• BIST 97.726
  • Altın 145,625
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

Gözaltı ve Sorgu 2

Prof. Dr. Ersan ŞEN

CMK m.149 ve 154’e göre; gözaltı sırasında avukat, temsil ettiği şüphelinin yanında bulunma yetkisine ve şüpheli de avukatının yanında bulundurma hakkına sahiptir.

Bu sırada kolluğun düzenlediği “avukat görüşme tutanağı”, şüpheli ile avukatı arasında görüşmenin ve birlikte bulunmanın kolluk tarafından engellenmediğini göstermek için düzenlenir ki, bizce bu belge de uygulamada yanlış anlaşılmakta ve tatbik edilmektedir.

Kolluk bu yolla, avukatın sürekli şüphelinin yanında durabilme yetkisini kısıtlar ve kendisi izin verdikçe şüpheli ve avukatının birlikte görüşebileceğini zanneder. Şüpheli sayısının çok olduğu soruşturmalarda teamül haline dönüşen bu uygulamayı, CMK m.149 ve 154 ile savunma hakkının özüne aykırı olması sebebiyle şiddetle reddetmekteyiz. Cumhuriyet savcıları, “Gözaltı işlemlerinin denetimi” başlıklı 92. maddesi uyarınca bu konuya hassasiyet göstermeli ve avukatların gözaltına alınan şüphelilerin yanında bulunmaları konusunda tespit ettikleri fiziki eksiklik ve yetersizlikleri Adalet Bakanlığı’na bildirmelidir.

Gözaltına alınan kişi için “muhafaza altına alınan” veya “elkoyulan” ya da “gözlem altına alınan” ibareleri kullanılmamalıdır. Çünkü muhafaza, elkoyma tedbirine konu eşya hakkında ve gözlem altına alma da akıl hastalığı iddiası ile gündeme gelir. Gözaltı süresi dolan şüphelinin serbest bırakılması veya sulh ceza hakimine sevk edilmesi gerekir. Bu sevk sırasında şüphelinin tutulması, artık klasik bir gözaltı olmayıp sevke bağlı geçici hürriyet tahdidi olarak tanımlanmalıdır. CMK m.91/5’e göre “Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hakiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz”.

CMK m.91’de öngörülen süreler; şüphelinin yakalandığı andan değil, cumhuriyet savcısının yazılı emri (kararı) ile gözaltına alındığı andan itibaren başlayıp, cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliğine sevk anına kadar geçen süre olarak hesaplanır. Bu sürede şüpheli, sulh ceza hakimliğine sevk edilememişse derhal serbest bırakılır; aksi halde, gözaltı ve sonuçları hukuka aykırıdır. CMK m.91’de belirtilen sürelerin geçmesi ile gündeme gelen hukuka aykırılık, yakalama ve gözaltı sırasında gerçekleşen tasarruflar ve alınan ifadeler ile toplanan delilleri, bunlarla ilgili özel hukuka aykırılık olmadığı takdirde etkilemeyecektir.

Gözaltı süresi dolan şüphelinin serbest bırakılması şarttır. CMK m.91/5’de tanımlanan şart gerçekleşmese de, şüpheli hakkında aynı konu ve nedenle yakalama yapılamaz. Bu yakalamaya da sadece cumhuriyet savcısı karar verilebilir.

Gözaltı süresi dolmuşsa, bu andan itibaren şüphelinin hürriyetini yasal çerçevede tahdit için başka bir yöntem yoktur. Bu andan itibaren yalnızca tutuklama tedbiri gündeme gelebilir ki, o da zaten şüphelinin süresinde ve usule uygun şekilde sulh ceza hakimliğinin önüne çıkarılması ile mümkündür. Aksi halde, hürriyeti tahdit (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) suçu ve süre dolduktan sonra ceza yargılaması tasarrufu ile toplanan deliller ile tutuklama ve adli kontrol kararlarının hukuka aykırılığı kaçınılmaz hale gelir.

Herkes görevinden kaynaklanan yetkisini ve hakkını kullanabilir. Ancak hiç kimse, yetkisi olmadığı halde veya sınırı aşmak suretiyle yetki kullanmamalıdır. Birey de sahip olduğu hakkını kötüye kullanmamalıdır. Çünkü bir hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Belirtmeliyiz ki, hakkın kötüye kullanılması ile ilgili düşüncenin Özel Hukukla sınırlı olduğu, suçlama altındaki şüpheli veya sanığın sahip olduğu hakları sonuna kadar kullanmasının kötüye kullanma sayılamayacağı, dolayısıyla şüpheli veya sanığın haklarını temsil eden avukatın görevi kötüye kullanmasından da söz edilemeyeceği, şüpheli veya sanığın kendisini temsil eden avukattan şikayet olmadığı sürece, avukat tarafından şüpheli veya sanığa ait hakların engellemeye tabi tutulamayacağı savunulmaktadır ki, biz de bu düşünceye katılmaktayız. "Hakları kötüye kullanma yasağı" başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.17'den hareketle de, bir avukatın temsil şüpheliye ait hakları kötüye kullandığı iddia edilemez, çünkü 17. maddenin bu konu ile ilgisi bulunmamaktadır.

Ancak bu düşünce, ortada hak olmadığı halde hak varmış gibi hareket etmek suretiyle gündeme taşınan ve yargılamaları geciktiren talepleri koruma kapsamına almaz.

Örneğin soruşturma aşamasında; CMK m.191 ile ilgili yargılamanın esasına yönelik yapılan, sorgu sayılmayan ve tümü ile soruşturmanın sorguya sevk, yani cumhuriyet savcısının şüphelinin tutuklanmasına veya adli kontrole tabi tutulmasını içeren taleplerinin tartışılacağı bir aşamada, bu tedbirlerin şartlarının dışında kovuşturmada konuşulup gündeme gelebilecek talep ve delil değerlendirmelerinin yapılmasına izin verilemez. Kovuşturmada yapılacak sorgunun, soruşturma aşamasına taşınmasına izin vermeyen hakimin, savunma hakkını kısıtlayıp dürüst yargılama hakkının özünü zedelediğinden de bahsedilemez.

Soruşturma sırasında yaşanan sevkte, şüphelinin tutuklanması ve adli kontrole alınması ile ilgili cumhuriyet savcısının iddia ve talebinin yerinde olup olmadığını inceleyecek sulh ceza hakimi, bu noktada cumhuriyet savcısının talebini peşin kabul etmeyecek, iddia ve talebin cumhuriyet savcısı tarafından ne derece isabetli ortaya koyulup olmadığını hem dosya üzerinden inceleyecek ve hem de şüphelinin sorgusunu yapmak suretiyle tespit edecektir. Bu nedenledir ki, bizde gıyapta/yoklukta tutuklama kabul edilmemiştir.

Gözaltı ve sorgu sırasında avukat duruşma salonunu ve sorguyu terk ederse, bu durumda sorgu tamamlanmışsa CMK m.101/2’ye göre hakim tutuklama veya adli kontrol kararını şüphelinin yüzüne okur. Sorgunun bitip avukatın duruşma salonunu terk ettiği vaziyette, hukuki yardım için şüpheliye yeni avukat tayinine gerek bulunmayacaktır.

Ancak avukat, tutuklanma talebi ile sevk edilen şüphelinin sorgusunun başlayıp devam ettiği ve tamamlandığı ana kadar şüphelinin yanında bulunmalı, aksi halde hakim tarafından sorgu kesilmeli ve şüpheliye yeni avukat tayini yoluna gidilmelidir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim