• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara -1 °C

Güç ve Vicdan Karşı Karşıya

Güç ve Vicdan Karşı Karşıya
Zaman Gazetesi yazarı Mümtaz'er Türköne, Anayasa Mahkemesi kararından sonra oluşan tabloyu ve siyasetçi-yargıç farkını bugünkü yazısında değerlendirdi.

Mümtaz'er Türköne'nin "Yargıcın Cübbesi, Siyasetçinin Gömleği" başlıklı yazısı; 

 

Cübbe, Başbakan’ın zannettiği gibi bir güç sembolü değil. Hafta sonu Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı “yeni düşmanı” ilan ederken söylediği “cübbe sizi güçlü gösterebilir” lafından, bu yüzden hakikat çıkmaz.

Cübbe “güç”ün değil “vicdan”ın sembolüdür. Üç meslek grubu cübbe giyer: Yargıçlar, bilim adamları ve din görevlileri. Her üçü de işlerini yaparken hiyerarşik bir amirin değil, sadece kendi vicdanlarının emrini dinler.

Cübbe, vicdanı ile iş yapanları hem kendi aralarında hem de dışardan bakanlar nezdinde eşit ve tarafsız kılar. Vicdanı temsil eden cübbe, altındakinin kişisel tercihlerini ve düşüncelerini bastırıp örter. Giydiği kıyafete yansıyan zenginlik veya zevkle birlikte kişiliği ve sosyal statüsü, cübbenin altında kaybolur. Vicdanı ile iş yapanlar kendi tercihlerini şapkalarıyla birlikte askıya asar, cübbeleriyle de kapatırlar. Cübbe bir kıyafetten çok zevksiz, bol ve biçimsiz bir örtü gibidir. Bilim adamları zaten kötü giyindikleri için cübbeyi törenler dışında pek giymezler. Din görevlileri, ibadet esnasında cübbenin yanında bir de kefenlerini sarık şeklinde başlarına geçirirler. Yargıç, cübbesi ile çıktığı kürsüde adalet sembolü gibi gözlerini bağlayıp körleşir, ona bakanların sadece mücessem bir vicdan görmesi beklenir. Avrupa’da geleneksel olarak devam eden peruk ve pudra ilaveleri, cübbenin dışına taşan kimlik ve kişiliği de ortadan kaldırmak içindir.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı, o cübbenin altında bir güç ve iktidar sembolü olarak göremeyiz. Elbette anayasal yargının siyasal bir içeriği var; ancak denge ve fren sistemi dahilinde bu kurum sadece kontrolsüz gücü durdurma görevini yerine getiriyor. Freni boşalmış bir kamyon gibi yokuş aşağı gelen iktidarı durdurmak kolay mı? Tam tersine Hükümet’in elinde çok etkili güç araçları var. Partizan medya karteli hedef belleyip yargısız infazlarına, algı operasyonlarına giriştiği zaman üzerindeki cübbe Haşim Kılıç’ı korumayacak. Cübbe bir zırh olmadığına göre, savaş çıktığı zaman ayağınıza dolaşır. Başbakan, kitleleri ve kameraları karşısına alıyor ve “siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarır siyasetini yapar” diye meydan okuyor. Cübbesi Haşim Kılıç’ın elini kolunu bağlıyor; konuşmasına ve cevap vermesine engel oluyor; Başbakan’ın sözlerindeki alenî tahakküme karşı başında bulunduğu kurumu savunmak zorunda olsa bile.

“Siyasetçinin gömleği” ise yanlış tefsir edilen bir efsaneden ibaret. Efsane dünya malı biriktirmeyen tevazû sahibi Hz. Ömer gibi halifelerin, Selahaddin Eyyubî gibi devlet adamlarının hayatından türetiliyor. Her ikisi de öldüğünde terekelerinden birer gömleği aşmayan dünya malı çıkıyor. “İdam gömleği”ni popüler hale getiren, rahmetli Özal olmuştu. “Siyasetçinin iki gömleği vardır, biri idam gömleğidir” sözü, bir feragati ifade ediyordu. Halbuki aslolan öbür gömlektir. Kaç tane dünyalık gömleğiniz var? Yani ne kadar kendinize çalıştınız? İdam gömleği bulundurmanın gereği var mı? İdam cezası kalktı, varken de tasası idam edenlere düşerdi. Demek ki gömlek, siyasetle sağlanan zenginliğin sembolü. Bir gömlek siyaseti mevcut.

Siyasetin bilim değil ama bir tür sanat olduğu doğru. Peki ne tür bir sanat? Erdoğan için bu sorunun cevabı “düşman çoğaltma sanatı”. Düşmanlar dikkatle belirleniyor, kendini savunma araçlarına sahip olmayan kurumlar ve toplum kesimleri özellikle seçiliyor. Düşmanlar hayal mahsulü olunca savaşın galibi de önceden belli oluyor; hayalî düşmanlarla savaşarak efsanevî bir kahramana dönüşüyor. Bir tür hayalet avcılığı olarak düşünebilirsiniz bu politika anlayışını.

Bir düşman olarak “paralel devlet” hayaleti, Erdoğan’ın yerel seçim stratejisinin ana eksenini oluşturmuştu. Cumhurbaşkanlığı seçimi için hedefte Anayasa Mahkemesi var. Böylece hem kamuoyunun telaffuz ettiği muhtemel rakibini yıpratacak hem de Yüksek Mahkeme’nin kararlarını itibarsız hale getirecek.

Bu sefer siyasetçinin rengarenk gömleği ile yargıç cübbesi, yani güç ve vicdan karşı karşıya.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim