• BIST 107.284
  • Altın 151,606
  • Dolar 3,6790
  • Euro 4,3207
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C

Gülen Hareketi İle İlgili Ana Davanın İddianamesi Hazırlandı

Gülen Hareketi İle İlgili Ana Davanın İddianamesi Hazırlandı
Fethullah Gülen Yapılanmasına yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı.

Gülen yapılanmasına yönelik yürütülen ‘ana soruşturma’ kapsamında hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak Fethullah Gülen yer aldı. Gülen’in yanı sıra iddianamede Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı ve Akın İpek gibi isimlerin de bulunduğu 73 kişi suçlanıyor.

İddianame ‘örgütün mali yapısı’, ‘örgütün insan kaynakları’, ‘örgütün mali yapısı’ gibi farklı 12 bölümden oluşuyor.

Gülen yapılanmasının bir terör örgütü olduğunu ifade eden savcılık, bu örgütün ‘Devletin kurumlarını ele geçirmek ve anayasal düzeni yıkarak yerine otoriter totaliter bir “cemaat oligarşisi/zümre hâkimiyetine dayanan devlet düzeni” kurmak’ amacını taşıdığını ifade etti.

'Emeği ile geçinen kimseler soruşturma dışı tutuldu'

Soruşturmanın kapsamı hakkında da bilgi veren savcılık, “Bu örgütün evinde kalan, yurtlarında barınan veya okul yada dershanelerinde öğrenim gören gençler, dershane, özel okul ve yurtlarda faaliyet yürüten öğretmenler ve yöneticiler, aynı şekilde örgütün emrinde faaliyet yürüten dernek, vakıf, banka veya ticari şirket çalışanları, bu örgütün elindeki işyerlerinde ücretli çalışan emeği ile geçinen kimseler, açıkça bir suça karışmadıkları sürece sırf bu irtibatları ceza sorumluluğu doğurmadığından özellikle soruşturma dışında tutulmuştur” ifadelerini kullandı.

'Devletin şevkât ve merhametine sığınanlar soruşturma dışı tutuldu'

Fethullah Gülen örgütünün sempatizanı olup, bu örgütü dini bir kuruluş sanarak cemaate gönül bağı bulunanların soruşturma dışında tutulduğunu vurgulayan savcılık, “Fetullahçı Terör Örgütünün daha önceden içinde bulunup sonradan vaziyeti görerek pişmanlığını ihsas edecek davranışları ile bu yapıdan ayrılan nedamet duyan kimseler yönetici düzeyinde sorumluluk almış olsalar bile soruşturma dışında tutulmuştur. Devletin şefkat ve merhametine sığınan örgüt ile irtibatını kesen hiç kimse bu soruşturmanın içerisine alınmamış, durumları hassasiyetle değerlendirilip soruşturma dışı tutulmuştur” ifadelerini kullandı.

'Gülen yarı Tanrı gibi...'

Örgüt içinde Fethullah Gülen’in ‘kutsal, insanüstü, yarı Tanrı gibi görülüp onu 'muhterem' sayarak iman edildiği belirtildi.

'Silahlı terör örgütlerini kullanabiliyorlar'

İddianamede Gülen yapılanmasının tanımını da yapan savcılık, “Demokratik hukuk devletinin özelliklerini ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş en geniş ve en büyük katılımlı silahlı terör örgütlenmesidir. Amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı terör örgütlerini kullanabilen-kiralayan, devletin silahlı unsurlarını emelleri için kullanabilen, devlet kademelerindeki silahlı güçler aracılığı ile operasyonel sonuçlar elde edebilen bir örgütlenmedir” deniliyor.

TSK ve MİT ‘özel mahrem’

Bu yapılanmanın devletin bazı kurumlarını ‘mahrem ve özel mahrem’ diye adlandırıldığını belirtildi. İddianamede, örgüt dilinde Askeri Harp Okulları, GATA, bütün TSK, Polis Kolejleri, Adalet Akademisi, Yargı Kurumları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatını ve bazı özel kurumların (TİB, ÖSYM, Tübitak) ‘mahrem olarak’ olarak adlandırıldığı vurgulandı. Silahlı yapı olan TSK, Emniyet, MİT’in ise ‘özel mahrem’ olarak anıldığı ifade edildi.

'Hücre evleri var'

Diğer terör örgütleri gibi 'FETÖ'nün de hücre evleri olduğuna dikkat çeken savcılık, ‘ışık evlerinin örgütün hücre evleri olduğunu’ belirtti.

'Hizbullah tipi örgütlenme modeli seçildi'

Yapılanmanın ‘hücre evi’ modeli kullandığını belirten savcılık, "FETÖ’nün kendisine ‘Hizbullah’ modelini örnek aldığını" anlattı. İddianamede, “Hizbullah terör örgütü örnek seçilerek geliştirilmiş bir modeldir. Hiç bir hücre diğer bir hücreden haberdar değildir. Bu örgütlenme modelinin geliştirilmesinin sebebi, bir hücre açığa çıksa bile diğer hücrelerin faaliyetine devam ederek deşifre olmamalarını temin etmek içindir” denildi.

'Derinliği fazla, birçok engelle karşılaşıldı'

Örgütün devlet içindeki derinliği ve gücünün oldukça fazla olduğunu belirten savcılık, yürütülen soruşturmada da bu nedenle birçok engelle karşılaşıldığını vurguladı.

'Hâlâ önemli mevkileri işgâl altında tutmaktadırlar'

Bazı kamu idarecilerin mücadele vermek yerine örgütün varlığını bilerek gizleme yoluna gittiklerini ifade eden savcılık, “Kamu idarelerinin çok önemli bir kısmı, soruşturmanın ilerlemesi için gerekli bilgi ve belgeleri kasten gizlemiş devleti ele geçirmek azmindeki örgüt o kurumda hiç yokmuş gibi davranmıştır. Kamu kurumlarında örgütün imamları ve kadroları, kozmik ve kripto üyeleri, sempatizanları etkili ve hala önemli makam ve mevkileri işgâl altında tutmaktadır. Mesela şüpheli Kazım Avcı, tutuklandığı sırada bile hala TBMM’de müşavir olarak çalışmaktadır. Şüpheli yönetici imamlardan Osman Karakuş, on parmağında on marifet her kamu kurumunda bir kurulda üst düzeyde görev almıştır.” dedi.

'Cemaat mensubu binlerce hâkim ve savcı var'

Gülen yapılanmasına ait yargı mensuplarının da halen mevcut olduğunu vurgulayan savcılık, “Yargı içinde örgütün önemli bir militarist kadrosu varlığını sürdürmektedir. Örgüt istediğinde her türlü hukuksuz kararı verecek ve yargı eliyle devletin kamu gücünü örgüt menfaatine kullanacak binlerce hakim savcıya sahiptir. Yargının içinde bulunduğu bu durum sebebiyle örgüte karşı karar alıp uygulamada da sorunlar sıkıntılar yaşanmıştır” ifadelerini kullandı.

'Gülen’e soruşturma açanlar canlarından bezdirildi'

Gülen yapılanmasına yönelik kim soruşturma yürüttüyse itibarsızlaştırıldığına dikkat çeken savcılık, “Örgüte yönelik soruşturma açan her savcı ve görev alan hakimleri veya kolluk görevlilerini linç ederek itibarsızlaştırıp, hayatlarını mahvetmiş ve canlarından bezdirmiştir. Bu örgüte yönelik dava veya bir soruşturmada basit şekilde bile olsa adı geçen herkesin başına bela açılmış hayatları zehir olmuştur. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi C. Savcısı Nuh Mete Yüksel'e, C. Savcısı Salim Demirci'ye, Ankara Emniyet Müdür Cevdet Saral’a ve yardımcısı Osman Ak'a yönelik uygulanan sistematik ve organize operasyonlar örnek olarak gösterilmektedir” dedi.

Savcılıktan ‘her olayın paralel yapıya’ bağlanmasına eleştiri

Savcılık iddianamesinde ‘her olayın paralel yapıya’ bağlanmasını eleştirdi ve bu durumun soruşturmaların yürütülmesini zorlaştırdığına dikkat çekti. Savcılık, “Soruşturmayı zorlaştıran bir diğer sorun ise kişilerin her şeyi paralel yapıya havale ederek bundan "yarar sağlama beklentileri" olmuştur. Alakası olsun olmasın her olayı paralel yapının işlediği iddia edilerek başvurular yapılmış ve sonuçta soruşturmada gerçekten paralel yapının faaliyeti ile ona atfedilen olayları ayırmak için uzun süren çaba gerektirmiştir. İşlediği suçun sorumluluğundan kurtulmak isteyen cezaevindeki hükümlü ve tutuklulardan birçok gereksiz dilekçe gelmiştir. Mesela 2001 yılında ırza geçmeye teşebbüsten mahkum olan bile bunu paralel yaptırdı diyerek dilekçe göndermiştir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim