• BIST 83.217
  • Altın 147,255
  • Dolar 3,7734
  • Euro 4,0515
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

Erişim Sağlayıcıları Birliği Ne İşe Yarar?

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Bilindiği üzere, kişilik hakları ile özel hayatın gizliliği ve korunması hakkının en çok ihlal edildiği alanlardan bir tanesi internet yayıncılığı olmuştur.

İnternet yayınlarının bireyi mağdur etmesi nedeniyle artan şikayetler karşısında, kanun koyucu tarafından 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı ve bu Kanunda birkaç değişiklik yapıp 01.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6527 sayılı Kanun kabul edilmiştir. 

6518 sayılı Kanunun 90. maddesi ile 5651 sayılı Kanuna eklenen 6/A maddesi, 5651 sayılı Kanunun 8. maddesi kapsamı dışında erişimin engellenmesi kararlarının uygulanmasını sağlamak amacıyla Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin kurulmasını öngörmüştür. Bu Birliğin kurulmasında maksat, 5651 sayılı Kanunun “İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı 9. maddesi kapsamında verilip de, kişilik haklarını ihlal ettiği tespit edilen internet yayınlarının bir an önce durdurulup, bireye karşı devam eden hukuka aykırılığın etkisini engellemektir. 

Çünkü 5651 sayılı Kanunun ilk şekli, bireyin kişilik haklarının korunması konusunda zayıf kalmıştır. Mahkeme kararları, yetki olmadığından bahisle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından yerine getirilememiş, mahkemelerin de kararların infazını takip edememesi, bu konuda tüm takibin mağdurlara ve avukatlarına bırakılması, internet yayınlarından olumsuz etkilenen kişilik haklarının korunması noktasında kanun koyucuyu yeni düzenleme yapmaya sevk etmiştir.

Belirtmeliyiz ki, 5651 sayılı Kanunun “Erişimin engellenmesi ve kararın yerine getirilmesi” başlıklı 8. maddesinde sayılan suçların, internet ortamında yapılan yayınlarla işlendiği hususunda yeterli şüphe sebebinin bulunduğu hususunun tespitine dayalı erişimin engellenmesi kararları ile “Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi” başlıklı 9/A maddesi kapsamında verilen kararların infazları, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından yerine getirilmektedir. Dolayısıyla, bu iki maddeye dayalı kararların infazlarında bir sorun ve gecikme yaşanmadığı görülmektedir. Sorun, Kişilik haklarının korunması amacıyla 5651 sayılı Kanunun 9. maddesi kapsamında verilen kararların infazından kaynaklanmaktadır.

Meselenin, basın hürriyeti ve internet yayınlarının sansürü kapsamında ele alınması mümkün değildir. Hukuk düzeninde kurallar, kişi hak ve hürriyetlerinin korunması amacına hizmet ederler. Kuralların yokluğu, yetersizliği ve uygulanmaması halleri, elbette “hukuk devleti” ilkesi açısından kabulü mümkün olmayan bir durumdur. Erişim Sağlayıcıları Birliği de bu amaçla, yani 5651 sayılı Kanun çerçevesinde kişilik haklarının korunması için mahkemelerce verilen içeriğin yayından çıkarılması, içeriğe veya siteye erişimin engellenmesi kararlarının bir an önce yerine getirilip, hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması amacıyla kurulmuştur.

Ancak uygulamada, kanun koyucunun amaçladığı sonuca ulaşılamadığı, kişilik haklarını ihlal eden yayınların durdurulmasına ilişkin kararların infazında daha fazla gecikmeler yaşandığı görülmektedir. Örneğin, 29 Nisan 2014 tarihinde verilen bir kararın Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından infazının yapılamadığı, bu karara yapılan itiraz üzerine verilen 04.06.2014 tarihli itirazın reddi kararının infazının da henüz yerine getirilemediği, bireyin kişilik haklarını ihlal eden yayının devam ettiği görülmektedir. 

Oysa 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin 5. fıkrasına göre, “Hakimin bu madde kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir”.
5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin 8. fıkrasına göre, “Birlik tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği derhal, en geç dört saat içinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir”.

9. maddenin 9. ve 10. fıkralarına göre ise, “Bu madde kapsamında hakimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının veya aynı mahiyetteki yayınların başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi halinde mevcut karar bu adresler için de uygulanır.
Sulh ceza hakiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır”.

Görüleceği üzere kanun koyucu, kişilik haklarının korunması amacıyla verilen hakim kararının derhal yerine getirilmesini öngörmüş, hatta aynı mahiyette yayınların başka internet adreslerinde yayınlanması durumunda bu yayınların da durdurulması için, ilgili kişinin, yani mağdurun Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne yapacağı başvuruyu yeterli görmüştür.

Erişim Sağlayıcıları Birliği, infaz edilmesi amacıyla mahkeme veya hakim kararını erişim sağlayıcıya gönderecek, erişim sağlayıcı da kararın gereğini dört saat içinde yerine getirecektir. Kendisine gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararını süresinde yerine getirmeyen Erişim sağlayıcının ceza sorumluluğu gündeme gelecektir.

Belirtmeliyiz ki, internet yayınından dolayı kişilik hakkını ihlal edildiği iddiası ile bu yayının durdurulması için sulh ceza hakimine yapılan başvurunun en geç 24 saat içinde karara bağlanması gerekir. Bu karara karşı, ilgilinin CMK m.267 ila 271’de düzenlenen itiraz kanun yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. İtiraz başvurusu, prensip olarak kararın infazını durdurmaz.

“İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi” başlıklı CMK m.269’a göre, “İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.

Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir”.

Uygulamada, 5651 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca verilen kararların infazının süresinde yerine getirilmediği ve 6518 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten beklenen hukuki yararın gerçekleşmediği görülmektedir. Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin, kişilik haklarını ihlal eden yayınlara erişimin durdurulması kararlarının APS, faks veya internet üzerinden gönderilmesini kabul etmediğini, ceza yargılamasında “elden takip” yasak olmadığı halde, gerek yargı makamlarından ve gerekse Erişim Sağlayıcıları Birliği’nden kaynaklanan sebeple bu yöntemin de izlenemediği, hızlı bir şekilde yerine getirilmesi gereken kararların infazında adi posta yolunun izlendiği, buna dayanak olarak da ceza yargılamalarında geçerli tebligat usulünün gösterildiği anlaşılmaktadır. 

“Kararlar açıklanması ve tebliği” başlıklı CMK m.33 ila 38/A incelendiğinde, ceza yargılamasında kararların ne şekilde tefhim veya tebliğ edileceğine dair genel tespitlerin yapıldığı görülmektedir. 

“Tebligat ve yazışma usulü” başlıklı CMK m.36’ya göre, “Mahkeme başkanı veya hakim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.

İnfaz edilecek kararlar, cumhuriyet başsavcılığına verilir”.

“Tebligat usulleri” başlıklı CMK m.37’ye göre, Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.

Uluslararası andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişimaraçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir”.

“Elektronik işlemler” başlıklı CMK m.38/A’da ise, her türlü ceza muhakemesi tasarrufunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nin (UYAP) kullanılacağı, karar ve tasarrufların bu sisteme işlenip, kaydedilip saklanacağı, bu sistemde güvenli elektronik imza usulünün tatbik edilebileceği, güvenli elektronik imza ile imzalanan her türlü belge ve kararın, diğer kişi kurum ve kuruluşlara elektronik ortamda gönderilebileceği, dolayısıyla bu yöntemle tebligatın yapılabileceği, UYAP üzerinden yapılacak tebligatlar konusunda CMK m.37/1’e uygun olacak şekilde özel bir yöntemin m.38/A ile belirlendiği anlaşılmaktadır.

Kanaatimizce, kişilik haklarının korunması anlamında tebligatın hızlandırılması, amacı kişi hak ve hürriyetlerinin korunması olan 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin gereğinin yerine getirilmesi için APS, yargı makamının göndereceği teyitli faks, Anayasa m.13 uyarınca herhangi bir yasağı bulunmayan elden tebligat ve özellikle Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin UYAP sistemi ile bütünleştirilmesi (entegre edilmesi) suretiyle elektronik tebligat usulünün kullanılması çok isabetli olacak, bu konuda yaşanan karmaşanın ve yetersizliğin de önüne geçecektir.

Aksi halde, maalesef mevcut durumda sulh ceza hakimlikleri tarafından verilen içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararlarının gereğinin hızlı bir şekilde yerine getirilemediği, ihlale uğrayan kişilik haklarının korunamadığı, hakim tarafından verilen erişimin engellenmesi kararlarının doğrudan Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne gönderilmesi öngörüldüğü halde, şu an uygulanan adi posta sistemi nedeniyle kararların merkezi Ankara’da bulunan Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne ulaştırılamadığı, postanın takip edilemediği, mağdurların ve avukatlarının bu takibi yapamadıkları, Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne ulaşamadıkları, yargı kararının verilmesinden sonra aradan geçen uzun süreye rağmen dönmeyen tebligat alındıları sebebiyle adliyede ciddi sıkıntıların yaşandığı, 6518 sayılı Kanunla kişilik haklarının korunması konusunda yaşanan sorunların son bulacağına inananların ümitsizliğe kapıldığı, yargı makamlarının tebligat bürokrasisi ve 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinden kaynaklanan “ivedilik” meselesi ile zaman kaybetmek istemediği, bu işin takibinin kendilerin ait olmadığını ifade ettikleri, ancak tebligat gönderisinin postada takibinin veya tebligatın elden yapılması konularında mağdurun veya avukatın da yetkilendirilmediği, bu tür bir usulün ceza yargılamasında olmadığını söyledikleri, tüm bu sebeplerle de internet yayınları vasıtasıyla kişilik hakları her gün ve her dakika ihlal edilmeye devam edilen insanların mağduriyetlerinin artarak devam ettiği anlaşılmaktadır.

Özetle; sulh ceza hakimliklerinin iş yoğunluğu bilinmektedir. 5651 sayılı Kanundan kaynaklanan hukuka aykırı içeriğin yayından çıkarılması veya erişimin engellenmesi taleplerinin önceden belirlenen hakimliklere yapılması ile ortaya çıkan başvuru ve dosya sayısı ile bunlara kararların tebliği ve infazında yaşanan sorunlar eklendiğinde, sulh ceza hakimliğinin yoğunluğunu görmezden gelmek yanlış olacaktır. Ancak tüm bu nedenlerin sonucunu, internet yayınlarından mağdur olduğunu ileri süren ve başvurusu kabul edilen mağdur bireye yüklememek, kişilik hakları ihlal edilerek mağduriyet yaşayan bireyi internet siteleri karşısında zayıf konumda bırakmamak, başvuruların incelenmesi ve özellikle de verilen kararların infazlarının yerine getirilmesinin süratle yerine getirilmesi konusunda tüm tedbirleri almak gerekir. Tebligatın hızlı posta veya elden yapılması konusunda sorunların yaşanacağı düşünülmekte ise, bir an önce konu ile ilgili Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin UYAP sistemi ile bütünleşmesinin sağlanması, bu yolla da 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin 8. fıkrasının gereğinin yerine getirilmesi isabetli olacaktır. Geçici çözüm olarak ise, bizce yasak olmayan hızlı posta veya elden tebligat usulü izlenerek, bireyin aile ve meslek hayatı açısından çok önemli olan kişilik haklarında etkin koruma sağlanabilecektir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim