• BIST 97.726
  • Altın 145,625
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

"Her Muhalif Cemaat Üyeliğini Tadacaktır"

"Her Muhalif Cemaat Üyeliğini Tadacaktır"
Bugün Gazetesi yazarı Orhan Kemal Cengiz, Türkiye'de muhalif olan herkesin, bir gün mutlaka cemaat üyesi olmakla itham edileceğini yazdı.

İşte o yazı;

Cemaat’ten dostlarımız bozulmasınlar, kırılmasınlar. Ama öyle anlaşılıyor ki, geçmişte yaptıkları bazı hatalar, bugün başlarına gelen bunca şeye rağmen, belli çevrelerin onları mağdur olarak görmesini engelliyor.

Daha da vahimi, bazı çevrelerin Cemaat’e yönelik alerjisi, bugün “paralel yapı” denen şeyin, özgürlüklerin dibine kibrit suyu dökmenin, bu ülkede faşizan bir rejim kurmanın en önemli aracı haline geldiğini görmelerinin önüne geçmesidir.

Bu hataların bir kısmı bence de Cemaat’in kendi içinde ve dışarıya karşı ciddi özeleştiri yapmasını gerektiriyor. Mesela; Cemaat medyasının KCK davalarına verdiği ateşli destek; iş Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun tutuklanmasına kadar vardığında bile, eleştirel bir mesafenin geliştirilememesi...

Ergenekon davalarında, Cemaat medyasının, bu davaların haklı özü ile bir süre sonra, artık Ahmet Şık ve Nedim Şener örneğinde görüldüğü gibi, düşünce suçu sınırlarına ulaşmış uygulamaları birbirinden ayırt etmemesi; bu davalardaki insan hakları ihlallerini tamamen görmezden gelmeleri...

Bulundukları yerlerde diğer dini cemaatleri dışlamaları; kadrolaştıkları yerlerde kendilerinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımadıkları yönünde yarattıkları izlenim...

Sihirli bir değneğe dönüştürüyor

Bütün bunlar ve Cemaat’e yönelik alerji yaratan diğer şeyler, hükümetin “paralel yapı” bahanesiyle, otoriter rejim yönünde attığı adımların ya görmezden gelinmesine veya başka zaman çıkacağından çok daha cılız şekilde karşı çıkılmasına neden oluyor.

Bu alerji sayesinde hükümet “paralel yapıyı” sihirli bir değneğe dönüştürüyor.

Öylesine kullanışlı, öylesine işe yarar bir değnek ki bu, imkânsız gibi görünen işleri yaptırabiliyor; rıza yaratıyor; kaygıları ortadan kaldırıyor; tartışmaları sona erdiriyor.

Hükümet Gezi protestolarından tutun da Kobani çatışmalarına kadar her şeyi ama her şeyi bu “paralel yapının” sırtına yükleyebiliyor.

Devlet içinde sınırsız bir tasfiye ve kadrolaşma imkânı kullanabiliyor.

Kafasını kızdıran gazeteleri; şirketleri, bireyleri vergi denetimlerine alabiliyor.

Yolsuzluk iddiaları dahil, hükümetin sorumluluğunu doğuracak bütün netameli işlerin üzerini örtüyor.

Herkesi dehşete düşürecek

MİT düzenlemeleri; Sulh Ceza Hakimlikleri gibi, olağan koşullarda, asgari düzeyde özgürlüklere inanan herkesi dehşete düşürecek düzenlemeleri kolayca yapabiliyor.

Bütün bunları yaparken, liberallerin bir kısmı dahil, geçmişte demokrasi mücadelesi vermiş bazı insanların dahi desteğini almayı başarabiliyor.

Dilediği herkesi, dilediği şekilde suçlayabiliyor; Erdoğan’ın, Barolar Birliği başkanını konuşturmama isteğini reddeden Yargıtay bir gecede “Haşhaşilere” dönüşüyor; hükümetin desteklediği grupta yer almayan HSYK adaylarının tamamı paralel oluyor ve havuz medyasında teşhir edilip, hedef gösteriliyor.

Türkiye “paralel yapı” sihirli değneği kullanılarak rejim değiştiriyor…

Türkiye hükümete muhalefet eden herkesin “paralelci”, “Haşhaşi”, “Cemaat üyesi” ilan edileceği günlere koşar adımlarla ilerliyor…

“Paralel” özgürlükleri yok etmenin parolası oluyor…

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim