• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C

Gizli Soruşturmacının Kapsamı Genişleyecek

Gizli Soruşturmacının Kapsamı Genişleyecek
Meclis alt komisyonunda görüşülmekte olan yargı paketi yasalaşırsa, "gizli soruşturmacı" nın kapsamı genişlemiş olacak.

Ceza Muhakemeleri Kanunu ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nda değişiklik yapan teklif Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülmektedir. AK Partili milletvekillerinin imzasını taşıyan teklif  Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139. maddesinde düzenlenen “gizli soruşturmacı görevlendirilmesi”nde değişiklik yapılmasını öngörmektedir.

Buna göre “gizli soruşturmacı” atanacak suçlara “devletin güvenliğine karşı suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308), anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316)” da eklenmektedir. 5271 sayılı 5271 sayılı CMK’da, Ceza Kanunu md. 314(silahlı örgüt) ve md. 315 (silah sağlama)’te düzenlenen suçlar gizli soruşturmacı atanabilecek suçlar olarak yer almaktadır. Yeni düzenleme ile özel birer bent halindeki bu iki şuç, anayasal düzene karşı suçlar başlığının altına çekilmektedir.
 
Çok Tartışılan “Gizli Soruşturmacı” Tedbiri ve “Kışkırtıcı Ajanlık”
 
“Gizli soruşturmacı” hem mevzuatta hem de uygulamada sıklıkla tartışılan kavramlardan biridir. Tartışmalar genellikle kavramın sınırlarının kanunla tam olarak belirlenmediği ve bu belirsizliğin hak ihlallerine neden olduğu yönünde yapılmaktadır.
 
“Gizli soruşturmacı” ilk olarak örgütlü suçlarla mücadele amacıyla öngörülmüş ve yasa taslağında “kışkırtıcı ajan” olarak ele alınmıştır.(1) Ancak tedbir, kışkırtıcı ajanın AİHM içtihatlarında çok muğlak bulunması ve hukuka uygunluk sebeplerine aykırılık barındırması gerekçesiyle “gizli soruşturmacı” kavramı olarak kanunlaşmıştır.
 
Bu tedbire münferit Birleşmiş Milletler Sözleşmelerinde rastlanılmaktadır.(2) Gizli soruşturmacı, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde “Gerektiğinde örgüt içine sızmak, gözetlemek, izlemek, örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve örgütün işlediği suçlarla ilgili iz, eser, emare ve delilleri toplamak ve muhafaza altına almakla görevlendirilen kamu görevlisi,” olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11.02.2013 tarihli, E:2012/17806 ve K:2013/1225 sayılı kararınında kışkırtıcı ajan ise, “insanları bazı suçları işlemeye sürüklemekle görevli kişi” şeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre kışkırtıcı ajanla gizli soruşturmacının yaptığı eylemler farklılık arz etmektedir. Gizli soruşturmacı, hiçbir zaman azmettiren konumunda olmayıp, bulunduğu örgütün içerisinde delilleri toplamakta; kışkırtıcı ajan ise suç işleyen kişinin ortaya çıkarılması için suç işlemeye azmettirmektedir.
 
Türk ceza hukukunda gizli soruşturması görevlendirilmesi yukarıda da belirtildiği gibi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 139. maddesine göre gerçekleştirilmektedir. Gizli soruşturmacının yetki ve sorumluluklarına da yine aynı maddede yer verilmiştir. Anılan maddenin beşinci fıkrasında öngörülen “Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.” hükmüyle gizli soruşturmacının görevini yerine getirirken suç işlemesi istisnası kabul edilmeksizin yasaklanmış; ayrıca  görevlendirildiği örgütün işlediği suçlardan sorumlu tutulamayacağı da teminat altına alınmıştır.
 
Tali “Gizli Soruşturmacı” Tedbiri Uygulamada Esaslı Hale Getirilmemelidir
 
Bu tedbir hukukumuzda ikincil nitelikte bir tedbirdir ve başka suretle delil elde edilememesi durumunda ve ancak kanunda sayılan suçlar açısından uygulanabilir.(3)
 
Son yasa teklifiyle örgütlü suçlarla mücadelede başvurulan bu yöntemin kullanılabilirliğinin artırılması; siyasi iktidarın örgütlü suçlarda artış beklediği ve bu suçlarla mücadelede kararlılık göstereceği şeklinde okunabilir. Ancak genel olarak kışkırtma faaliyetinin çerçevesinin belirsizliğinin yarattığı sorunlar ve cezasızlık nedenlerinden yararlanacak olan kimselerin dar sınırlar içerisinde belirlenmesi gereği birçok zorluğu da beraberinde getirecektir.
 
İtalyan doktrininde bir görüş, kışkırtıcı faaliyetleri “sosyal olarak uygun hareket” (4) kabul etmektedir. Buna göre “kışkırtıcı ajan”ın faaliyetleri kamu yararına yapılmakta ve bu durum faaliyetlerin suçtan bağışık tutulmasını gerektirmekte, hatta failin fiili meşru kabul edilmeli denilmektedir.
 
Kışkırtıcı faaliyet bakımından hukuka aykırılığın kalmasını sağlayan, sosyal uygunluk yaklaşımı yasa üstü bir cezasızlık nedenidir. Benzer durumlarda düzenin korunmasına yönelik her türlü kışkırtıcı faaliyet bu kapsam dahilinde değerlendirilmelidir. Figürün kanunda tanımlanmış olmasına ve hatta kışkırtıcı ajanın resmî bir görevli olmasına dahi gerek yoktur.(5)
 
Son yasa teklifiyle sınırları genişleyen bu tedbir, yeni MİT Kanunu ile birlikte ele alındığında “İtalyan sosyal uygunluk yaklaşımı”na yakınlaşıldığı yönünde tartışmalara sebebiyet vermektedir. Zira MİT mensuplarına “operasyonel yetki”ler(6) verilmesi yine örgütlü suçlarla mücadele adına atılmış bir adımdır. Ancak bu yetkiyi kullanan görevlinin işlediği bir görev suçunun soruşturulmasının sıkı soruşturma şartlarına bağlanması, bu kanun kapsamında yetkilendirilen görevlinin örgüt içinde suça bulaşıp bulaşmadığıyla ilgili şeffaflığa ulaşılmasını zorlaştırmaktadır. Tam bu noktada AİHM içtihatlarında yaptıkları faaliyetler suç olarak değerlendirilen ve hukuk devleti ilkesini zedelediğine hükmedilen “kışkırtıcı ajan”ın faaliyetlerinin yaygınlaşması tehlikesi gündeme gelecektir.
 
Tali bir tedbir olan “gizli soruşturmacı atanması” nın sınırları belirsizleştirilerek genişletilmesi, asli bir uygulamaya evrilme ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Zira CMK md. 139 kapsamında sadece suç delili elde etmek için görevlendirilen ve suç işlemesi yasak olan kamu görevlisi; düşman ceza hukuku kapsamında düşman ilan edilen grupların ötekileştirilmesi ve suç üretilmesi için birer araç haline gelebilecektir.
 
Ayrıca Yargıtay’ın özellikle son yıllardaki müstakar kararlarında gizli soruşturmacının faili azmettirmek yahut suç işlemeye kararını kuvvetlendirmek şeklinde suç işlemeyeceğini ve bu suretle elde edilen delillerin hukuka aykırı deliller olduğunu kabul ettiğini; eğer ilk derece mahkemesince bu delillere dayanılarak hüküm kurulmuş ise adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle söz konusu kararları bozduğunu göz önüne alırsak, “gizli soruşturmacı”nın alanının belirsizce genişlemesinin bariz şekilde hukuk devletinden uzaklaşmak anlamı taşıdığı görülecektir.
 
 Ayşe Nur Dil / Ankara Strateji Enstitüsü

 
 
1) Gizli Soruşturmacı Atanması, Mehmet Işık ,http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-110-1353
2) 20.12. 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Viyana Konvansiyonu) 1. maddesinde "Kontrollü teslimat" kavramını tanımlarken “Sözleşmenin üçüncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçların işlenmesine iştirak etmiş olan kişilerin belirlenmesi amacıyla, kaçak veya kaçak olmasından şüphelenilen bir biçimde sevk edilen uyuşturucu veya psikotrop maddelerin, bu sözleşmenin ek I ve II numaralı tablolarında kayıtlı maddelerin veya onların yerine geçen maddelerin, ilgili ülkelerin yetkili makamlarının bilgisi ve denetimi altında bir veya bir çok ülke itibarıyla girişine, geçişine veya çıkışına olanak veren yöntemi ifade eder ” demektedir.
3) Gizli Soruşturmacı Atanması, Mehmet Işık ,http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-110-1353
4) Ozan Ercan Taşkın  "Kışkırtıcı Ajan", s. 206
5) A.g.m , s. 206
6) 6532 Sayılı kanun md. 1/h, http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/04/20140426-1.htm

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim