırıp parasız yükseköğretimi başlatan bir iktidar için, orta öğretimde, parana göre eğitim dolayısıyla ona göre bir gelecek uygulaması çelişki değil mi?"

Yasa tasarısı kamuoyu tarafından öğrenilmeden günler önce yazdığı yazıda konuya değinen Prof. Dr. Atilla Yayla, dün sosyal medya hesabından aynı yazısını yeniden paylaştı. Yayla, dershaneleri kapatmanın, devletçi bir yaklaşım olacağını belirtti.

"Dershaneler eğitim sisteminin bir sonucu. Yarışma olan her yerde insanlar yarışa hazırlanmak için ulaşabildikleri her imkânı ve kaynağı kullanır. Dershaneler toplumda imkân ve kaynak kullanma bakımından eşitleştirici bir fonksiyonu ifa ediyor. Yani toplumsal hayatta bir karşılıkları var, bir ihtiyaca cevap veriyorlar. Öyle olmasaydı bugünkü kadar yaygın ve gelişmiş hâle gelemezlerdi. Dershaneler kapatılırsa, yarışlara hazırlanmada destek arayışı formel değil informel, açık değil kapalı ortamlara kayar, ortadan kalkmaz. Bundan en büyük zararı fakir, güçsüz toplum kesimleri görür. Sonuçta, kaş yapayım derken göz çıkartılmış olur.

Toplu, merkeziyetçi, tek biçimci eğitim sistemleri her yerde her zaman hastadır. Hastalık eğitime sert bir ideoloji giydirilmesi kadar sistemin yapısından da kaynaklanır. Hastalığın zararlarını azaltmak için sistemi adem-i merkeziyetçilikten kurtarmak gerekir. Türkiye'de dershaneler, elbette tümüyle değil ama bir ölçüde, merkeziyetçiliği kırmakta. Eğitim sistemine sınırlı da olsa bir çoğulluk eklemekte. Dershanelerin kapatılması bu çoğulluğun öldürülmesi anlamına geliyor. Dershanelerin 'özel' okula dönüşebileceği lafı da anlamsız; zira Türkiye'de özel okul yok. Özel okul finansmanını kendisi sağlayan ve müfredatını da kendisi belirleyen okuldur. Var mı ülkemizde böyle bir okul?"

Zaman Gazetesi yazarı Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, aylar önce okulların kapatılması fikrini ilk ortaya atan yazar olmuştu.

"Okul, “ağaç yaşken eğilir” mantığına dayanır. Genç fidanları eğip, bükmeye eğitim adı veriliyor. Halbuki eğitim, o fidanın toprağının beslenmesi, güneşinin çoğaltılmasıdır. Okullarımız eğitim vermiyor, sadece sınav yapıyor. Aslında bu sınavları da objektif ve adil kıstaslara göre beceremediği için merkezî sınav sistemine havale ediyor. Sonuçta eğitim ve öğretim sistemi, bu merkezî sınavlara göre kendini biçimlendiriyor. Müfredat dediğimiz, salt sınavda sorulabilecek sorularla sınırlanıyor. Bunun için de dil, gramer kurallarına; kültür bilgi yığınına dönüştürülmüş yabancı dili gençlerin öğrenememelerinin ve tarih edebiyat deyince ancak ezberlenebilen ayrıntılara gömülmelerinin sebebi bu. Gençler sadece pösteki sayıyor. Bir postun üzerinde kaç tane kıl vardır? Ne kadar zor bir soru değil mi? Sınav sistemi, okulu zaten zorlandığı eğitimin bütünüyle uzağına itiyor. Okul olmasa ne olur? Okullarda zor şartlarda görev yapan öğretmenlerin, yaptıkları işi sorgulamaları için bu soruya samimi cevaplar vermeleri lâzım. Memleket eksikliğini hissetmez.

“Kanaat notu” uygulaması, işlevsizliğin yanına ahlakî sorunlar ilave edecek. Geçmişte okullara verilen “başarı puanı” yetkisi, eğitim sisteminin çivisini çıkartmaya yetmişti. Sınav merkezli eğitim sistemi, öğretmenlerin meslekî standartlarını düşürüyor. Okuldaki öğretmen kendisini sadece disiplinle görevli addediyor.  Gardiyanlar ve gençlerin muayyen saatlerde hapsedildikleri cezaevleri. İşte okul.

Eğitim ve öğretim, sınav sistemi yüzünden dershanelerin üzerinde olduğuna göre; “okul ne işe yarıyor?” sorusunu bir muhatap bulup sormamız gerekiyor."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim