• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 34 °C

Haşim Kılıç'tan Hukuki Balans

Haşim Kılıç'tan Hukuki Balans
Anayasa Mahkemesi'nin 52. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle düzenlenen toplantıda konuşan Başkan Haşim Kılıç, çok sert açıklamalarda bulundu. Kılıç, yargıya olan güvenin yara aldığını ve iddiaların bir an önce ispat edilmesi gerektiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin 52. yıldönümü kutlaması ve yeni seçilen üye H. Tahsin Gökcan'ın yemin töreni Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılımı ile gerçekleştirildi.

AYM yeni üyesi Hasan Tahsin Gökcan'ın yemin törenin ardından Anayasa Mahkemesi'nin 52. Kuruluş Yıl Dönümü töreni gerçekleştirildi. AYM Başkanı Haşim Kılıç, burada yaptığı konuşmada, ''Hukuk devletinin en belirgin özelliği tasarrufların öngörülebilir, açık ve şeffaf olmasıdır. Hukuk devletinin odağında esas itibariyle iktidar gücünün keyfi davranışlarının sınırlandırılması vardır. Bu nedenle kamu gücünü kullananlar da vatandaşlar gibi hukuksal ilkelerle kuşatılmıştır.'' şeklinde konuştu. Yargının devletin vicdanı olduğunu kaydeden Kılıç, ''Dün ihlaline uğramış mağdurlarla, bugün aynı ihlalleri yaşayan mağdurların kimliklerinin farklı olması bu bakışımızı asla etkilemeyecektir. Yargıya olan güven ağır yara almıştır.'' ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın konuşmasından notlar:

Bugün and içerek göreve başlayan Hasan Tahsin Gökcan'ı tebrik ediyorum.

Muhtelif kaynaklardan gelerek seçilen üyelerin tecrübeleri mahkememizin ortak vicdanını oluşturmaktadır.

Tehdiler karşısında savunmak AYM'nin en önemli görevi.

Mahkemimize güç katacağına inandığım meslektaşımıza, sorun üreten değil sorun çözen demokratik hukuk devletini koruyacağına inanıyorum.

Dünyada dini etnik savaşların yaşandığı Avrupa kominizm ve faşizm gibi hukuk devleti mücadelesi ile kurtuldu.

Hukukun üstünlüğünü ve hukuk devletini tekrar tekrar konuşmak durumundayız.

Tüm eylemlerin yargı denetimine tabi tutulduğu hukukun üstünlüğünün olduğu devlet hukuk devleti olarak tanımlanmatadır.

Hukuk devletinin odağında iktidar gücünün keyfi davranışının sınırlandırılması vardır.

Ekonomik siyasi kültürel hayatı alt üst edecek yasal düzenlemeler olmaması bireylerin hukuka olan güvenlerinin tükendiği yerdir.

Hukuk devleti anlayışının gereklerini tekrar tekrar konuşmalıyız.

Yargının vicdanının işgal edenlerin kimliği düşüncesi yada kutsalları ne olursa olsun değişmeyecektir.

Dün hak ihlallerine uğrayanlarla bugün uğrayanların kimliklerinin farklı olması düşüncemizi değiştirmeyecektir.

Barışın teminatı olan farklılıkların birlikte yaşamasını ancak başkasının hak ve özgürlüklerini savunan insanlar hayata geçirebilir.

Yargı ideolojik ve siyasi yapılanmanın karşısında ele geçirilmesi gereken kale olması düşünülmüş ve kaleyi ele geçirenler kendi düşüncesini hayatını geçirmeye çalışmıştır.

Hukuk güvenliği insanların güvercin ürkekliği içinde yaşamadığı bir ortamın varlığı olarak tanımlanır.

Kimse bu yeni oluşumun günahından kendisini soyutlamaya kalkışmasın.

Gerçekleri itiraf etmek zorundayız.

Paralel yapı diye ağır suçlamayla karşı karşıyayız.

Bugün itibari ile bırakın ceza davasını alacak davaları bile tartışmaya açıldı yargı ağır yara aldı.

Herkes bu iddialarla ilgili bilgi belge ve delilleri zaman geçirmeden ortaya koymak zorundadır. Gerek yargıda gerek yürütmede var olduğu iddia edilen bu kişilerin, tayin edilerek sorunu çözmenin anlamsızlığı açıktır. Söz konusu iddiaların yargıda psikolojik travma yarattığı, hakim ve savcılar arasında önemli ayrışma ve bölünmelere sebep olduğu hepimizin saklayamayacağı gerçeklerdir.

Herkes bu iddilarla ilgili bilgi ve belge ve delilleri ortaya koymak zorunda.

İddia edilen kayıt dışı yapılanma, korku, endişe, belirsizliklerin doğmasına, mesleki ilişkinin çok olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur. Hukuk devletine yakışan yöntemler, gerçekliğinin ispat edilmesi halinde, faillerine bir saniye bile beklenmeden.

Yargı ve yürütme içinde olduğu iddia edilen başka illere tayin edilerek sorunu çözmek anlamsızdır.

Yargıya olan güven ağır yara aldı

Ayrışma ve bölünme hukukk devletinin adaletin sonunu getireceğini bize açıkça göstermektedir.

Yargının iç ağırısı ile yaşaması mümkün değil. Kayıtdışı yapılanma korku ve endişe ve belirsizliklerin doğmasına aralarında olması gereken mesleki ilişkileri olumsuz etkilemektedir.

Karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur.

Hukuk devletine yakışan yöntemler faillerine bir saniye bile beklenmeden gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

Özgür vicdanlı hakim ve savcıların ayakta kalması için buna mecburuz.

AYM tarafından verilen kararların toplumda yarattağı sonuçları üzerine bazı değerlendirilmeler yapılması zorunluluğu vardır.

Mahkemelerin geçmişte verdiği kararlar doğrultusunda hukuk devleti anlaşıyına olumsuz etkilerini bilançolarını çıkarmak zorundayız.

Sorunların temel kaynağı yasama, yürütme ve yargının hak ihlalleridir.

AYM'nin hak ve özgürlükler mahkemesi olarak tanımlanmasının hak ihlallerini ortadan kaldırması gerektiği bilincindeyiz.

KAmu gücüne sahip olanların topluma sunduğu hak ve özgürlükleri lütuf yada bağış düzleminde değerlendirilmesini kabul edilemez.

76 milyonun her ferdi bu evin sahibi ve hakların sahibidir.

Mensuplarımızın ortaya koyduğu kararlır duruştan kimsenin kaygı duymaması dileğimizdir.

1990 yılında AİHM'in kabul edilmesi ve 2004 yılında Anayasa'da yapılan değişiklikle devrim niteliğinde yapılan düzenlemelerdir.

2010 yılında yapılan eklemelerle AYM'ye bireysel başvuru yolu açıldı hak ihlalleri yargı denetimi sağlandı. Bu değişiklikleri yeniden hatırlatmayı şunun için yaptım. Yasama organı bu değişikliklerle başta AYM olmak üzere tüm yargıya evrensel yargıyı uygulayın talimatı vermiştir.

AYM'nin son günlerde verdiği kararlarda yapılan ölçülü eleştirileri olumlu karşılarken kararımızın arkasında olduğumuzu tekrarlıyorum.

Milletvekili seçilen ancak cezaevlerinde tutukluluk hallerinin devam edenlerin yaptıkları başvuru üzerine milletvekillerinin tahliyeleri gerçekleştirilmiştir.

Uzun yargılama uzun tutukluluk nedeniyle yapılan başvurularla iglili ihlal kararları verildi ve tutuksuz yargılanmaları sağlandı.

Kanun yollarını tüketmek aranmaksızın ihlal kararları veridğini anımsatmak isterim.

Bir internet yasağına karış verdiğimiz kararda yargı yolu tüketilmediği için eleştiriye maruz kaldı. AYM defalarca verildiği kararlarında yargı yolunun tüketilmesi sonucunu aramadı.

Bir internet sitesine erişimin yasaklanması ölçüsüz bir şekilde verilmesi tartışılabilir.

Mahkemeler emir yasakla çalışmadığı gibi dostluk yada düşmünlak üzerine de çalışmaz.

Amacımız sorun üretmek değil sorun çözmek olmalı.

AYM kararının siyasi sonuçlar doğurması doğal zorunluluktur. AYM'nin siyasi amaçlarla hareket ettiğini söylemek yada milli olmamakla suçlamak sığ eleştirilerdir. AYM 2010 yılında yapılan değişiklikle yargı ile yürütme organı arasında yaşanan gerilimle oluşan kayıpların bilincinderidr.

2010'a kadar AYM'nin özgürlük demokratik haklarından mağdur olanların, şimdi AYM'yi eleştiremez.

Gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir kararktere olammayız.

Son yıllırda yargı alanlarında yaşananların toplumda yarattığı güvensizlik karşınısnda AYM liman olarak görülmeye başladı ve bireysel başvuru sayısı arttı.

Bu tartışmaların inanç sahipleri arasında duygusal bir kopuşa yol açtığı açıktır.

TÖRENE DEVLETİN ZİRVESİ KATILDI

Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümü ve yeni üye Hasan Tahsin Gökcan'ın yemini dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda tören düzenleniyor. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu da katıldı.

Haşim Kılıç'ın Açıklamalarının Tam Metni

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim