• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 5 °C

'Gereksiz Haber' ve Anayasal Düzene Karşı Suç

Ahmet İNSEL

IŞİD haberlerine dair mahkemenin yegâne yasaklama gerekçesi, kaçırılanların yaşamsal güvenliklerinin sağlanması değil. Bir de "devletin zafiyetini ortaya koyacak şekilde yayınlar" yapılmasına karşı bu yasağın konduğu belirtiliyor. Ve galiba kararın esas gerekçesi bu.

Irak’ta kaçırılan, rehin alınan veya hükümetin sevdiği tabirle “alıkonan”(!) 80 Türkiye yurttaşının durumu hakkında Ankara Başsavcılığı’nın talebi üzerine 16 Haziran’da yayın yasağı kararı kondu. O tarihten beri bu yurttaşlarımız hakkında haber yapmak Türkiye’de yasak. Yabancı basından izlemek serbest ama doğrusu son dört-beş günden beri yurtdışında da bu konuda dişe dokunur haber yayınlanmadı. 

“Mağdur edilen başkonsolos ve görevlilerin yaşamsal güvenliklerinin sağlanması ve bu konuda gereksiz gerçeğe aykırı ve devletin zafiyetini ortaya koyacak şekilde yayınlar yapılması nedeniyle” yasak talebinin onaylandığını Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi belirtiyor. Bu konuda konuşma yasağı olmayan Başbakan, Irak’taki yurttaşlarımızın can güvenliklerini sağlamak nedeniyle yasağa ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. 

DÜNYADA TAM TERSİ

Bu gerekçeden çıkarılacak sonuç, Irak’ta kaçırılmış Türkiye yurttaşı  sayısının bile tam bilinmediği bir ortamda, bu kişilerin kamuoyunun bilgisi ve ilgisi dışında kalmalarının, onların can güvenliğini korumanın en iyi yolu olduğudur. İlginçtir, dünyada asgari bir demokrasi rejimine sahip bütün ülkelerde, bu tür konularda kamuoyunun ilgi ve bilgisinin sürekli taze ve canlı kalmasının kaçırılan kişilerin can güvenliğinin sağlanmasında en önemli etmenlerden biri olduğuna inanılır. Bu nedenle, bu kişilerin isimleri basında sürekli yer alır, serbest bırakılmaları için çağrı kampanyaları düzenlenir. Bu arada o ülkenin devlet görevlileri rehin alınanların serbest bırakılması için temas kurmaya çalışırlar. Bu temaslarla ilgili elbette bilgi vermezler. Rehinelerin can güvenliği ve hızla serbest bırakılmaları için bu bilgilerin olay sırasında kamuoyu ile paylaşılmaması gerekir. Ama bu gerek, kamuoyunda rehin alınmış yurttaşlar hakkında konuşulmaması, ilginin, endişelerin, beklentilerin dile getirilmemesi demek değildir.

YAŞAM DEĞİL ZAAFİYET ÖNEMLİ!

Mahkemenin yegâne yasaklama gerekçesi, kaçırılanların yaşamsal güvenliklerinin sağlanması değil. Bir de “devletin zafiyetini ortaya koyacak şekilde yayınlar” yapılmasına karşı bu yasağın konduğu belirtiliyor. Ve galiba kararın esas gerekçesi bu. Devlet olarak ifade edilen özne burada hükümettir. Hükümetin Suriye ve Irak politikalarını, kaçırılan Türkiye yurttaşlarıyla bağlantılandırarak eleştirmenin seçim arifesinde zafiyet yaratacağı endişesidir yasağın ana gerekçesi. Öyle olmasa, Irak’ta yurttaşlarımızın kaçırılması ile ilgili haber, “gereksiz ve gerçeğe aykırı” bile olsa, neden devleti zafiyete uğratsın ki?

Üstelik bir haberin ‘gereksiz’ olduğuna mahkeme nasıl karar verebilir? ‘Gerçeğe aykırı’ haber yalanlanır, bu konuda mağduriyet oluşmuşsa dava açılır ama gerçeğe aykırı haber yapılacak diye yayın yasağı konulabilir mi? Bu gerekçeyle de böyle bir yasak konabiliyorsa, bu hangi tür siyasal rejimin özelliğidir?

BU YASAK HANGİ REJİMDE OLUR?

Yasaklama talebinin ‘Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu’ tarafından yapılmış olması sanırım “hangi tür siyasal rejim?” sorusuna yanıtı nerede aramamızı gerektiğini gösteriyor: Günümüz Türkiye’sinde devletle bütünleşmiş hükümeti eleştirerek zafiyete düşürmek anayasal düzene karşı bir suçtur. Gezi protestoları, 17 ve 25 Aralık soruşturmaları, Soma faciası, Irak ve Suriye’deki gelişmeler…

Bunlar ve daha başka tartışma konularında hükümetin az veya çok, dolaylı veya dolaysız sorumluluklarını dile getirmek, ancak gereksiz veya gerçeğe aykırı haber olabilirler. Hatta hem gereksiz hem gerçeğe aykırı da olabilirler!

Nasıl oluyorsa, bu rejimde “gereksiz haber”, devleti zaafa düşürür. Dolayısıyla “anayasal düzeni korumak”, kamuoyunun sadece hükümetin gerekli ve doğru olduğunu tescil ettiği haberlerle bilgilendirilmesini, gereksiz ve gerçeğe aykırı haberlerin ‘Anayasal Düzeni Koruma Bürosu’ tarafından yasaklanmasını gerektirir. 

‘Düşünce Polisi ve Gerçek Bakanlığı’ sadece fütürist bir romanın sayfalarında karşımıza çıkmıyor.

Yazının tamamını okumak tıklayınız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim