• BIST 98.314
  • Altın 144,038
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

Doktor Hatası Sebebiyle Tazminat Davası Açılır mı?

Av. Ahmet ÇOLAK

Malpraktis; doktor, hastane ve diğer sağlık çalışanlarının yanlış sağlık uygulamalarıdır. Kısaca, doktor hatasıdır. 

Malpraktis(Malpractice) "bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanmasıdır" (Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, md.13). 

Dünya Tabipler Birliğine göre de, malpraktis "hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan hasardır". 

Hastanın zararının karşılanması için tazminat davası açma hakkı vardır. 

DOKTORUN SORUMLULUĞU

Doktorun hastasına karşı bakım ve tedavi görevi vardır. Doktor her türlü kusurundan dolayı, hatta hafif kusurunda dahi sorumludur. Bu nedenle, Doktor bu görevini en iyi şekilde yerine getirmelidir. Aksi takdirde hastanın veya yakınlarının açtığı tazminat davası nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalabileceği gibi eylemlerinin suç oluşturması halinde cezai sorumluluğu da söz konusu olabilir.

Hasta, doğru tedavi için doktorun talimatlarına uygun davranmalıdır. Buna karşılık doktorun da hastasına karşı görevleri bulunmaktadır. Doktor, tedavisini hiçbir hataya yer vermeksizin gerçekleştirmek zorundadır. Çünkü doktor meslek alanı içindeki en hafif kusurunun neden olduğu zarardan dahi sorumludur.

Hastanın veya Hasta Yakınının Mağduriyeti Nasıl Giderilir?

Doktorun hatası veya teknik karşılığıyla söylersek malpraktis söz konusu olduğunda, hastanın veya hasta yakınının mağduriyetini gidermek çoğu zaman mümkün olmaz. Zira doktorun hatası kimi zaman bir hastanın kalıcı bir hasara maruz kalmasına veya ölümüne neden olabilir. Bu durumda oluşan hasta veya hasta yakınının oluşan zararının ve yaşadıklarının maddi bir karşılığının olmadığı kuşkusuzdur. 

Doktor ve/veya hastane tedavi aşamasında yaptığı tüm hataların neden olduğu zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Bu durumda hastalar ve/veya hasta yakınları, zararın tazmini için tazminat davası açarak haklarını savunabilir. 

Doktorun ve/veya hastanenin bakım veya tedavi görevini, tam veya gerektiği gibi yapmaması veya eksik yapması nedeniyle hastasına zarar vermesi, aralarındaki hukuki ilişkiye aykırıdır. 

Mağdur Olan Hasta veya Yakınları; Kimi, Nasıl Dava Etmeli?

Dava Açarken izlenecek yolda Hastane Türü Belirleyicidir!

"Hastanın uğradığı zarar kimden ve nasıl tazmin edilecektir?" sorusunun cevabı, tedavinin devlet hastanesinde veya özel hastanede gerçekleşmesi halinde farklı olacaktır. 

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak hastanenin bağlı olduğu idare yani devlet aleyhine açılabilir. İdare, kamu görevlisi hekimlerin "hizmet kusuru"ndan kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. 

Devlet hastanelerinde yaşanan malpraktis (DOKTOR HATASI) vakaları nedeniyle uğranılan zararların tazmini için davalar devlet aleyhine açılmalıdır. Ancak, devlet memuru doktor ve diğer sağlık görevlilerinin "görevden ayrılabilir" kişisel kusuru bulunuyorsa, tazminat davası doğrudan doktor veya diğer sağlık görevlisinin aleyhine açılabilir. Bu husus, teknik hukuki inceleme ile tespit edilebilir. Kamu hizmeti verilirken doktorun şahsi hatası ile hastane organizasyonunun hatası (buna kısaca hastane hatası diyebiliriz) birbirinde ayrılabiliyorsa ve bu durumda doktorun şahsi hatası hastane hatasına göre öne çıkıyorsa devlet memuru olan doktor aleyhine doğrudan tazminat davası açılması mümkün olacaktır. Tazminat davasının doğru mahkemede doğru kişiye karşı açılması bakımından bu tespitin yapılması önemlidir. Yanlış mahkemede açılan dava ciddi hak kayıplarına neden olacaktır.

Hizmet kusuru idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanır. Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve devlet aleyhine açılacak tazminat davalarında (tam yargı davalarında) devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. 

Özel Hastanede Mağdur Olan Hasta Kime Karşı Tazminat Davası Açmalı?

Hastanın uğradığı zararlar, hem hata yapan doktordan hem de özel hastaneden talep edilebilir!

Sağlık hizmeti son yıllarda iyice yaygınlaşan bir biçimde özel hastaneler aracılığıyla da sunulmaktadır. Sağlık hizmetinin kamusal niteliği nedeniyle özel hastaneler sıkı denetim ve kurallara bağlıdır. Bu nedenle özel hastaneler, sağlık hizmetini en iyi şekilde sunacak doktor ve personeli istihdam etmeli ve doktorların en doğru, özenli tedaviyi gerçekleştirmelerini sağlamalıdırlar. 

Özel Hastanenin "Hata doktorun, sorumluluğum yok." savunması geçersizdir

Hasta, sadece doktor hatası nedeniyle zarar uğrasa da doktoru çalıştıran özel hastane adam çalıştıran ve işleten sıfatıyla doktor ile birlikte zarardan sorumludur. Tazminat davası, doktor ve özel hastane aleyhine açılmalıdır.

Yargıtaya göre de, özel hastane işleteni, öncelikle tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi davranması gereği yanında, yaptığı hizmetin yaşama hakkını yakından ilgilendiren kamusal nitelik taşıyan sağlık hizmeti olması nedeniyle de hastanın ve özel durumlarda yakınlarının zarar görmemesi için gerekli olan sadakat ve özeni göstermek durumundadır. Özel hastane, doktor ve diğer yardımcı personeli seçme ve denetlemede tüm özeni göstermeli, hastanın tedavisinde diğer şartların hazırlanmasında da aynı özeni yüksek oranda göstermelidir. 

ZAMANAŞIMI 

Taraflar arasındaki ilişki (Doktor ile hasta ) vekâlet sözleşmesine dayanmaktadır. BK'nın 126/4. maddesine göre vekâlet sözleşmesinden haksız fiilden doğan davalar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 

Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacının dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı da işlemeye başlar.

Zararın varlığının öğrenilmesi zamanaşımının başlaması için yeterli olup, ayrıca zararın kapsam ve miktarının öğrenilmesi, zamanaşımının başlaması için bir koşul olarak aranmamaktadır. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim