• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 25 °C

Dün de Vatan Hainliği İle Yaftalanıyordu, Bugün de

Dün de Vatan Hainliği İle Yaftalanıyordu, Bugün de
1979 yılından beri gazetecilik yapan Can Dündar, dün ‘Mustafa' belgeseli için ‘vatan hainliği' ile suçlanıyordu, bugün de MİT TIR'ları haberi için aynı suçlamayla karşı karşıya!

Dündar, Atatürk'ün insanî yönlerini öne çıkardığı belgeseli için ‘Gülenci' olmakla bile itham edilmişti. Şimdi de iktidara yakın medya aynı iddiayı dillendiriyor.

Mustafa, bir belgeseldi, Atatürk'ü anlatıyordu. Gösterime girdiği 29 Ekim 2008'de Türkiye'de en çok tartışılan konulardan biri olmuştu. ‘Ülkeyi bölmekle' itham edilen belgeselin yapımcısı, bu alanda söz sahibi isimlerden Can Dündar'dı. Gazeteci, yazar, belgeselci Dündar, tahmin edebileceğiniz gibi ‘vatan haini' olmakla suçlanmıştı. Şikayet edilip hakim karşısına da çıkmıştı o süreçte.

Bugün ‘havuz medyası' diye tabir edilen medyada yazan Nagehan Alçı, o tarihlerde Akşam'daki köşesinde, “Can Dündar'ın başına gelenlere bir bakın. Atatürk üzerine bir film yaptı diye yemediği damga kalmadı: Vatan haini, gavur, cemaatçi, ABD'ci… Ne geçmişi ne niyeti ne de hain planları kaldı yazılmadık.” diye yazabilmişti. Alçı, yazısının bir yerinde “Dündar'a gelen tepkileri gördükçe Türklerin ‘cephede olma' duygusuyla obsesif bir ilişki yaşadıklarını düşünüyorum. Sürekli savaşmak için düşman arayışındalar ve kendilerini bir anda ‘mağdur' pozisyonuna koyup omuz omuza çarpışma psikolojisine giriyorlar.” da diyordu.

Satırlar, günümüzü anlamaya yardımcı olabilecek ruh halini de analiz etmiyor mu sizce de? Dündar, belgeselde Atatürk'ün ‘insan' yönünü ortaya koymuştu, halbuki. Yetmemiş, ‘Fethullah Gülenci' olmakla da itham edilmişti belirli çevrelerce.

CUMHURBAŞKANI ‘YANINA BIRAKMAM' DEDİ, TUTUKLANIP CEZAEVİNE KONULDU

9 Şubat 2015'te Cumhuriyet'in genel yayın yönetmeni oldu. 29 Mayıs 2015'te ise MİT TIR'larının görüntülerini yayımladı. Yaptığı gazetecilikti. Ancak Cumhurbaşkanı'nın, ‘yanına bırakmam' diyerek şikayetçi olması üzerine hakim karşısına çıktı. Yine ‘vatan hainliği' ile suçlanıyordu. 26 Kasım'dı. O gün, Dündar çifti için anlamlıydı. 1991'de hayatını birleştirip, Ege adını verdikleri bir çocukları olan Dilek (Türker) ile evlilik yıldönümleriydi.

Can Bartu'dan esinlenerek ismi konulan Dündar, 16 Haziran 1961'de Ankara'da, Ali Rıza ve Öznur Takıl çiftinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Anne ve babası memurdu. Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstanbul Bölge Başkanı Nuri Gündeş'e göre babası MİT'te çalışıyordu. Dündar, Ankara'daki Mimar Kemal ilk ve ortaokulundan sonra Atatürk Lisesi'ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nu tamamlayan Dündar, üniversitenin birinci sınıfında iken, Temmuz 1979'da gazeteciliğe başladı. İlk adresi Mehmet Ali Kışlalı'nın Yankı Dergisi'ydi. Yankı, Dündar'ın ifadesi ile ‘askere yakınlığı'yla ilgi çeken ve dikkatle izlenen siyasi bir dergiydi.

KIŞLALI, ‘DÖVE DÖVE' YAZAR YAPTI

Merkez medyanın hemen pek çok isminin yolunun geçtiği Yankı'da, ilk imzalı haberi ancak 5 yıl sonra yayımlanabildi. ‘Kışlalı'nın ‘döve döve' yazar yaptığı Can Dündar, bundan sonra sırasıyla Hürriyet parlamento muhabirliği, Nokta'nın Ankara büro şefliği, Milliyet'in eki olan Haftaya Bakış'ın yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Söz gazetesi ile Tempo'da da çalıştı. 1986'da London School of Journalism'i bitirdi. 1988'de ise yolu TRT'de 32. Gün'ü yapan Mehmet Ali Birand ile kesişti. Dündar 1994'ten itibaren Aktüel, Yeni Yüzyıl, Sabah, Milliyet ve Cumhuriyet'te yazdı. 1 Ağustos 2013'te Milliyet'ten ayrıldı. Doğan Tılıç'ın köşesini ona açmasıyla Birgün'de bir ay boyunca haftada üç gün yazı yazan, TV'de de uzun yıllar programlar yapan Dündar, 25 Ekim 2013'ten bu yana Cumhuriyet'te köşe yazıyor. Utku Çakırözer'in ayrılmasından sonra da 9 Şubat 2015'ten bu yana Cumhuriyet'in genel yayın yönetmeni.

ERGENEKON KİTABINI YAZDI, ERGENEKON DAVASINDA SAVCI GÖRÜŞLERİNE BAŞVURDU

1997'de Celal Kazdağlı ile birlikte Ergenekon kitabını yazan Dündar, Ergenekon soruşturmalarında savcının dinlediği bir isimdi. Soruşturmalarda yeterince özenle davranılmadığını söyleyen Can Dündar, “Dünü aydınlatamazsak, yarınımızı da karartmış oluruz.” demişti. Pek çok kitabı olan, siyasi tarihten spora, tiyatrodan köy enstitülerine kadar belgesellere imza atmış Dündar, ‘17 Aralık Erdoğan'ın En Uzun Günü' belgeselini de yapmıştı. Can Dündar, bir yazısında hâlâ öğrenerek ve ilk günkü iştahla yazı yazdığını söylemiş, “Yazıya hayatımı verdim; karşılığında o da bana bir hayat verdi.” demişti.

KAYNAK: CEMAL A. KALYONCU / ZAMAN

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim