• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C

"Güçler Ayrılığı İlkesi, Yargı Paketleriyle Ortadan Kaldırılmaya Çalışıldı"

"Güçler Ayrılığı İlkesi, Yargı Paketleriyle Ortadan Kaldırılmaya Çalışıldı"
Aydın Barosu Başkanlığı, meslektaşlarının 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlamak için bir mesaj yayınladı.

Bu yıl  "5 Nisan Avukatlar Günü" her gün artan sorunlarımız ,yaşananlardan duyduğumuz endişe ve ne yazık ki büyük bir acıyla karşılıyoruz.

Mesleğimize, meslektaşlarımıza ve barolara yönelik saldırıların her geçen gün arttığı, meslektaşlarımızın bürolarında saldırıya uğradığı, hatta öldürüldüğü, baro başkanlarının ve yönetim kurullarının sudan sebeplerle yargılandığı, yargı kararlarının ayaklar altına alındığı, torba yasalarla hukukun katledildiği, Anayasa ile güvence altına alınmış güçler ayrılığı ilkesinin yargı paketleriyle ortadan kaldırılmaya çalışıldığı  ve anayasanın tanınmadığı bir seneyi daha geride bırakıyor, maalesef  geleceği endişeyle karşılıyoruz.

Mesleğimize, meslektaşlarımıza yönelik saldırılar her geçen gün artmışken 31.03.2015 günü  yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde karanlık bir gün olarak hafızalardan silinmeyecektir.

Bilindiği üzere; ülkenin birçok bölgesinde sebebi halen daha açıklanmayan/açıklanamayan elektrik kesintisi yaşanırken ,İstanbul Çağlayan Adliyesinde görev yapmakta olan meslektaşımız Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ'ın rehin alınması ve ardından katledilmesi ile koskoca bir ülke karanlıklara gömülmüştür. Bu menfur, kirli saldırıyı nefretle kınıyor ve lanetliyoruz. Savcımız, meslektaşımız Mehmet Selim Kiraz'a Allahtan rahmet yakınlarına sabır ve metanet diliyoruz.  Bu vahim saldırının ve katledilmesinin ardında kimler, hangi güç odakları var ise tüm çıplaklığıyla derhal ortaya çıkarılmasını   ve sorumlular adalet önünde hesap vermesini istiyoruz.

Unutulmamalıdır ki, mesleğini icra eden savcımıza yapılan bu saldırı, tüm hukuk camiamıza yapılmıştır. Bugün hukukçular olarak "Avukat, Hakim, Savcı" ayırımı yapmaksızın birleşmeli hukuka yapılan her tür saldırıya karşı birlik içinde yer almalı ve tek yürek olunmalıdır. Belirtmek isteriz ki yaşadığımız bu karanlık günler bizleri Hukukun, Adaletin yolundan asla ayıramayacak aydınlık yarınlara olan inancımızı köreltemeyecektir.

Ayrıca bu hain saldırının ardından yapılan açıklamalar ile Yargının vazgeçilmez ayağı, savunmanın yılmaz temsilcileri olan Avukatlara yapılan alçakça saldırılara da değinmeden geçmemiz mümkün değildir. Yaşanan olayın hemen akabinde daha ayrıntılar ortaya çıkmadan devlet yetkililerince avukatların hedef gösterilmesi, bunun yanında bazı basın organlarında mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik olarak yer alan beyanlar kabul edilemez.  TCK 6.maddeye göre, avukatların da tıpkı hâkim ve savcılar gibi yargı görevi yapan kişiler olduğu unutulmamalıdır. Bu anlamda avukatlar hukukun, adaletin ve adliyenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu gerçekler ışığında herkesin açıklamalarında çok dikkatli ve soğukkanlı olması, eksik ve yanlış bir takım bilgilerle hukuk camiasının kenetlenmesine zarar verebilecek, bütün bir avukat camiasını rencide edebilecek haksız ve zamansız açıklamalarda bulunulmaması gerekir.

Meslektaşımız Cumhuriyet Savcımızın kaybının hemen ardından,silahların avukat cübbesi altında adliyeye sokulduğu vurgulanıp , sebep ve sonuç avukatların adliyeye girişlerinde aranması kadar basitleştirilerek avukatlara yönelik algı yaratılmaya çalışmıştır.

Avukatların, hakim ve savcıların aranması, uluslararası sözleşmeler ve hukukun temel prensipleri doğrultusunda  CMK, Avukatlık Kanunu, Hakim ve Savcılar Kanununda yer alan yasal düzenlemelere dayanmaktadır. Arama tedbirlerinin tatbiki konusunda bu sıfatı taşıyanlar için öngörülen istisna ve özel prosedürler bir ayrıcalık olarak görülebilir. Ancak bunlar keyfi imtiyazlar olmayıp, taşınan sıfatın ve icra edilen mesleğin özelliği, yargının bağımsızlığı, yani baskı altına alınamaması ve yargı görevini en iyi şekilde icra etmesi ile ilgilidir. Ayrıca bu imtiyaz, yargının kurucu unsurları olarak kabul edilen hakim, savcı ve avukatlara güven ve saygının bir gereği, hakim ile savcılarla birlikte avukatları kapsaması yönü ile de eşitlik ilkesinin bir teminatıdır.

Adliyelerdeki güvenlik açığının sebebi olarak avukatlar gösterilemez, avukatlara potansiyel suçlu muamelesi yapılamaz. Adliyeler, avukatların da işyerleridir. Dolayısıyla güvenliğin sağlanmasını başta biz  talep ediyoruz.

Avukat, hakim ve savcılarla birlikte yargının kurucu unsurudur. Bu itibarla adliyelere girişte hakim ve savcılara hangi tedbirler uygulanıyorsa, avukatlar bunun dışında hiç bir işleme tabi tutulamaz. Avukatlara, meslek itibarını zedeleyici, meslek sırrına zarar veren baskı ve yıldırma amaçlı hiçbir muamele yapılamaz.

Adliyelerin güvenlik zaafı, akıl ve hukuk dışı dayatmalarla değil,  Baro Başkanları Başsavcılar ve Adalet Komisyonu Başkanlarının bir araya gelmesiyle oluşacak ortak akılla çözülebilir. 

Avukatın yargının kurucu ve asli unsuru olduğunu göz ardı edip, ayak bağı olarak göstermeye çalışan,adeta yargılama makamına tabi olmak zorundaymış gibi gören anlayışın varlığını üzülerek görüyoruz. Avukatın duruşmalarda sözlü beyan ve taleplerinin tutanaklara geçirilmemesi, tanığa soru sorma hakkının engellenmesi, yasal dayanaktan yoksun bir uygulamayla  ayakta konuşmaya zorlanması ve savunma görevi gereği ileri sürdüğü  itirazda avukat hakkında tutanak tutularak suç duyurusunda bulunulması sıklıkla yaşadığımız gerçeklerdir.

Ayrıca sadece kanundan doğan görevini yerine getirdiği için yargılanan baro başkanlarının ve yönetim kurulu üyelerinin olduğunu, kutsal savunma mesleğini yerine getiren avukatlar hakkında açılan davaların her geçen gün arttığını üzülerek görüyoruz. Unutulmamalıdır ki,  avukatlar yargının olmazsa olmaz kurucu unsurudur ve en kutsal hak olan savunma hakkının tek temsilcisidir.

Tüm bu sorunların yanında, hukuk devleti ilkesinden uzaklaşıldığı, kuvvetler ayrılığı ilkesinin alt üst edildiği, temel hak ve özgürlükleri elimizden alan kanunların meclisten geçtiğini gördük. "Anayasayı tanımıyoruz" denildiğini duyduk. Yargı kararlarının tanınmadığına şahit olduk. Yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti temelinden uzaklaşılıp  ve polis devletine doğru hızla yol alındığını görüyoruz . Ancak umudumuzu ve mücadele azmimizi kaybetmedik ve hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Biz avukatlar yüzyıllardır toplumlara önderlik etmenin, baskılara direnmenin, hiçbir gücün karşısında boyun eğmemenin ve bedeli ne olursa olsun doğru bildiğimizi savunmaktan vazgeçmemenin haklı gururu ve azmiyle cüppelerimizi onurla ve hiç kimse önünde iliklemeden sırtımızda taşıyoruz.

Çünkü biz... Avukatız
Biz... yargının kurucu ve asli unsuruyuz...
Biz... kutsal savunmanın bağımsız temsilcisiyiz...
Biz... demokrasinin, hukuk devletinin ve insan haklarının yılmaz savaşçılarıyız...
Biz gücümüzü hukuktan , haktan ve halktan alırız.
Bu nedenle bilinmelidir ki; kim ne derse desin, ne söylerse söylesin, biz cübbelerimiz ile hukuka ve adalete inanmış bireyler olarak  Hakim, Savcı ve Avukat ayırımı kabul etmeksizin hukukun üstünlüğü savaşımıza yılmadan devam edeceğiz.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, meslektaşlarımın mesleğimiz ve tüm hukuk camiası için büyük önem taşıyan 5 Nisan Avukatlar Günümüzü kutluyoruz.
 
AYDIN BARO BAŞKANLIĞI

BAROTÜRK

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim