• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

"Hakimlerin Verdiği Kararın Sonucunu Beğenip Beğenmemek HSYK'nın İşi Değildir"

"Hakimlerin Verdiği Kararın Sonucunu Beğenip Beğenmemek HSYK'nın İşi Değildir"
HSYK 2. Dairesi Üyesi Mahmut Şen, Sabah Gazetesi'nin "Paralel'e kararsız hakime yetki ayarı" başlığı ile duyurduğu son yetki kararnamesine ilişkin görüşlerini sosyal medya hesabından paylaştı.

TIR savcılarını tutuklayan Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinden Uğur Kalkan, yine hakim ve savcıların tutuklanma taleplerini değerlendirecek İstanbul Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine atanırken, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuklu hakimlerin serbest bırakılması gerektiği yönünde oy kullanan heyet üyesinin de adeta cezalandırılarak iş mahkemesine atanması tepkilere neden olmuştu.

Şen yetki kararnamesine ilişkin "HSYK kurul olarak hiçbir yargısal sürecin önünde ya da arkasında değildir/olmamalıdır. Her soruşturma ya da davada verilen kararın itiraz ve temyizi mümkündür. Bu süreçte, mahkemelerin ve hakimlerin verdiği kararın sonucunu beğenip beğenmemek, takdir edip etmemek HSYK’nın işi değildir" dedi.

Mahmut Şen, tartışmaların yaşandığı dönemde, yetki kararnamesi ile ilgili şu tespitlerde bulundu:

"HSYK tarafından adli ve idari yargı yetki kararnameleri yayınlandıktan sonra basında konuya ilişkin yapılan haber ve yorumlarda, belirli soruşturmalarda görev yapan savcılar ile belirli davalara bakan ceza hakimlerinin iş-icra-aile-tüketici gibi mahkemelerde görevlendirildiği, daha önce belirli davalarda vermiş oldukları kararlar dikkate alınarak bazı yargı mensuplarının ceza mahkemelerinde yetkilendirildiği ileri sürülmektedir. İdari yargı açısından ise, daha önce hep idare mahkemesinde görev almış hakimlerin vergi mahkemesi üyeliğinde yetkilendirildiği görülmektedir.

Öncelikle, istek dışı yapılan her yetki değişikliği, hakim ve savcının müktesebatını sıfırladığından, Bangalor Yargı Etik ilkelerinden birisi olan, ehliyet ve liyakat ilkesine aykırıdır.

İlgili dairenin gerekçelerini bilmemekle birlikte, kıdem,liyakat ve etik değerlere uygunluk açısından yetki değişikliğinin nedenleri somut olarak ortaya konulmadığı sürece, kamuoyunda bu tartışmaların yapılacağı açıktır.Maalesef, basında yapılan tartışmalar, (yükselme ya da tenzil-i rütbe şeklinde olması hususu fark etmez) yetkisi değiştirilen her hakim ve savcıyı zan altında bırakmaktadır..Özellikle kamuoyu tarafından yakından takip edilen bazı dava ve soruşturmalara bakan yargı mensuplarını verdikleri/verecekleri kararlara göre atama/yetki değişikliği gibi tasarruflara tabi tuttuğu yönünde kamuoyunda yapılan tartışmalar HSYK'na zarar vermektedir.

HSYK idari bir kurul olarak, yargının tarafsız, bağımsız, objektif ve adil karar vermesinin teminatı olmalıdır. Bu noktada, HSYK kurul olarak hiçbir yargısal sürecin önünde ya da arkasında değildir/olmamalıdır. Her soruşturma ya da davada verilen kararın itiraz ve temyizi mümkündür. Bu süreçte, mahkemelerin ve hakimlerin verdiği kararın sonucunu beğenip beğenmemek, takdir edip etmemek HSYK’nın işi değildir. Bu tespitlerin yapılacağı yer, kanun yolunda daha üst mahkeme veya temyiz mercileridir.Bu noktada, verilen kararın sonucuna göre atama/yetki değişikliği yapıldığı yönündeki tartışmalar, yargı bağımsızlığına aykırıdır.Bu nedenle, zorunlu/isteğe bağlı nedenler olmadıkça HSYK tarafından yetki değişikliği yapılmamalıdır.

Bu kapsamda, hakim teminatı ve yargı bağımsızlığı açısından evrensel normları tekrar hatırlamakta fayda mülahaza edilmektedir.

Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığı Temel İlkelerinde,‘’hakimlerin görev suresi, bağımsızlığı, güvenliği, alacakları yeterli ücret, hizmet şartları, emekli aylıkları ve emeklilik yaşı yasada yeterli biçimde güvence altına alınır. Bulunduğu yerlerde hakimlerin yükselmeleri yeterlilik, dürüstlük ve deneyim gibi objektif nedenlere dayanır.’’ kuralına yer verilmiştir.

Avrupa Bakanlar Konseyinin R (94) 12 Sayılı tavsiye kararında ise; hakimlerin mesleki kariyerlerini ilgilendiren her türlü kararın somut kriterlere dayalı olarak yapılması gerektiği, bu kriterlerin mesleki yetkinlik, dürüstlük ve yürütmekte olduğu görevdeki başarı ve etkinliği olduğu belirtilmiştir.

Avrupa Hakimleri Danışma Konseyinin 2007/10 sayılı kararının 39. Ve 92. paragrafında da, hakimlerin atama, değerlendirme ve yükselme işlemlerinin gerekçeli olması ve yapılan hukuki tasarrufların gerekçelerinin somut dayanaklarının ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.

Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi tarafından kabul edilen Hakimlerin Magna Carta’sı isimli tavsiye kararında ise, mesleğe seçimden başlamak üzere hakimlerle ilgili her türlü atama, terfi ve disiplin işlerinin objektif kriterlere dayalı olarak yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Evrensel hukuka ilişkin söz konusu belgeler, Anayasa’nın 90. Maddesi hükmü gereği anılan Sözleşmelere ve bildirgelere taraf olan ülkemiz açısından bağlayıcı niteliktedir. Buna göre, hakimlik teminatı ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin bir gereği olarak hakimlerle ilgili atama,yetki değişikliği, terfi ve yükseltme kararlarının objektif, hukuken kabul edilebilir, somut bilgi ve belgelere dayanması gerekir."

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim