• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

"Herkesin Görüşünü Özgürce İfade Edebileceği Ortamı Yaratmalıyız”

"Herkesin Görüşünü Özgürce İfade Edebileceği Ortamı Yaratmalıyız”
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, “Şiddet ve silah olmadıktan sonra şeriat bile istenebilir. Herkesin görüşünü özgürce ifade edebileceği ortamı yaratmalıyız” dedi.
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, Özgür Kocaeli Gazetesi'nde İlker Akşit'İn sorularını cevaplandırdı.
 
-Bugün öyle bir noktaya geldik ki… Üniversitelerin, baroların, sendikaların sesi çıkmıyor. Çıksa bile duyulmuyor. Eskiden bir şey deyince yer yerinden oynayan kurumlar bugün niye bu halde?
 
Bana göre seslerini çıkaramıyorlar. Mesela üniversiteler… Rektörlerin nasıl seçildiğini biliyoruz. YÖK, 12 Eylül’ün en antidemokratik yasası. Rektörlerin dolaylı yoldan Cumhurbaşkanı tarafından “seçilmesi” sonucu, bunlar da taraf oluyor. Yine sendikalar üzerindeki baskılar sonucu, bunlar da seslerini çıkaramıyor. Zaten bunların artık önemli bir bölümü, iktidarın güdümündeki “sarı sendikalar”. Dolayısıyla bu sarı sendikaların iktidarı eleştirmesi, dur demesi eşyanın tabiatına aykırı. Gelelim barolara… Yine bu sessizlik ortamında sesini çıkaran tek kurum barolar. Mesela Kocaeli Barosu olarak biz, gerek ülke çapında, gerek yerelde yaşanan bütün adaletsizliklerin karşısında dimdik duruyoruz. Hukuktan, adaletten, barıştan yana tavır koyuyoruz. Zaten barolara, 1136 Sayılı Avukatlık Yasası’nın 76. Maddesinde “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunma görevi verilmiştir”. Biz de bu kanundan kaynaklanan görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. 
 
-Geçtiğimiz hafta 19 akademisyen gözaltına alındı. Böyle mi olmalıydı? Bu isimler gözaltına alınmalı mıydı? 
 
Söz konusu akademisyenlerin gözaltına alınma sürecinde de gerekli açıklamaları yaptık, tavır koyduk. Söz konusu bildirinin içeriği, dili sorunlu olabilir. Buna katılmayabiliriz de. Ancak insanların düşüncelerini, ifade etme özgürlüğünü sonuna kadar savunmamız gerekir. Akademisyenleri sabahın köründe gözaltına alıp emniyete götürmek kesinlikle yanlış olmuştur. Ve bunun tek bir amacı vardır; hukuku araç olarak kullanıp bu insanlara gözdağı verildi. Bir insan kalkıp şiddete ve silaha başvurmadıkça, şeriat bile isteyebilir. Bu kişinin bu fikrine bile saygı duymalı. Hatta düşüncelerini özgürce ifade edebilme ortamı yaratmalıyız.  
 
-Siz süreci yakından takip ettiniz. Bu isimler gözaltında neler yaşadılar? Kötü muamele gördüler mi? 
 
Hayır, kendilerine çok saygılı davranılmış. 
 
-Bildiriyi okudunuz, içeriğine katılıyor musunuz? 
 
Ben katılmıyorum. Ben akademisyen olsaydım, buna imza atmazdım.
 
-PKK çıkmış, ben 3 kentte özerklik ilan ettim diyor. Hendek kazıyor, şehir savaşları başlatıyor. Devlet, ne yapacak? Eli kolu bağlı bekleyecek mi? Müdahale etmeyecek mi? 
 
PKK’nın özyönetim ilan etmesini, hendek kazmasını kabul etmek mümkün değil. PKK’nın 21. Yüzyılda üniter ve güçlü devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ne böyle bir hamle yapması da akıl, mantık dışıdır. Ancak devletin bu hendek kazma sürecinde buna göz yumması, seyirci kalması da kabul edilebilir değildir. Bu hendekler kazılırken, PKK şehrin göbeğine yığınak yaparken bunları görmediniz mi? Neden bu noktaya gelene kadar müdahale etmediniz? Şu aşamada devletin, hukuk içerisinde kalarak sivillere asgari düzeyde zarar vermeden hendekleri kapatması ve huzuru yeniden tesis etmesi gerekiyor. Ancak bu, sorunu kökünden çözmez. Bu sorunun çözülmesi, sadece Kürt sorunu ve güneydoğu sorunu değildir. Bu Türkiye sorunudur. Türkiye’nin topyekün demokratikleşmesiyle, özgürlüklerin artırılmasıyla, gelir dağılımındaki eşitsizliğin kaldırılması ve kültürel hakların iyileştirilmesiyle ancak çözülebilir. Türkiye’nin güneydoğusunda bugün yaşananlar da Suriye ile doğrudan ilintilidir. Suriye’de yaşanan kaos ortamı, doğrudan güneydoğuyu da etkilemektedir. Ülkemizin dış siyaseti, özellikle de Suriye siyaseti tamamen yanlıştı. Bu yanlış sonucu, bugün gerek mülteci sorunuyla, gerekse de güneydoğudaki olaylarla mücadele etmek zorundayız.  
 
-Türkiye, nereye doğru gidiyor? Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak diyorlardı. Bir gün, sesini çok fazla çıkaran her muhalif de 15 dakikalığına gözaltına alınabilir mi? 
 
Türkiye’de hukuk hiçbir zaman yüzde yüz doğru işlemedi. Yani yüzde yüz adaletli bir devlet sistemimiz olmadı. Ancak son yıllarda yaşanan hukuksuzluk ve adaletsizlikler ise cumhuriyet tarihimizin dip noktasıdır. Bugün yargıya olan güven yüzde 10’larda seyretmektedir. Adaletin uygulayıcıları olan hakim, savcı ve avukatların bile yargıya güvenleri kalmamıştır. Bir ülkenin ekonomisi, sağlık sistemi ya da güvenlik sistemi bozuk olabilir. Bunlar zamanla düzelir ancak, bir ülkenin hukuk sistemi bozulmuşsa ve mülkün temeli olan adaleti çökmüşse bunun altında herkes kalır. Bugün o noktaya yakın bir yerdeyiz. Gönül ister ki, hiç kimse gözaltına alınmasın ancak şunu da unutmayalım. Demokrasi ve özgürlükler de bedel ödemeden kazanılmıyor. Dolayısıyla demokrasinin de, özgürlüğün de bir bedeli var maalesef bu ülkede… Bunun bedeli 15 dakikalığına gözaltına alınmaksa, bu bedel ödenebilir. 
 
-Türkiye’de çok fazla hukuk fakültesi var. Mezunlar ne yapıyor. İş bulabiliyor mu?
 
Şu anda Türkiye’de ihtiyacın çok çok ötesinde hukuk fakültesi var. Ve bunlar her yıl yeni mezunlar vermektedir. Ülkemizde mevcut avukat sayısı 90 binken, Hukuk Fakültesi’nde bugün itibariyle 60 bin öğrenci var. Yani bundan 4 yıl sonra avukat sayısı yüzde 50 artacak. Oysa ki ne ekonomimiz, ne nüfusumuz 4 yılda yüzde 50 büyümeyecek. Dolayısıyla bu sorunun derhal çözülmesi gerekmektedir. Çözüm önerimiz de şudur; Hukuk Fakültelerinin sayısı ve kontenjanı azaltılmalı ve avukatlık sınavı konulmalıdır. 
 
-Bugün avukatlık yapmaya başlayan bir gencin, başlangıç maaşı ortalama ne kadardır? 
 
Kocaeli Barosu Yönetim Kurulu’nun belirlediği asgari aylık avukatlık maaşı 2 bin TL’dir. ---(Bu ücret, bir başka avukatın yanında ona bağlı olarak sigortalı çalışan avukatın ücretidir).
 
BAŞKANLIK NEDİR BİLMİYORUZ, SAĞLIKLI DEĞERLENDİREMİYORUZ 
 
-Bugün Türkiye’nin gündeminde başkanlık var. Başkanlık sistemine geçmeli miyiz? Başkanlık, Türkiye’ye ne getirir, ne götürür? 
 
Bana göre başkanlık kesinlikle ihtiyacımız olan bir şey değil. Çünkü Türkiye’nin bir rejim sorunu yok. Türkiye’nin demokrasi, özgürlük ve hukuk sorunu var. Bunlar düzeldiği taktirde sorun kalmayacağını düşünüyorum. Bana göre Türkiye’ye en uygun yapı, güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistem ve yetkileri sınırlandırılmış ve sembolik hale getirilmiş bir cumhurbaşkanlığı modelidir. Mevcut sistemde cumhurbaşkanının yetkilerinin çok fazla olması ve adeta yürütmenin yetkilerinin büyük bir kısmını kullanması iki başlılık meydana getirmektedir. Ancak başkanlık sisteminin de ne olduğunu, neler getirdiğini bu sistemde kurumların hukuki statülerinin ne olacağını tam bilemediğimiz için sağlıklı bir değerlendirme yapamıyoruz. Bana göre bir ülkenin yönetim şeklinin ismi çok önemli değil. Önemli olan demokratik olup olmadığı… Dünyada ismi cumhuriyet olup monarşiyle yönetilen bir sürü ülke var. İsmi krallık olup, çok demokratik olan ülkeler var. Örneğin İsveç ve İngiltere krallık ama birçok cumhuriyetten demokratikler. 
 
Av. SERTİF GÖKÇE KİMDİR? 

Kentin en popüler avukatlarından Sertif Gökçe, 1972 yılında Ardahan’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Ardahan’da okudu. 1997 yılında Ankara Hukuk Faktültesi`nden mezun oldu. Merhum Av. Ömer Türkçakal’ın yanında stajını tamamladı. 2000 yılından bu yana Kocaeli Barosu’nda bağlı serbest avukat olarak çalışıyor. Gökçe, halen Kocaeli Barosu Başkanı.

Kaynak: Özgür Kocaeli

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim