• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 15 °C

Gözaltı ve Sorgu 3

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Ceza Muhakemesi Kanunu incelendiğinde, soruştura sırasında sorgu için sevkin anlamının, “cumhuriyet savcısının tutuklama talebi” olarak kabul edildiği görülmektedir.

Ancak “Gözaltı” başlıklı CMK m.91’in 5 ve 6. fıkrası incelendiğinde, bu şekilde bir zorunluluğun olmadığı, gözaltına alınan kişinin CMK m.91’de belirtilen sürelerde bırakılmaması halinde sulh ceza hakimi önüne çıkarılıp sorguya çekileceği ve yanında da avukatının hazır bulunacağı ifade edilmektedir. Bu sebeple, cumhuriyet savcısının sevki tutuklama talebini içerebileceği gibi, adli kontrol tedbiri uygulanmasını veya tutuklama ya da adli kontrol tedbiri noktasında takdir ve değerlendirmesi sulh ceza hakimine ait olmak üzere tutuklunun sadece sorguya çekilmesi talebini de içerebilir. Çünkü CMK m.101/3’de, “tutuklama istenildiğinde” ifadesine yer verildiği görülmektedir ki, cumhuriyet savcısı yönünden şüphelinin sorguya sevki, tutuklama talebini mutlak hale getirmeyecektir. CMK m.101/3’den, yalnızca şüphelinin tutuklanması istenildiğinde bir müdafiin yardımını alacağı ifade edilse de, CMK m.91/6 uyarınca avukat yardımı sorgunun tümünü kapsamaktadır. CMK m.149/2’ye göre, kolluk ve savcılıkta alınan ifade sırasında en çok üç avukat (sorgu açısından sınırlama bulunmamaktadır) şüphelinin yanında hazır bulunabilir.

CMK m.109/1’de geçen “şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınabilir” ibaresi, cumhuriyet savcısının doğrudan, yani tutuklama talebinde bulunmaksızın şüphelinin adli kontrol altına alınmasına karar verilmesini engellemez. Tutuklama talebini talep eden cumhuriyet savcısının, tutuklama tedbiri yerine uygulanan bir koruma tedbiri olan adli kontrolü talep edemeyeceğine ilişkin görüşün kabulü mümkün değildir.

Tutuklama talebi ile sevk edilen şüphelinin sorgusu yapılamadığından bahisle serbest bırakılması mümkün değildir. Sorguda süre yoktur, ancak sorgunun da makul sürede tamamlanması gerekir. Sorgunun yapılma sebebi, şüpheli haklarının korunması ve cumhuriyet savcısının şüphelinin hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına dair talebinin otomatik olarak veya dosya üzerinden yapılacak rutin inceleme ile kabul edilmemesine dayanır.

Şüpheli sayısı fazla olsa bile birden fazla hakim sorguyu yapabilir, ancak birden fazla şüphelinin aynı anda duruşma salonuna alınıp sıra ile sorgularının yapılması, soruşturmanın gizliliği ve delillerin korunmasına aykırıdır. Bu sebeple, soruşturma aşamasında her bir şüpheli sorgusunun ayrı yapılması gerekir. Uygulamada, toplu sorgu yapıldığı, bu yolla sürenin kısaltılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bizce isabetli değildir.

Savcının sorguya sevk ve tutuklama ya da adli kontrol talebi sonuçlandırılmadığı takdirde, CMK m.91, 94, 100, 101 ve 109’a aykırı hareket edilmiş olur.

Soruşturma aşamasında gerçekleşen sorguya sevk suretiyle tutuklama veya adli kontrolün şartların oluşup oluşmadığı, şüphelinin haklarının korunması amacıyla, savcının talebinin otomatik kabul edilmemesi, iddia, delil ve talebinin incelenmesi, delilden hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olup olmadığının tespiti amacıyla şüphelinin yüzüne karşı sorgu yapılmalıdır. Sorgu yapılmaksızın dosya üzerinden inceleme yapılması veya cumhuriyet savcısının talebinin değerlendirmeye alınmaması hukuka aykırıdır. Sorguya sevk sonrasında şüphelinin sorgusu yapılıp savunması alınmalı ve itirazı kabil karar şüphelinin yüzüne karşı okunmalıdır.

Kamuoyu oluşturmaya yönelik, etki amaçlı, soruşturmanın gizliliğine ihlal eden, soruşturma aşamasını ses veya görüntü ile dışarı veren yayın ve yayımlar yasaktır. Bu eylemler soruşturmanın ciddiyeti ile de bağdaşmamaktadır. Ancak siyasi yargılamalarda, yargı üzerinden hukuk savaşı yapıldığı iddialarında bu tür hukuki hukuka aykırılıkların gerçekleştiği görülmektedir. Özellikle gözaltında bulunan, sorguya sevk edilen şüphelinin nezarethane ve adliye görüntüleri, resim çektirilmesi, şüphelinin lehinde veya aleyhinde kamuoyu oluşturmaya çalışan yayınlar ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını etkileyen her türlü eylem yasaktır. Şüphelinin ve avukatların açıklama ve suçlamaları, bunun karşısında yakalama ve sonrasında yaşanan usul eksiklikleri ve hataları, meselenin yargılamadan uzaklaşıp hesaplaşma ve tasfiye algısı oluşturma izlenimine yol açtığı görülmektedir.

Yakalanan veya gözaltına alınan, sorguya sevk edilen kişinin, bu sırada yakınları ile görüşebilmesi mümkün değildir. Şüphelinin görüşebileceği kişi avukatıdır. Milletvekili de, yasama dokunulmazlığına sahip olduğundan bahisle gözaltı veya sorgu sırasında şüpheliyle görüşemez. Şüphelinin avukatı ve soruşturmada yetkili kamu görevlileri ile yargı mensupları dışında kimse, sağlıkla ilgili acil ihtiyaç dışında şüpheli ile görüşemez.

Milletvekili veya kamu görevlisi sıfatına sahip olmak, bir soruşturma nedeniyle gözaltına alınan veya sorguya sevk edilen şüpheli ile görüşme hak ve yetkisi tanımaz. Çünkü CMK m.157 uyarınca soruşturma gizlidir, gözaltına alınan ve sorguya sevk edilen kişilerin başkaları ile teması engellenmelidir. Bunun sebepleri; delillerin karartılmasının engellenmesi, maddi hakikate ulaşılması ve şüphelinin güvenliğinin sağlanmasıdır.
Herkes suçlanabilir, ancak suçlamaya konu soruşturmalar usule uygun yapılmalıdır. Aksi halde soruşturmanın haksız başlatıldığı görüntüsü ortaya çıkabilir. Her ne kadar cumhuriyet savcıları basit şüphe ile soruşturma başlatabilirse de, soruşturmaların şahsi hesaplardan uzak, hukuki gereklilik sebebiyle başlatıldığına ve yapıldığına dair inandırıcılığın sağlanması gerekir.

Şüphelileri sınırsız destekleyen veya şüphelilerin karşısında olan gazete, tv, radyo yayın ve yayımları karşısında, işin hesaplaşma olduğu ve taraf tutulduğu algısı ortaya çıkmaktadır. Yargı bu algıya alet olmamalı, Devlet gücünü elinde tutanlar ile soruşturulanlar da yargıya saygı göstermelidir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nde bu tür siyasi nitelik taşıyan ve geçmişte meşru güç kullanan insanlara yönelik soruşturma ve kovuşturmalarda Devlet desteği olmadan yürütülmediği görülmüştür. Bu durum da yargının bağımsız ve tarafsız kalamadığını gösterir.

Hakim, soruşturma aşamasında tutuklama veya adli kontrol talebi ile sorguya sevk edilen kişi hakkında lehte veya aleyhte vereceği kararı, şüpheli ve avukatını dinlemeksizin dosya üzerinden veremez. Hakim, cumhuriyet savcısının sorguya sevk ettiği şüpheliyi mutlaka dinlemek, yanında bulunan avukatının şüpheliye yapacağı hukuki yardım kapsamında sevk konusu ve talebi ile sınırlı beyanını almak zorundadır. Hakim, şüpheliyi yalnız tutuklarken veya adli kontrole tabi tutarken değil, serbest bırakırken de sorgu yapmak, şüphelinin ve avukatının beyanını tespit etmek zorundadır.

Hangi şekil ve şartla olursa olsun şüphelinin duruşma salonuna alınması, mümkünse kendi avukatının, değilse de baro tarafından tayin edilecek avukatının bulunması gerekir. Bu merasim gerçekleşmeden sorguya sevkin tamamlanması hukuka aykırıdır. Sorgu yapılmadan verilecek tutuklama kararı kadar, şüphelinin serbest bırakılması da hukuka aykırıdır; bu son durumda savcının talebi değerlendirilmemiş sayılır. Bunun yegane istisnası, şüphelinin rahatsızlanması ve gerçekleşen bir mücbir sebeptir. Bu durumda bu hallerin son bulması beklenir. Kanaatimizce, bu sırada geçen süre gözaltı süresinden sayılmamalıdır. Çünkü bu beklenmeyen neden, adli makamlardan kaynaklanmamıştır.

Sorguda dosya üzerinden serbest bırakılmanın şüphelinin lehine olup olmadığının tartışma konumuzla da bir ilgisi bulunmamaktadır. Burada mesele, şüphelinin lehine karar verilip verilmemesi değil, savcının talebinin yasal prosedüre uygun değerlendirmeye tabi tutulup tutulmamasıdır. Soruşturma aşamasında gerçekleşen sorgu sırasında şüphelinin yanında bulunan avukat, sorgu ve sevkle sınırlı olarak şüpheliye hukuki yardımda bulunmakla yükümlüdür. Tekrar belirtmeliyiz ki, soruşturma aşamasında gerçekleşen sorguda CMK m.206 kapsamında delil tartışması yaşanmamalıdır. Burada tartışma konusu, sorguya sevkin konusunu teşkil eden “tutuklama veya adli kontrol” adlı koruma tedbirleri ile sınırlıdır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim