• BIST 97.651
  • Altın 145,042
  • Dolar 3,5684
  • Euro 3,9748
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 17 °C

Edirne Barosu Başkanı'ndan Çarpıcı Açıklamalar!

Edirne Barosu Başkanı'ndan Çarpıcı Açıklamalar!
Edirne Barosu Başkanı Av. Özgür Yıldırım, Hukukihaber.net’e çarpıcı açıklamalar yaptı. Av. Yıldırım, kuvvetler ayrılığının, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediğini söyledi.

Yargının, yürütme ile birleştirilemeyeceğinin altını çizen Av. Yıldırım, “Anayasamıza göre, Türk Milleti, egemenlik yetkisini yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanmaktadır. Kuvvetler ayrılığı, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmez. Belirli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibarettir. Sınırlı bir iş bölümü ve işbirliğidir. Denge ve fren mekanizmasıdır. Yargı, yürütme ile birleştirilemez” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olduğunu anımsatan Yıldırım, “Kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanılamaz, ‘kuvvetler ayrılığı’ prensibi ihlal edilemez. Cumhuriyet Savcısının kararı olmadan hiç kimse gözaltına alınamaz. Mülki amirler ile polis, savcının yerine geçemez” diye konuştu. 

‘ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLECEĞİNE ŞÜPHE YOK’

İç güvenlik paketi ile mülki amirlere yargı yetkisi verildiğine vurgu yapan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Bu durum Anayasaya aykırıdır. Yargı yetkisi ile donatılan mülki amirlerin, benzer olaylarda birbirinden farklı ve keyfi uygulamalarda bulunmaları halinde, halkın adalete ve devlete olan güven duygusu sarsılacaktır. Polis, yakalama görevini yerine getirir. Yakalanan kişilerin gözaltına alınmasına ise sadece savcılar karar verebilir. Savcılar, telefon talimatı ile sözlü olarak da gözaltı emri verebilmektedirler. Kolluk ile savcılar her an irtibat içerisindedirler. Gözaltına alma kararını verme yetkisi sadece savcılara ait olmalıdır. Aksi yöndeki düzenlemelerin Anayasaya aykırı olduğu ve Anayasa Mahkemesince iptal edileceğine şüphe yoktur.”

‘YASALAR HUKUK TEKNİĞİ İLE BAĞDAŞMALIDIR’

Hukuk Devletinde keyfiliğe yer olmadığını aktaran Yıldırım, “Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır. Gözaltı bir tedbirdir. Keyfi bir cezalandırma yöntemi olamaz. Savcılar, hukuk fakültelerinde bu konunun eğitimini almışlardır. Kişinin hürriyeti, yargı kararı olmadan kısıtlanamaz. Yasalar, hukuk tekniği ile bağdaşmayacak şekilde kaleme alınmamalı, keyfi muamelelerin ortaya çıkmaması için madde metinlerinde yasal boşluklara yer verilmemelidir. Hukuk Devletinde keyfiliğe yer yoktur. İdarenin keyfi işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” şeklinde aktardı. 

SANCILI SÜREÇ NE ZAMAN BİTECEK?

Av. Yıldırım, şunları kaydetti;

“Temel hak ve özgürlükler, Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Toplum olarak demokrasi kültürünü içselleştirdiğimiz gün, böyle sancılı süreçler yaşanmayacaktır.”

KAYNAK: Mehmet Ali AY / Hukukihaber.net

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim