• BIST 103.019
  • Altın 148,318
  • Dolar 3,5321
  • Euro 4,1743
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C

“Her Yıl Aynı Şeyi Söylüyoruz, Her Yıl Sorunlar Katlanarak Büyüyor ve Çözülecek Gibi de Gözükmüyor”

“Her Yıl Aynı Şeyi Söylüyoruz, Her Yıl Sorunlar Katlanarak Büyüyor ve Çözülecek Gibi de Gözükmüyor”
Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle bir basın toplantısı düzenledi.

Av. Şarklı, avukatların sorunlarının çözülmediğini, giderek daha da arttığını savundu.

Av. Şarklı, bu yıl yapılması planlanan ama ülke gündemi nedeiyle iptal edilen 5 Nisan resopsiyonu hakkında da açıklamalarda bulundu.

Av. Şarklı'nın açıklamaları şöyle:

Sevgili Meslektaşlarım, Sayın Basın mensupları;

Bu hafta Avukatlar haftası; 5 Nisan Günü de Avukatlar Günü. Ama biz ne bu haftayı ne de bu Günümüzü gönül rahatlığı içinde kutlayamayacağız.

Vazgeçtik artık Avukatların mesleki ve ekonomik sorunlarından bahsetmekten

Vazgeçtik artık mesleki ve ekonomik sorunlarımızın artık katlanılamaz boyuta vardığını anlatmaktan,

Vazgeçtik kendimiz için her hangi bir şey istemekten…

"Ülkemizin son aylarda yaşadığı terör olayları nedeniyle, artık hemen hemen her gün bir ocağı ve yüreğimizi yakan şehit haberleri, sivil ölümleri canlı bomba saldırıları ve savunma mesleğine yönelik giderek artan şiddet olayları karşısında" 5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri kapsamında Geleneksel olarak düzenlenen Balo ve Resepsiyonun bu yıl yapılmaması kararı alınmıştır.

Meslektaşlarımızın ülkenin içinde bulunduğu bu durumda gerekli anlayışı göstereceğine hiç şüphemiz yoktur.

Bu yıl Balo veya kokteyle ayrılan bütçenin yurttaşlarda "Avukatlık mesleği, bir Avukatla çalışma gerekliliği, Kadına yönelik şiddet ve çocukların istismarına" vurgu yapan şehrin değişik yerlerinde bulunan Billboard Afiş, Elektronik Mega Board Afiş, broşür ve gazete ilanlarında kullanılmasına karar verilmiştir.

Sevgili meslektaşlarım,

Her yıl aynı şeyi söylüyoruz, her yıl yıllardan beri yaşadığımız sorunlar katlanarak büyüyor ve yakın bir gelecekte de çözülecek gibi gözükmüyor. Bunun yanında sorunlarımız her yıl dağ gibi büyümeye devam etmektedir.

Mesleğimizin sorunlarına yeni sorunlar eklenmekte, ekonomik koşullar genç meslektaşlarımızın belini kırmakta ve daha da kötüsü genç yaşlı demeden pek çok meslektaşımız ciddi ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktadır.

Şu yaşadığımız günlerde, artık bunlardan artık bahsetmenin bir anlamı bile kalmadı.

Güzel Ülkemizde terör ve akan kan hepimizin içimizi acıtıyor.

Yargının siyasallaşması, demokrasimizin sırat köprüsünden geçmesi, hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelenmesi her şeyin önüne geçiyor.

Ülke gündeminin çok yoğun olduğu, hassas, gerilimli günlerden geçildiği, tek parti iktidarının, tek parti diktatörlüğüne dönüşen hukuki ve fiili uygulamalarının daha da arttığı, 'uzlaşma' adı altında 'parmak çoğunluğuna' dayalı dayatmacı bir anlayışın “Türk usulü başkancı” sisteme geçmek için her türlü çalışmayı yürüttüğü, hukuk devletinin, parlamenter demokratik rejimin güvencesi olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulamada ortadan kalktığı, doğal yargıç ilkesine aykırı olarak kurulan Sulh Ceza Hâkimlikleri’nin kararların kamuoyu vicdanını yaraladığı, uzun tutukluluk süreleri, adil yargılama ilkesinin ihlal edildiği, kişi hak ve özgürlüğü ile güvenliğinin yok sayıldığı, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesinin sadece Anayasa'da kaldığı, muhalif ve farklı seslere tahammülün kalmadığı, yurttaşın hak arama ve adalete erişimdeki sesi ve temsilcisi olan avukatlara yönelik sözlü ve fiili saldırıların daha da arttığı, savunmanın sesinin kısılmaya çalışıldığı, avukatlık mesleğinin kurumsal olarak hedef alındığı ve savunmanın şekli bir unsur görülüp, yok sayıldığı bir dönemden geçmekteyiz.

Değerli Basın mensupları;

Yeni Türkiye’de(!) de eskiden olduğu gibi yargı makamları, siyasi güç odağının tam merkezinde adeta kendine bir misyon biçmekte, âdeta bir silahsız(!) kuvvetler olarak görev yapmakta ve bundan da rahatsızlık duymamak bir yana övünmekten de geri durmamaktadır.

Dünden bugüne askeri veya siyasi güçlerin emir-komuta hiyerarşisi içerisinde güç odaklarının pozisyonuna göre ilk operasyonları maalesef yargı makamları yerine getirmekte, güç savaşları ilk buralarda yaşanmakta ve olan da Adalete güven duymaktan başka elinden bir şey gelmeyen 76 milyon yurttaşa olmaktadır.

Yargı bağımsız, tarafsız ve güçlü olmalıdır. Demokratik hukuk devletinde yargının alanına, yasama ve yürütme müdahale etmemelidir. Bu müdahaleler ne kadar sık ve etkin olursa hukuk devleti ilkesinden o kadar uzaklaşılacaktır. Yargı, hukuk devletinde her zaman insanların sığınacağı bir liman ve önemli bir güvencedir. Yargı insanların yaşamına müdahale eden tehdit aracı değil, insanlar için güvenli, huzurlu ve mutlu bir yaşamı sağlayan güçtür. Kişilerin yargı önüne çıktığında özgürce yaptığı savunmasının dinleneceğine, hukuka uygun olarak gerçeğe ulaşılacağına ve hakkına kavuşacağına inancı tam ise orada gerçek hukuk devleti vardır. Ancak kişilerin bunlara inancı sarsılmış ise orada artık hukuk devletinden söz edilemez.

Hukuk devleti olmanın ön şartı toplumda hukuk bilincinin yerleşmesi ve hukuka saygı duyulmasıdır. Makamı ne olursa olsun Hukuk devletinde yaşamak isteyen herkes bu konuda kendisini sorumlu ve görevli saymalı, toplumda “her şeyin hukuk düzeni içinde hayata geçmesi için oluşan ortak irade” yaşam biçimi haline gelmeli; toplum hukukun üstünlüğünü ve hukuk devletini benimsemeli, sahip çıkmalı ve korumalıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey demokrasi ve hukuk devletidir. Hukukla sorunu olan değil, hukuku ve hukukun üstünlüğünü içselleştiren, demokrasiyi olmazsa olmaz gören bir yönetim ve devlet anlayışına ihtiyacımız var.

Tüm şiddet ve savaş söylemlerini, şiddet ve terör eylemlerini, savaş çığırtkanlığını bir tarafa bırakmak gerekiyor. Koşulsuz, âmâsız, fakatsız, lakinsiz olarak teröre terör diyoruz ve şiddet ortamı koşulsuz ve amasız olarak durmalıdır diyoruz. Net olarak söylüyoruz; Türkiye’de şiddet kimden gelirse gelsin, şiddetin, terörün ve ölümün her türlüsüne hayır diyoruz. Terörün her türlüsünü kınıyoruz. Bu konuda başta siyasi iktidar olmak üzere, TBMM’de bulunan tüm siyasi partileri bu yangını bir an önce söndürmek için göreve davet ediyoruz.

Dış politikamızla ilgili olarak siyasilere sesleniyoruz; savaşın kazananı olmaz savaşa hayır diyoruz. “Yurtta Barış, Dünya’da Barış” diyoruz. Ülkemizin bir savaş macerasına atılmasını istemiyoruz. Komşularımızla sorun yaratan, Ülkemizi ve İlimizi güvenlik kaygısı yaşanır hale getiren politikalara son verilmesini; sınırların bir devlete yakışır şekilde tahkim edilerek kontrol altına alınmasını ve Ülkemiz içindeki başka ülkelere savaş ihraç eden tüm terör gruplarının önlenmesini istiyoruz.

İşte bu ortamda biz Avukatlar kendimiz için hiç bir şey istemiyoruz.

Mesleğimizin çözülmeyen sorunları, Avukatlık Kanunu’nun Türkiye Barolar Birliği, Barolar ve Avukatların istediği yönde günümüze uygun hale getirilmesi gereği bile artık ikinci plandadır.

Artık Türkiye’nin en önemli sorunu demokrasi ve terör sorunudur. Şiddetin hüküm sürdüğü, tam ve çağdaş demokrasinin olmadığı bir ortamda hukukun varlığından da söz edilemez.

Türkiye'nin demokratikleşme standartlarının her geçen gün artırılması, Özgürlüklerin ve hakların genişletilmesi, Adalet duygusunun nerdeyse yok olduğu ortam yerine tam demokrasinin inşası gereklidir.

Değerli Meslektaşlarım;

Avukatlık haftasında bu gün her şeyden önce, Avukatların yargı mekanizması içerisindeki yerinin ikincil bir konumda görülmesine son verilmesi ve savunma mesleğinin de en kısa zamanda Anayasal güvenceye kavuşturulması ve ilk başta iddia makamıyla eşitliğinin sağlanması gerektiğine işaret etmek istiyorum

Çünkü savunmaya gerekli önemin verilmediği bir yargılama faaliyeti tiyatrodan başka bir şey değildir.

Hukuk fakültesi sayısının olağanüstü şekilde artması ve mezun olanların hiç bir sınava tabi olmaksızın avukatlık mesleğini yapabiliyor olması, savunma mesleğinin geleceği açısından en büyük tehlikelerden biridir. O nedenle staja başlama ve avukatlık mesleğine kabul sınavları kesinlikle yapılmalıdır.

Avukatlık kimliği resmi kimlik hükmünde olmasına rağmen, bazı kurum ve kuruluşlarca hükümsüz kabul edilmesi mesleğin saygınlığının hiçe sayılmasıdır.

Mesleğe yeni başlayan avukatların sorunları avukatlık mesleğinin de temel sorunlarıdır.

CMK zorunlu müdafilik ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi düzeyine çıkartılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Noterlere ve mali müşavirlere sağlanan iş alanlarından, aslında avukatların etkin olması gereken alanlar avukatlara bırakılmalıdır.

Kamu avukatlarının özlük haklarının en kısa zamanda hâkim ve savcıların seviyesine çıkarılması, ek gösterge, maaş ve emeklilik haklarının yeniden düzenlenmesi, Avukatlık Kanunu’ndan doğan vekâlet ücretlerine dokunulmaması, yoğun iş yüklerinin hafiflemesi için hukuk birimlerinde görevli memur sayısı arttırılarak, fiziki ve teknik altyapı sorunlarının en kısa sürede çözümlenmesi gerekmektedir.

Değerli Meslektaşlarım;

Her türlü ekonomik, sosyal ve siyasal zorluk ve baskılara rağmen bu yüce bir mesleği icra eden; bağımsız savunmayı temsil eden; demokrasi ve hak mücadelesi veren; özveri ile bu mesleği yapmaktan onur duyan siz değerli meslektaşlarımın Avukatlar gününü şahsım, Yönetim Kurulumuz ve Gaziantep Barosu adına şükran ve minnetle kutlarım.

BİZ, AVUKATLAR OLARAK BAĞIMSIZ VE ADİL YARGININ, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN, İNSAN HAKLARINA SAYGININ, HAKKIN VE ADALETİN TARAFINDAYIZ. BU DEĞERLER İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ, KAZANIMLARIMIZ İÇİN SEVİNECEK, DEĞİŞTİREMEDİĞİMİZ ŞEYLER İÇİN DE ELİMİZDEN GELENİ YAPMIŞ OLMANIN VİCDANİ RAHATLIĞINI DUYARAK YAPILMASI İÇİN TÜM GAYRETİMİZİ ORTAYA KOYMAYA DEVAM EDECEĞİZ.

Sevgi ve saygılarımla.5.4.2016

Gaziantep Barosu Adına
Av. Bektaş ŞARKLI
Gaziantep Barosu Başkanı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim