• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C

Dolandırıcılık, Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Araç Olarak Kullanmak Suretiyle Dolandırıcılık

Dolandırıcılık, Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Araç Olarak Kullanmak Suretiyle Dolandırıcılık
Dolandırıcılık, Kamu Kurum Ve Kuruluşlarını Araç Olarak Kullanmak Suretiyle Dolandırıcılık hakkında Yargıtay Onbeşinci Ceza Dairesi kararı:

 T.C.
YARGITAY
Onbeşinci Ceza Dairesi

E:2013/6766
K: 2015/361
T: 14.01.2015

Özet: Kamu kurum ve kuruluşlarım araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için bu kurumların isimlerinin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının yani bu kurum veya kuruluşa ait yazı veya belgelerin amaç dışı olarak kullanılmasının gerekeceği gözetilmelidir.

(5237 s. TCK m. 158/1-d)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Sanıkların olay tarihinde mağdur Abdulhalim'e ait işyerine gelerek Sosyal Güvenlik Kurumu elemanı olduklarını söyleyip, yanlarında bulunan Sosyal Sigorta Araştırma Gazetesi tanıtım kartı kimliklerini gösterdikleri, mağduru kurum elemanı gibi aldatmaya çalışıp işyerinde çalışan iki sigortasız işçiye ilişkin tutanak tutmamalarına karşılık olarak mağdurdan 1.000 TL istedikleri, mağdurun şahısların hal ve davranışlarından şüphelenmesi üzerine "parayı getireyim" diye yanlarından ayrılarak polis çağırıp sanıkları polise teslim ettiği, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu iddia edilen olayda;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Sanıkların kendilerini Sosyal Güvenlik Kurumu elemanı olarak tanıtıp, mağdurun işyerinde sigortasız işçi çalıştırdığını ileri sürüp işlem yapmamak için para talep etmeleri şeklindeki eylemlerinde, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun maddi varlıklarının araç olarak kullanılmadığı gibi kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği cihetiyle, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Kabule göre de;

Sabıkasız olduğu anlaşılan sanıklar hakkında, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, denetime imkân vermeyecek şekilde "takdiren" denilerek 5237 sayılı TCK'nın 50, 51 ve 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 14.01.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: http://www.adaletbiz.com/
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim