• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Halit Çelenk Hukuk Ödülleri İlk Sahiplerini Buldu

Halit Çelenk Hukuk Ödülleri İlk Sahiplerini Buldu
Hayatını 5 Mayıs 2011'de kaybeden hukukçu Halit Çelenk adına düzenlenen hukuk ödülleri ilk sahiplerini buldu.

Birinciliği iki çalışma paylaşırken "Yeni Türkiye"nin hukuk düzeninin açıklıkla ortaya konması, ödülleri anlamlı kılan bir diğer nokta oldu.

Başta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan olmak üzere hayatı boyunca pek çok devrimcinin avukatlığını yapan Halit Çelenk adına düzenlenen hukuk ödülleri ilk sahiplerini buldu. Ödüller saat 19.00'da TBB Litai Hotel'de Avukat Hüseyin Özok Konferans Salonunda gerçekleşen bir törenle dağıtıldı.

Törenin açış konuşmasını TBB Başkan Yrd. Av. Başar Yaltı gerçekleştirdi. Kısa bir konuşmayla ödül törenini ve katılımcıları TBB Başkanı Metin Feyizoğlu adına selamlayan Yaltı; Denizlerin, bu toplumun gönlünde beraat ettiğini, özellikle bugünlerde Halit Çelenk'in devrimci bakış açısına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak sözlerini noktaladı.

ÇELENK, SAVUNDUĞU KİŞİLERİN SUÇSUZLUĞUNA İNANIRDI

Seçici kurul adına konuşmasını yapmak için kürsüye çıkan Erşen Sansal ise Halit Çelenk'in Türkçe'yi çok düzgün kullanan bir avukat ve dikkatli ve özenli bir insan olduğunu, Türkiye siyasi mücadele tarihinde dönüm noktası diyebileceğimiz davalarda görev aldığını ifade etti. Sansal ayrıca Çelenk'in savunduğu kişilerin suçsuzluğuna sonuna kadar inandığını da belirtti.

Sansal'ın konuşmasının ardından 22 dakikalık, Halit Çelenk'in çeşitli röportajlarının, görüşmelerinin, anılarının ve kendi sesinden söylediği şarkıların yer aldığı, Halit Çelenk'le Bir Gün isimli kısa film gösterimi yapıldı.

Gösterimin ardından kürsüye Halit Çelenk Hukuk Ödülleri'nin gerekçesini açıklamak üzere Av. Özlem Şen Abay çıktı. Ödüllerin ortaya çıkışının tarihsel koşullarından söz eden Av. Abay, Gezi Direnişinin önemli bir nokta oluşturduğunu ve Halit Çelenk'in kişiliğinde ve duruşunda anlam bulduğunu ifade etti. Daha sonra ödül sahiplerini de gerekçeleriyle açıklayan Abay'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Bizim Halit Çelenk Hukuk Ödülleri için yola koyuluşumuz Haziran Direnişi’ni takip eden günlere rastlıyor. Halkın boyun eğmeyen direnişi ülkemizde Halit Çelenk’in asla boyun eğmeyen duruşuna yakışır bir ödülün verilebileceğine dair ilham verdi bizlere. Hükümet son dönemde avukatlık mesleğinin itibarsızlaştırılmasına yönelik yeni bir kampanya başlatmış bulunuyor. Saldırının hedefi; mesleğin temel karakteri olan haklının yanında olma arzusu ve iradesidir. 
...
Bu irade, güçlüye karşı haklının sesi ve vicdanıdır. Bu irade, iktidarın zoruna boyun eğmeyen adalettir. Bu nedenle bu irade her durumda muhaliftir. Ve elbette bu irade bize göre Halit Çelenk’in duruşunda somutlanmaktadır. Halit Çelenk’in hepimize yol gösteren mesleğe bakışı, yaşamı boyunca hiç terk etmediği duruşu belki de en iyi “doğru ve haklı olana adanmışlık” ilkesiyle ifade edilebilir. Onun eserleri, değerleri ve hayata bakış açısı içinden geçtiğimiz tarihsel momentte bizler için çok daha elzem.
...
Ödüllerin bu ilk yılında bizlere ulaşan 19 eser oldu ve bu eserler yalnızca hukuk eserleri değildi. Çok farklı disiplinlerde yapılmış çalışmalar da ödül için önerildi. Birincilik ödüllerini hak eden eserlerin ortak yanı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile bu özgürlüklerin toplumsal olarak açıklanması ve toplumsal hak arayışıyla ilgili son dönemin somut olaylarını anlatmaları… Ödülü alan diğer eser; Prof. Dr. Yaman Akdeniz – Kerem Altıparmak, “İnternet ve İfade Özgürlüğü Konulu Çalışmalar - Twitter ve YouTube Erişim Engelleme Kararlarının Kaldırılması Başvuruları”, 2014. Bu iki eserin ödülde buluşması, bugün aramızda olsaydı aynı konuları tüm yönleriyle tartışmak ve analitik değerlendirmelerini yapmak konusunda emeğini fazlasıyla yazıya dökecek Halit Çelenk’le de buluşma anlamına geliyor. Bizler, Halit Çelenk ile gelecek yıllarda da buluşmaya, üretilmiş ve üretilecek birçok eseri, Halit Çelenk aracılığıyla halkla buluşturmaya, sizlerle birlikte devam edeceğiz. 2016 Halit Çelenk Hukuk Ödülleri töreninde buluşmak üzere…"

Av. Abay'ın ardından Nazım Hikmet Kültür Merkezi Müzik Topluluğu'ndan Ezgi Yaman ve Ogün Kara kısa bir seçkiyi seslendirdi.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

Ankara’da toplanan Ödül Seçici Kurulu ilki bu yıl verilecek olan Halit Çelenk Hukuk Ödülüne iki eseri birden layık gördü. Prof. İbrahim Kaboğlu başkanlığındaki Gezi Hukuki İzleme Grubu tarafından hazırlanan “Demokrasi ve Totalitarizm Sarkacındaki Türkiye- Gezi Raporu” ile Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafından hazırlanan “İnternet ve İfade Özgürlüğü konulu çalışmalar- Twitter ve YouTube erişim engelleme kararlarının kaldırılması başvuruları” konulu eserler birincilik ödülünü paylaştı. 

A.Ü. SBF doktora öğrencisi Göksu Uğurlu'nun Uluslararası Hukuk'ta Üçüncü Dünya yaklaşımlarına dair yüksek lisans tezine ve SBF idare hukuku araştırma görevlisi Nazile İrem Yeşilyurt'un İdari Yargıda yürütmenin durdurulması ve ivedi yargılamaya dair makalesine de teşvik ödülü verildi.

Birincilik ödülüne layık görülen Gezi Hukuki İzleme Grubu'na ödülünü vermek üzere kürsüye Korkut Boratav geldi. Grup adına Prof. Dr. İbrahim Kabuoğlu Gezi eylemleri süresince gerçekleşen hukuksuzlukları ve bunların tezlerini dikkate alarak çalışma yaptıklarını ifade edip Halit Çelenk'in yaşıyor olması halinde de bu tür hukuksuzluklar üzerinde ciddi çalışmalara dahil olacağını vurguladı. Hem Gezi'de hem de en yakın örnek olarak 1 Mayıs'ta yaşanan gözaltılar ve ardından gelen tutuklama kararlarının altının boş olduğunu söyleyen Kabuoğlu ödülün niteliksel yanının büyük olduğunu ifade ederek kürsüdeki sözlerine son verdi.

DAVALARA SAHİP ÇIKABİLEN YARGISAL UNSUR OLARAK SADECE AVUKATLAR KALDI

Kabuoğlu'nun ardından söz alan Avukat Arzu Becerik ise şöyle konuştu:

"Gezi davaları olarak bilinen davalar, yaşanan ölümlere yargılama süreçleri, iktidar tarafından etkisizleştirilmek isteniyor, toplumun bilgisinden kaçırılmak isteniyor. Bunun için davalar şehir, şehir gezdiriliyor; gizlilik kararları veriliyor. Hakimler ve savcılar baskı altında tutuluyor. Gezi de yitirdiğimiz canların davalarında avukat olarak hem savunma yapıyoruz, hem ailelere destek oluyoruz, hem de iktidarın baskısı ile karşı karşıya kalıyoruz. 

Davalara sahip çıkabilen yargısal unsur olarak sadece avukatlar kaldı. İktidar bizleri de yargılamalardan uzaklaştırmak, aileleri yalnızlaştırmak istiyor. Bunun için bizleri adliyelerden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bizleri şiddetle birlikte anmak istiyorlar. Adliye de savcının da kaybıyla sona eren şiddetten, bizi sorumlu tutmaya çalışıyorlar. Adliyeye silahı biz sokmuşuz gibi toplumda bizi itibarsızlaştırmak istiyorlar. Arama bahanesi ile bize baskı kurmak, üzerimize saldırarak adliyeden uzaklaştırmak, mahkeme koridorlarında gaz sıkarak davalardan uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Dün olduğu gibi bugün de avukatlar, örnek aldıkları Halit Çelenk gibi mücadeleye devam ederek , özgür, demokratik ve eşitliğe dayalı bir topluma ulaşmak için mücadeleye devam ediyorlar."

Ödüllerin dağıtılmasının ardından kapanış ve teşekkür konuşmasını yapmak üzere Serpil Çelenk Güvenç kürsüye çıktı. Sıkı yönetim dönemi anekdotları ile konuşmasını açan Güvenç, siyasal iktidarların sınıfsal çıkarları gerektiğinde hiçbir behis görmediklerine vurgu yaparken, "12 Mart'tan 12 Eylül'e ne kadar yazgısı kötü bir toplumuz. Dünyada ve Türkiye'de demokrasiyi, insan haklarını ve sınıfsız özgür toplumu savunanların böyle bir yazgısı var.  Öte yandan biz ne zaman karanlıkta kaldık dediysek toplum ayağa kalkıyor. Tekel'den Odtü'ye, Odtü'den Gezi'ye... Sokaklarda, mahallelerde, iş yerlerinde onlar 'Van Minüt'diyorlar. Ödüllerin hepsi bu açıdan önemlidir. " ifadeleriyle kapanış konuşmasını tamamladı.

Törenin ardından katılımcılar ve ödül seçici kurulu toplu fotoğraf çekildi.

Tören sonrasında birincilik ödülünü paylaşan Gezi Çalışma grubunda yer alan Av. İbrahim Kabuoğlu soL Haber'e yaptığı açıklamada hukuksuzlukların ülkede bir süreklilik arzettiğini ve özellikle demokratik muhalif kesimi hedef almasına vurgu yaptı. Mevcut hukuk yollarının tükenmeden meşruiyete oynanmaması gerektiğini belirten Kabuoğlu, Türkiye'deki demokratik muhalefetin üzerindeki baskı ve hukuksuzluğun, bu mecrada hukuku önemsizleştiren bir etkiye ulaşabileceğini işaret ederek iç hukuk yollarının son zerrresine kadar zorlanması gerektiğini, iç hukukun tükendiği anlarda ise meşru zemine göre hareket edilmei gerektiğini ifade etti.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim