• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 5 °C

"Gönüllerdeki Hendekleri Kapatmamız Gerek"

"Gönüllerdeki Hendekleri Kapatmamız Gerek"
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Posta Gazetesi'nde Nedim Şener'e konuştu. Feyzioğlu, "gönüllerdeki hendekleri kapatmamız gerek" dedi.

GÖNÜLLERDEKİ HENDEKLERİ KAPATMAMIZ GEREKLİ

Türkiye Barolar Birliği (TBB) yeni Anayasa tartışmasına "Aydınlık Bir Gelecek İçin Birbirimizi Dinlemek ve Anlamak Zorundayız başlıklı bir ilanla katıldı. TBMM'deki dört partiden terör örgütü PKK'ya Türkiye'yi terk etmesi için çağrı yapması istenen bu ilanı ve terörle mücadeleyi TBB Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu ile konuştuk

İlanı yayınlama fikri nereden çıktı?

Birincisi; Türkiye'nin en örgütlü yapılarının başında geliyoruz ve halkın kendisiyiz. İlan yalnız benim değil meslektaşlarımın ve toplumun görüşlerini yansıtıyor.

Neden ihtiyaç duyuldu?

Çünkü Türkiye hızla duygusal kopuşa ve dışarıdan körüklenen bir iç savaşa sürükleniyor. Türkiye'nin Suriye politikasındaki çok ciddi yanlışlar, bölgedeki küresel ve yerel güçlerin birleşen ve çatışan menfaatleri, bölücü terör örgütü PKK'nın arkasında daha önce hiç rastlamadığımız ölçüde büyük bir ittifakın birikmesine sebep oldu. PKK tarihinde ilk defa aynı anda PYD adıyla Amerika'dan, Rusya'dan ve Avrupa Birliği'nden destek alıyor. Bu süreçte toplum ayrışıyor. Bizi ayrıştırmaya götüren bu sürece karşı görüşümüzü söylememiz gerekirdi.

Peki size göre PKK ile PYD ne kadar yakın?

PYD'nin komuta kadrosunda PKK'nın ciddi katılımı var. Dolayısıyla PYD, PKK ile organik ilişki içinde. PKK ‘IŞİD ile mücadele ediyor' diye bu ülkelerin kısa vadeli çıkarlarına geliyor ama orta vadede bu herkesin aleyhine olacak. PYD Esad yönetimiyle de yakın. Esad rejiminin PKK ile işbirliği yeni bir bilgi değil. Baba Esad’ın Abdullah Öcalan'ı yıllarca koruduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bugün oğul Esad'ın PKK ve PYD ile ilişki biçimi de bizim için şaşılacak bir şey değil.

Terörle mücadelede en zor kısım nedir?

Bir kere PKK'nın savaşını kırsaldan kentlere indirmesi, güvenlik güçlerinin teröristle halk arasında ayrım yapmasını zorlaştırıyor. Yanlış atılan her adım PKK'ya kazanç sağlıyor. Halk eziyet çekip devlet yaraları sarmakta gecikince, terör örgütü kârlı çıkıyor. Öğretmenler bölgeyi terk ediyor. Eğitimsiz kalan çocuklar öğretmenini değil hendeğin önünde elinde silah bulunan teröristi kahraman olarak görüyor. Bu ileride yeni sorunlar yaratır. Biz hendekleri kapatırız ama asıl gönüllerde açılan hendekleri kapatmamız gerek. Terör örgütünün amacı ise gönüllerde hendek açmak, büyütmek.

Herkes barış istediğini söylüyor ama...

Barış isteyen herkesin önce PKK'ya "Çık git" demesi gerekir. Güvenlik güçleri operasyonlar sırasında çizgiyi aşıyor mu? Eminim aşıyor. Hukuk dışılıklar var mı? Var. Mazur görülebilir mi? Elbette hayır. Ama devlet operasyon yapmasın diyenler aslında, "devlet toprakları içinde bir başka devlet kurulsun" diyor. Devletin terör örgütü karşısındaki en büyük gücü hukuka uygun davranmaktaki meşruiyetidir. Ama olayların tüm sebebini devlet olarak görmek samimi değil. Hiçbir devlet bir örgütün egemenlik kurmasına izin vermez.

Akademisyenlerin bildirisine karşı eleştirilerinize yönelik tepkilere ne diyorsunuz?

Demokratik haklarıdır, elbette söyleyecekler ama benim görüşlerim de demokratik bir haktır. Bildirgenin içeriği yanlıştır. "Bu suça ortak olmayacağız" denilen bildiri PKK'nın işlediği suçlara ortak olmaya meyilliydi. Hatta neredeyse örtülü meşru görme durumu bil vardı. Sadece devleti suçlayıp, devletin oraya zırhlı araçla girdiğini söyleyip yerin altına bomba döşeyenlere söz söylememek akla, mantığa, ahlaka sığmaz. Oradaki en sıkıntılı açıklama uluslararası gözlemci istenmesi. Bu bildiriyi imzalayanların büyük çoğunluğunun ayrıntılarına hakim olduklarını zannetmiyorum.

Peki akademisyenlere soruşturma açılması, bazılarının işten atılması hakkında ne diyorsunuz?

Bunun yanlışlığını ilk gün söyledim. Bu bildirinin PKK'nın küresel amaçlarına hizmet ettiği ortada. Ama devleti yönetenlerin gösterdiği refleks hem hukuka uygun değil hem de stratejik olarak zararlı. Soruşturmalar PKK'nın amacına hizmet eder.

Bir çete lideri tarafından ölümle tehdit edilmeleri de var... Akademisyenlerin ölümle tehdit edilmesi, hele hele ölümle tehdit eden kişiye açılan göstermelik soruşturmalarla işin geçiştirilmeye çalışılması olacak şey değil. Bu bildiriyi yazanlar kendileri için 'aydın' sıfatını kullanıyor olabilir. Ama ben onların durumunu işgal altındaki İstanbul'un işgalci güçlerine meyletmiş aydınların ruh hallerine benzetiyorum. Zerre kadar milli duruşları yok. Ama benim milli duruş dediğim şey insan haklarına, özgürlüklere aykırı bir duruş değildir.

Operasyonlarda doğrular yanlışlar nelerdir?

Türkiye devleti, terör örgütüyle mücadele ederek doğrusunu yapıyor. Yöntemde eksiklikler, uygulamada yanlışlıklar kuşkusuz var. Silahlı mücadelenin öne çıkması kaçınılmaz. Çünkü karşınızda silahlı bir örgüt var. Evlerini PKK yüzünden terk edenlerin sarılıp sarmalanması lazım.

Bu duruma gelinmesi kimin eseri peki?

Çözüm sürecinde PKK'ya silahlanacak imkanın tanınması kabul edilemez. Bu elbette sorgulanacak ama PKK'nın dışarıdaki dengeleri de gözeterek masayı devirmeye hazır olduğunu görmek lazım.

Bu çatışmalı dönemde Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi de öldürüldü. Bu konuda ne yapıyorsunuz?

Türkiye Barolar Birliği olarak takip ediyoruz. Tahir Elçi olayı bir numaralı gündemimiz. Kimin öldürdüğünü bilmiyoruz. Yeterli bilgimiz yok. Bunun ortaya çıkarılmaması herkesin üzerinde yüktür. Terör örgütü olay yerinde sağlıklı keşif yapılmasını engelledi. Polislerle ilgili de yeterli soruşturma yapılıp yapılmadığını bilemiyoruz. Tahir Elçinin ensesinden vurulması aksi ispatlanana kadar bizim için özellikle kasten işlenmiş bir cinayettir.

Suikast mı yani?

Aksi ispatlanana kadar suikasttır. Kim toplumsal barışın gerçekleşmesini istemiyorsa o sorumludur. Tahir Elçinin konumundaki birinin öldürülmesi kural olarak suikasttır.

İlana dönersek, dört partinin bir deklarasyonla 'PKK'nın Türkiye'yi terk etmesi' çağrısında bulunmasını istediniz. Cevap geldi mi?

Hayır karşılık gelmedi. Biraz romantik bir talepti. Ama umarım o noktaya gelirler. Dört siyasi partinin ‘Türkiye Cumhuriyeti devletinin parçasıyım' demesi lazım.

Romantik derken hangi partiyi kastediyorsunuz?

Hepsi açısından romantik çünkü hiçbiri o noktaya gelmiyor.

Siz aynı zamanda CHP üyesisiniz. CHP'nin tavrı nedir?

Ben CHP'nin ne yaptığını bilmiyorum. Çözüme toplumsal barışı sağlayacak etkili bir cümlesini yakalayamadım.

CHP net değil mi sizce?

Bazen net bazen değil. Anayasa'nın ilk üç maddesinde ne diyor mesela? Halkla ilişkilerden sorumlu bir başkan yardımcısı "Tekçi milli devlet bitti çoğulcu milli devlet süreci başladı" demişti. Bunun ne demek olduğunu kimse anlamadı.

CHP'de bir de Atatürk portresi indirilmesi tartışması var...

Atatürk resmi tartışması üzerinden Atatürk bir kez daha tartışmaya açıldı. Çıkış cümlesi şuydu, "Artık yeni şeyler söylemek lazım." Resim indirildi mi indirilmedi mi önemli değil ama benim ilgilendiğim bu cümle. Bu cümle Türkiye'nin kuruluş temellerine saldırıdır. Türkiye'nin temellerine yönelik bu saldırıya ilk anda tepki vermesi gerekirdi.

Adınız CHP genel başkanlığı için geçiyordu. Bir hazırlığınız var mı?

İnsanlarda böyle bir beklenti var anlıyorum çıkış arıyorlar ama hayır. Herkesin birbiriyle kavga ettiği bir ortamda olmam. Toplumu zerre kadar ilgilendirmeyen parti içi konularla vaktimi geçirmeye niyetim yok. Öte yandan mensubu olduğumu CHP'de kapılar, halkta karşılığı olanlara açık değil zaten. TBB'de verimli oluyorum. CHP içinde olup dedikodularla vakit geçirmek istemiyorum. Ayrıca TBB başkanlığına ikinci kez aday olacağımı ilan ettim. Gelecek sene genel kurulumuz var ve ben orada adayım. Bugün durum böyle. Görevim bittiğinde ise geleceği yaşayıp göreceğiz.

Mersin'de Tayyip seninle gurur duyuyor' diye tepki gösterdiler, ne düşündünüz?

Ben o toplantıda arkadaşları dinledim ama onlar benim cevabımı beklemeden salonu terk ettiler. Bu bana göre faşizan bir yaklaşım. Tepki veren arkadaşlar PKK'nın terör örgütü olduğunu, Türkiye'yi terk etmesi gerektiğini söylememden mi rahatsız oluyorlar? Düşünce özgürlüğünün kapsamına "PKK vahşi, kanlı pis bir terör örgütüdür" demek girmiyor mu mesela? Kimse bizim aklımızla alay etmesin, bunun dışında tutum o kalkışmayı hoş görmektir.

'AK Parti'ye yakın duruyorsunuz' eleştirisi alıyor musunuz?

Bu maalesef siyasi iktidarın Türkiye'yi getirdiği bir nokta. Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti bir siyasi partiye, siyasi kişiliğe indirgenemez. Kurumlarıyla 77 milyon bizler de varız. Devleti korumak siyasi iktidarı korumak anlamına gelmez. Geçtiğimiz yularda o kadar "devlet benim" söylemi dayatıldı ki, sadece söyleyenler değil karşısındaki muhalif duruşta, olanlar da öyle zannetti.

Öyle değil mi?

Elbette değil Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım siyasi iktidarın vatandaşı değilim. Devlet yıkıldığında başımıza nelerin geleceğini görmek için Ortadoğu'ya bakmak yeterli.

Adli yıl açılışında Erdoğan size tepki göstermişti. Aranızdaki buzlar eridi mi?

Devlette küslük olmaz. Benim küsmemi gerektiren bir sebep yok. Cumhurbaşkanı yanlış bir tepki verdi. Saygısızlığım olmadı. Sonra törenlerde bir araya geldik. Bende kırgınlık ve küskünlük yoktu.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim