• BIST 90.383
  • Altın 144,813
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

Genç Avukatın İş Bitirici Pratik Zekası…

Genç Avukatın İş Bitirici Pratik Zekası…
Stajı bitirip, avukatlık mesleğine ilk başladığım yıllarda, İstanbul’un bilinen ve oldukça kalabalık avukat, takip elemanı kadrosu bulunan bir hukuk bürosunda, mesleki tecrübe edinebilmek amacıyla işe başlamıştım...

Av. Ahmet Erkan / Hukuki Tavsiyeler

Ağırlıklı olarak, bankaların icra takip dosyaları ile ilgileniyordum. Avukat başına düşen dosya sayısı yaklaşık 750 idi. Yaptığımız iş avukatlık bile değildi belki. Ancak icra hukukunun, bir avukat için olmazsa olmazlardan olduğunun farkında olduğumuzdan ve piyasa şartlarının biraz daha üzerinde  maaş aldığımızdan, çoğumuz, sesimizi çıkarmadan bu duruma katlanıyor, tabiri caiz ise nefes almadan çalışıyorduk.

Benden yaklaşık 3 ay sonra, yine benim gibi ruhsatını yeni almış, genç bir meslektaşım işe başladı. Genç avukat, staj zamanı çalışmamış olduğundan, meslekte yeni doğmuş bebek gibiydi. Ancak mesleği öğrenmek adına, öylesine istekliydi ki, içindeki öğrenme arzusu gözlerine yansıyor, kendisinden yıllar önce mesleğe başlayan bir çok avukatı, yakın bir zamanda bilgisiyle sollayabileceğini rahatlıkla hissettiriyordu.

Genç avukat arkadaşımız,  oldukça mütevazi bir duruşu olmasına rağmen, küçümsenemeyecek derecede pratik zekaya sahipti.

Rehin takibi başlatılan iki ayrı icra dosyasından, iki ayrı araç için, Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi’nden, araçların aynından kaynaklı vergi borcu bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarını gösterir yazının, satış gününe çok kısa bir süre kalmasına rağmen hala satış dosyasına girmediği farkedildi. Herkes önce topu birbirine attı.

Duruşma, sair istisnai durumlar olmadıkça, avukatlar ofis içinde çalışır, evrak takibi ile, bu iş için istihdam edilen takip elemanları ilgilenirlerdi. Büroda çalışan takip elemanlarının her birinin  10 yılı aşkın tecrübesi bulunmaktaydı.

Normal şartlarda, bu gibi durumlarda, müzekkereleri elden takip görevi, takip elemanlarında ise de, satışa çok kısa bir süre kaldığından, bu yazı cevaplarını aynı gün alabilmesi için, şef konumundaki avukat, bizim genç avukatı görevlendirdi.

Genç avukatımızın, bu iş için Ümraniye Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi’ne gitmesi gerekiyordu. Takip elemanı çalışanlara, vergi dairesinin yerini ve vergi dairesindeki uygulamayı sorduğunda, alfabetik sıraya göre, her bir plaka için ayrı memurun görevli olduğunu, plaka numarasına göre ilgili evrağın, ilgili memura verilmesi gerektiğini, uygulamada yazı cevabı için “3 gün sonra gel, cevabı elden alırsın” dendiğini, bu güne kadar aynı gün müzekkere cevabını aynı gün elden alamadıklarını, hele ki iki ayrı araç için iki ayrı memurdan aynı gün cevabı elden almanın hayal olduğunu kendisine söylediler. Hatta takip elemanlarından, “Alamayacağına iddiaya girelim mi?” diyenler dahi oldu…

Velhasıl kelam, avukat arkadaşımız,  elinde iki ayrı müzekkere ile sabah 10:00’da Ümraniye’ye doğru yola çıktı.
Akşam üstü ofise geldiğinde, elinde, her iki müzekkerenin de cevabı vardı. O iş için görevlendirildiğini bilip, elinde cevaplarla aynı gün ofise döndüğünü görenler, “Yok artık!” diyorlardı.

Özellikle takip elemanları, bu işi nasıl becerdiğini merakla sordular. O anlatmaya, biz de dinlemeye başladık…

“Nakil vasıtaları vergi dairesine girdiğimde, aynen dediğiniz gibi, her plakanın baş harfi için ayrı memur görevliydi. Önce ilk evrakı alıp, ilgili memura yöneldim;

-“İyi günler, müzekkere cevabı almak için gelmiştim” deyip evrakı uzattım. Görevli memur, tahmin edeceğiniz üzere “3 gün sonra gelip elden alabilirsiniz” dedi. Ben de “teşekkürler, kolay gelsin” diyerek memurun yanından ayrıldım.

Ardından, diğer araç için görevli memura yöneldim ve ilk memurda olduğu gibi, ona da geliş nedenimi izah ederek evrakı uzattım. İkinci memur da aynı şekilde, üç gün sonra gelip cevabı alabileceğimi söyleyince;

– “İki ayrı evrak vardı. Bir tanesini diğer memur arkadaşlardan birine verdim. O, bana öğleden sonra cevabı elden verebileceğini söyledi. Bu iş için karşıdan geldim ve akşam 17:00’a kadar beklemeye razıyım. Şimdi birini alıp diğerini almadan dönersem sıkıntı olacak. İmkanı yok mudur?” deyince, görevli memur biraz düşünüp; -“Saat 15:00’dan sonra gel o zaman” dedi.

Bu kez, ilk evrakı verdiğim görevli memura yöneldim. Yeniden selam verip;

– “Biraz önce size bir müzekkere vermiştim, cevabı üç gün sonra elden alabileceğimi söylemiştiniz. Buraya iki evrakla geldim. Diğer görevli arkadaş, cevabı saat 15:00’da yazıp verebileceğini söyledi. Hazır birini alabiliyorken, rica etsem siz de bugüne yetiştirebilir misiniz? Akşam 17:00’a kadar gerekirse beklerim, karşıdan sırf bu iş için geldim çünkü” deyince memur: “Peki madem öğleden sonra hazırlarım” dedi.

Oturup beklemeye başladım ben de. Neyse ki öğle tatilinin ardından, saat 13:45 gibi her iki memur da sağ olsunlar müzekkere cevabını hazırlayıp verdiler. ” dedi…

Görünürde pek büyük bir iş değildi belki yaptığı. Ancak insan ilişkilerinin güçlü olduğu, küçük beyaz bir yalanla da olsa,  10 yıllık tecrübesi bulunan takip elemanlarını dahi şaşırtacak şekilde istenilen sonucu aldığı gerçeği ortadaydı.

Plakalar aynı harfle başlasa, bu taktik elbette ki işe yaramazdı. Hatta bırakın aynı memuru, yan yana oturan memurlarda dahi olsa,  memurların birbirleriyle konuşma imkanı bulunduğundan, müzekkerelerin cevaplarını aynı gün elden alma imkanı olmayacaktı. İşin olumlu sonuçlanmasında, elbette ki şans faktörü de etkiliydi. Ancak memurlara karşı kullanılan üslup, işi bitirebilmek amacı ile kullanılan taktik, bize göre oldukça yaratıcı ve pratik zeka gerektiren bir durumdu.

Günün büyük kısmını adliyelerde, resmi kurumlarda geçiren biz avukatların, gerek duruşmalarda, gerek mahkeme kalemlerinde, gerekse sair resmi kurumlardaki işleri süratle halledebilmemiz açısından, hukuk bilgimizin yanında, bu tür bir pratik zekaya sahip olmamız da şart…

Aksi halde, ya işi yaptırabilmek adına memurlarla kavga eder, ya da memurun belirlediği günü, tarihi koyun gibi bekler dururuz…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim