• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 3 °C

Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak…

Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak…
Serdar Ergül, Hakim ve savcıların HSYK tarafından bir dedektif izlenmesi ve buna mukabil 'yanlış' yapanların sürgüne tabi tutulmalarını adalet.org sitesinde sert bir dille eleştirdi.

Serdar Ergül, kendisinin ve diğer meslektaşlarının 2015 kararnamesine duruma hukuk, adalet ve özgürlükler adına karşı çıkması gerektiğini, buna dur diyecek olanın yine kendilerinin olacağını vurguladı.

İşte o yazı:

"Burası demokratik bir ülke... Kendini saklamak şartıyla her şeyi düşünebilirsin!"

Metin Üstündağ'a ait bu sözü "şiir sokakta" duvar yazısında okumuştum. Halimizi anlatması açısından harika bir tespit. Kararlarından dolayı hakim ve savcılar tutuklanırken, meslekten ihraç edilirken veya muhalif duruşundan dolayı soruşturmalara maruz bırakılıp hiçbir ilke tanımadan sürgünlere yollanırken en azından insan olarak bir tepki vermek isteyip de HSYK'nın hışmına uğramaktan korkarak susan halimizi anlatması açısından önemli.

HSYK'nın, hakim ve savcıların Twitter, facebook ve adalet.org sitesindeki yazılarını takip ettiğini bilmeyen yok. Bu hususta internet sitelerinde HSYK'nın eleştirel yazı yazan hakim ve savcıların isimlerini tespit ettiğine dair haberler bile çıktı. Geçmişte Adalet.org'da HSYK'nın uygulamalarını eleştirdiği için tayini çıkartılan hakim ve savcıların varlığı da bilinen bir gerçek. Son olarak yine basında hakim ve savcıların odalarına dinleme cihazı konulacağı, bu yönde MİT'in karar aldığı yönündeki haberlerde mevcut. Bu nedenlerle hakim ve savcılar, değil HSYK'yı eleştirmek, tayini çıkmış meslektaşlarına hayırlı olsun bile diyemeyecek bir korkuya hapsedildiler.

Ben geçmişte Adalet.org'da sadece "HSYK 2. Daire Başkanı Sayın Mehmet Yılmaz'a Açık Çağrı" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Bu yazımdan sonra meslektaşlardan aldığım tepkiler "yaz kararnamesinde yer beğenmem" yönündeydi. Nitekim benim yer beğenmeme dahi fırsat verilmeden tayinim çıkartıldı. Tabi tayinimi ısrarla çağırdığımı söyleyen yorumların bir diğer dayanağı Twitter hesabımdan yaptığım paylaşımlardı. Bu hususlar benim HSYK'nın görüş alınana girdiğime ilişkin yorumları çoğalttı. Tabi bunların yanında Sulh Ceza Hakimi olarak verdiğim ve halen hukuken ve vicdanen arkasında olduğum kararların da etkisinin olduğunu düşünüyorum. Hem HSYK'nın istemediği bir kararı ver hem adalet.org sitesinde HSYK 2. Daire Başkanına görev ve sorumluluklarını hatırlat hem de twitter'dan HSYK'nın uygulamalarını eleştir. Bu hususlar hukuk, demokrasi ve özgürlükler bayramında ceplerini şekerlerle doldurmak gibiydi ama rüya çok kısa sürdü. Gaziemir ile Gaziantep'i karıştıran kızımın tayinimizin Gaziemire çıktığını söylemesi ile hakikatle yüzleştim. Oysaki HSYK ekran sorgulamasında 2015 Yaz kararnamesinde olmadığım yazılıydı.

Eleştiri; düşünce ve ifade özgürlüğü kullanılarak yapılan değerlendirme eylemidir ve demokratik bir haktır. Aslında en kötü eleştiri kayıtsız kalmaktır. Eleştiri hakkı korku karşısında gerilememelidir. HSYK'nın tam olarak yapmak istediği de bu. Hakim ve savcıları korkutarak olası eleştirileri engellemek. HSYK; haksızlıklarını, hukuksuzluklarını, yanlışlarını görsek de bu düşünceleri kendimize saklamamızı istiyor. Bizden uslu hakim savcılar olmamızı, uslu olursak bir gün kimbilir bizim de "şirinleri" ve HSYK'nın adaletini göreceğimizi söylüyor. Bense mesleğini ve hayatını onurlu bir şekilde yaşamak peşinde olan bir insan olarak HSYK'nın istediği gibi "sessiz kalmayacağımı, hiçbir haksızlığı -bunu HSYK'da yapsa- tasvip etmeyeceğimi" tekrarlamak istiyorum.

Ben hukukçuyum önce kendime sonra da bu mesleğe saygı duyuyorum. Meslektaşlarımızın sadece kararlarından dolayı tutuklandıkları bir süreçte bu kararname ile tayinimin çıkartılmış olmasından dolayı mağdur edildiğimden bahsetmekten utanırım. Ancak kararnameye ses çıkarmayarak uslu hakim olmak istemiyorum. Hakimlerin ve savcıların dünyada eşi ve benzeri görülmeyecek bir şekilde haksızlığa maruz bırakılarak tutuklanmalarının ardından gelen bu kararname ile HSYK yargıyı kaos ortamına sürükleyerek, her türlü gerçeğe ve adalete son bir tokat daha atmıştır. Tarih bu kararnameyi haksızlığın, eşitsizliğin ve ilkesizliğin Türkiye'nin suratına kara bir leke olarak çarpıldığı bir kararname olarak yazacaktır. Ortalığa kötülük saçan gerçek suçlular yığınını şikayet edecek herhangi bir makamın kalmadığı bu ülkede elbette hukuk yine tek sığınağımız olacaktır. Ben Ardahan ve Van'da 8 yıl görev yapmış bir hakim olarak bundan sonraki meslek hayatımı İzmir'de sürdüreceğime dair sözleşme imzalamadım. Türkiye'nin her yeri benim için özeldir ve bu mesleği en iyi şekilde her yerde yapma azim ve kararlılığındayım. Sürgün kararnameleri beni bu düşüncemden alıkoyamaz. Peki hakim ve savcılara bu muameleleri reva görenler yaptıkları işlerin sorumluluğunu sonuna kadar taşıyabilecekler mi?

2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamalerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir. HSYK bir katalizör gibi hareket ederek sadece kendisine tabi olanlara hayat hakkı tanımıştır. HSYK Genel Serketerinin tüm hakim ve savcıları tehdit etmesi HSYK'nın sahip olduğu mantığı göstermesi açısından önemlidir. Dil zihnin aynasıdır. Ancak HSYK'nın bu mantığının ve uygulamalarının bizleri sindirmesine, N.Chomsky'nin dediği gibi "insan kalmanın gerçeklikle ve dürüstlükle bağlantılarımızı koparmamaktan geçtiğini unutturmasına" izin vermemeliyiz. İnsan olabilmenin, cesurca yanlisa karsi koymanin bedeli sürgünlere yollanmaksa hiçbir zaman kaybetmeyen hakkın ve doğruların takımını tutmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hukuksuzluk yapan HSYK'nın en büyük riski yine biz hakim ve savcılarız. Çünkü bu hukuksuzluğa dur diyecek olan yine bizleriz.

M.T:

...hiçbir ilke tanımadan sürgünlere yollanırken en azından insan olarak bir tepki vermek isteyip de HSYK'nın hışmına uğramaktan korkarak susan halimizi anlatması açısından önemli"

Hakim bey enfes bir enfes bir yazı- manifesto olmuş, ellerinize sağlık.

Bu meydan okumalarla karşılaşacaklarını tahmin edememişlerdi...

ülkede bir çoğunun düştüğü bir hatadır, herkesi kendileri gibi gölgelerin gücü adına hareket eder zannetmek,

Karşılarındaki entellektüel birikimiyle- evrensel standartların farkında - ulusal karakterini özümsemiş koskoca yargı teşkilatının asil bir tavır sergileyebileceğini öngörmemelerinin, hukuku hiçe saymalarının  ve mesleğin ve meslektaşların onuruyla oynamalarının  ilerde önlerine nasıl bir fatura koyacağını merak ediyorum... 

Susturamayacaklarını anladıklarında iş işten geçmiş olacak...

S.İ.A:

"Hukuksuzluk yapan HSYK'nın en büyük riski yine biz hakim ve savcılarız. Çünkü bu hukuksuzluğa dur diyecek olan yine bizleriz."

Tüm hakim ve savcılarımızın bu özgüveni taşımalarını dilerim.

O.N.Y:

Susmayacağım, konuşacağım,

Susarsam dilim kurusun.

Ben insanım,

Hazmederim,  affederim, unuturum,

Nadime uzanmazsa elim kırılsın.

Haklıyım ama güçsüzüm.

Gücü Hak sanan,

Sefiller düşünsün........

F.K:

"HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır "

Korkak bir guruh yaratırsanız bir gün o korkaklar daha güçlü birini gördüğünde önceki efendilerine aynı muameleyi yapmaktan kaçınmazlar.

Korkarak hayat sürenler ise bir ömür boyu alnında bu leke ile dolaşırlar.

E.A:

Ağaca bir defa hastalık bulaştı mı onu kurtarmak zordur... Tüm gövdeye sirayet etmemiş ise; hastalıklı dalları keserek ağacı kurtarabilirsiniz... Ancak gövdeye sirayet etti ise fayda yok sonuç kuruma ya da çürüme olacaktır... Tek çözüm sağlam bir dalı kesip yeniden yeşertmek olabilir...

Yargı kurumuna bir defa hastalık bulaştı... Bunun temizlenmesi o kadar olay değil... Çok ciddi bir arınma ve yeniden yapılanma süreci gerekiyor... Bunun yapılabilmeis için de; hem yargı bileşenlerinin çaba göstermesi hem de siyasi iradenin bu yönde bir kararlılığının olması gereklidir...

Varsayalım ki; HSYK seçimlerini Cemaat ağırlıklı grup kazanmış olsa idi, bugünkinden çok farklı bir manzara olacak mıydı? Belki bu kadar göstere göster yapmazlar, ya da işi kitabına uydurma yöntemini seçerlerdi, ama genel uygulamının benzer olacağı geçmiş pratikle sabittir... YARSAV grubu kazansa nasıl bir tavırları olurdu bilemiyoruz, zira geçmiş bir deneyim yok buna dair... Belki 2010 öncesi HSYK uygulamaların bakarak bir şeyler çıkarabiliriz, ama o zamanki sistem farklı idi.. Hem de o zamanki kurulun YARSAV üyeleri ile aynı düşünceye sahip oldukları da söylenemez...

Sonuç olarak temel referanslarımız evrensel hukuk ilkeleri olmadığı sürece, siyasi düşünceler öne çıktığı sürece, siyasi aktörlerin yargı ve özellikle yargı yönetimi üzerinde etkili olduğu müdddetçe bu işin düzelmesi kolay değil.. Düzelene kadar en azından en az hasarla nasıl atlatırız onu düşünmek lazım...

H.N.K:

Ben kararname sonucunda Sakarya İdare Mahkemesinden Mardin Vergi Mahkemesine atandım.. Madem atamışlar bende bari Erzurum olsun memlekette çoçuğuma anneannesi baksın dedim.. (Sakaryada 3 bakıcı değişti ve çocukta malesef tepkisel hareketler belirdi.. ) 

Yeniden inceleme dilekçesi yolladım.. Ve Kurulun yetkili isimlerinden birisini cep telefonu ile arayıp itiraz ettiğimi söyledim ve Sakarya olmaz ise de Erzurum olsun dedim.. HSYK'nın en yetkili ismi gülerek bana "Hasan sen yazdıklarına göre çok iyi yere gidiyorsun neden itiraz ediyorsun" dedi.. 

Görüşmemize tanık olan arkadaşlar bana takılmaya başladılar.. "Her halde seni Kobaniye göndereceklerdi ancak Kobani düştü düşecek olduğundan vaz geçip Mardin yaptılar" diye.. ;)))

S.İ.A:

"Hasan sen yazdıklarına göre çok iyi yere gidiyorsun neden itiraz ediyorsun"

Trajikomik! Demek ki, yazılanlara - yazanlara göre atama ve nakil kararları alınıyormuş bunu da öğrenmiş olduk! Biz de günlerdir idarenin takdir yetkisinin kapsamı ne diye nafile çırpınıyorduk! Kimi Kanun der kimi yönetmelik... Şunu baştan söyleselerdi ya! Bu açıklamadan sonra ohhh biraz olsun rahatladık! Aydınlandık! Sağolasınız!

Kaynak: Yargı Gündemi
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim