• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 6 °C

“Feyzioğlu Uluslararası Hukuka Dayanarak mı Konuşuyor?”

“Feyzioğlu Uluslararası Hukuka Dayanarak mı Konuşuyor?”
A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, TBB Başkanı Av. Metin Feyzioğlu’nun Kırıkkale’de yaptığı konuşmada dile getirdiği görüşleri değerlendirdi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Metin Feyzioğlu’nun Kırıkkale’de yaptığı konuşmada dile getirdiği görüşleri değerlendiren A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Feyzioğlu’nun bulunduğu konumun kendisine hükümeti ve iktidarı değil, hukukun üstünlüğünü ve evrensel insan hakları standartlarını koruma yükümlülüğü verdiğini hatırlattı.

Sosyal medya hesabından Feyzioğlu’nun sözleriyle ilgili “Feyzioğlu Uluslararası Hukuka Dayanarak mı Konuşuyor Gerçekten” başlıklı 7 maddelik bir değerlendirme yapan Altıparmak’ın dikkat çektiği noktalar şöyle oldu:

“Metin Feyzioğlu “Akademisyenlerin imza attığı bildiride gözlemci diye tabir edilen heyetler uluslararası Kızılhaç’ı işaret ediyor. Kızılhaç’ın ülkeye gelmesinin şartı ise savaşan taraflar statüsünün kabulüne bağlıdır. Ülkeye gelecek Kızılhaç’ın da, Türkiye’ye barış gücü gönderilmesini tavsiye edebileceğini bilecek kadar uluslararası hukuk içerisinde yetişmiş bir meslektaşınızım. Bilgiye dayanan çıkışımın, düşünce hürriyetini yok sayarak sosyal linçe dönüşmesine karşı çıkıyorum” demiş.

Metni yazanların aklında Kızılhaç var mıydı bilmiyorum ama “gözlemci denince Kızılhaç anlaşılır, benim çıkışım bilgiye dayanıyor bunu bilecek kadar uluslararası hukuk içerisinde yetişmiş bir meslektaşınızım” dediğiniz zaman, “dur orada” demek gerekir. Ya bilgin yetersiz, ya da bilgini iyiniyetli kullanmıyorsun çünkü.

Önce şu Kızılhaç meselesi: O iş o kadar kolay olmuyor. Türkiye, Cenevre Sözleşmelerine Ek 2. Protokole taraf değil. Bu nedenle, çatışmaya olsa olsa Cenevre Sözleşmelerinin Ortak 3. maddesi uygulanabilir ki hukuki sonuçları çok sınırlı. ICRC (Kızılhaç) öyle akademisyenler mektup yazdı diye çatışmaya silahlı çatışma demez. 3. madde eşiğinin aşılması için çatışmanın bir yoğunluğa ulaştığının tespit edilmesi, ayrıca çatışan taraflardan devlet olmayanın belirli bir düzen içinde olduğunun belirlenmesi gerekir. Ardından da hükümetle görüşmeden ben geliyorum demez zaten, gizli görüşmeler yürütüp, gerekçelerini açıklaması gerekir. Burada akademisyen mektubu binde bir rol oynar belki.

Ama uluslararası hukukta başka bağımsız gözlemci imkanları var tabii. CPT gibi Sözleşme içi ve Birleşmiş Milletler Özel Yöntemleri gibi. Örneğin İşkence Özel Raportörü Manfred Nowakın da içinde bulunduğu 5 özel raportör, Guantanomo’yu ziyaret etmek istemiş ama gerekli güvenceler verilmediği için daha sonra bu ziyareti iptal etmişlerdir. Tabii ki bu ziyaret Al Qaida’yı tanımak anlamına gelmiyordu. Türkiye’de özel yöntemlerin ziyaretini 2003 yılında koşulsuz olarak kabul ettiği için bu kişiler gelip gözlemlerde bulunabilir. Bu yöntemleri davet etmenin nesi hainliktir? Eğer gelmek isterler ve reddedilirlerse en azından bir şeylerin gizlendiği sonucu ortaya çıkar.

Bunun dışında yaşam hakkı ve işkence ihlallerinin etkili soruşturulması da bazen bağımsız gözlemcileri gerektirebilir. Minnesota Otopsi Protokolü (Birleşmiş Milletler Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazların Önlenmesine ve Soruşturulmasına İlişkin El Kılavuzu) ve İstanbul Protokolü (İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu) bu alanlarda soruşturmanın etkili bir şekilde soruşturulamaması halinde bağımsız komisyonlar kurulması gerektiğini söyler. Bu Komisyonların da Kızılhaç’la ilgisi yoktur. Minnesota veya İstanbul Protokolüne uygun soruşturma yürütülsün diye yıllardır çaba veriyoruz. AİHM de bunlara uygun yürütülmeyen soruşturmaları 2. ve 3. maddeye aykırı buluyor. Şimdi AİHM dahil hepimiz hain mi olacağız?

Bunun dışında ad hoc nitelikli tarafsız gözlemci ziyaretlerinin yapılmasına da hiçbir engel yoktur. Özellikle uluslararası hukuka uygun davranan bir devletin bundan çekinmesi için de bir neden yoktur. Nitekim Feyzioğlu da hukuk devletine uygun hareket edilsin diyor. Hukuk devletinden kastı eğer uluslararası insan hakları kurallarına uygunluksa bunda da bir sorun görmemesi gerekir.

Umarız bir ceza hukuku profesörü olan Barolar Birliği Başkanı’nın işkence ve yaşam hakkına ilişkin soruşturmayı düzenleyen bu uluslararası belgelerden haberi vardır. Yoksa vahim. Ama var da bütün bunları bilerek bu keyfi yorumu, yaptığı yanlışı örtmek için yapıyorsa o daha da vahim. Bulunduğu konum hukukun üstünlüğünü ve evrensel insan hakları standartlarını koruma yükümlülüğü veriyor kendisine, hükümeti ve iktidarı değil.”

Kaynak: Mülkiye Haber.Net

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim