• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C

Hileli Boşanma, Kesilen Yetim Aylığı Tekrar Bağlanması ve Faizi İle İadesine

Hileli Boşanma, Kesilen Yetim Aylığı Tekrar Bağlanması ve Faizi İle İadesine
YARGITAY KARARI: Hileli Boşanma, Kesilen Yetim Aylığı Tekrar Bağlanması ve Faizi İle İadesine

T.C
YARGITAY
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/18451
KARAR NO:2015/19415
KARAR TARİHİ: 03/11/2015
MAHKEMESİ: Ankara 8. İş Mahkemesi
TARİHİ    : 03/06/2015
NUMARASI: 2013/709-2015/851


Davacı, muvazaalı boşanma nedeniyle kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanmasına, kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle tahsiline, aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 03/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi. http://www.kararara.com

YEREL MAHKEME KARARI

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
8. İŞ MAHKEMESİ    
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO    : 2013/709 
KARAR NO    : 2015/851
HAKİM    : H.. P..
KATİP    : E.. G.. 
DAVACI:N.. T.. 
DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU - . Merkez/ ANKARA
VEKİLİ    : Av. F... A...
DAVA    : Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit Davaları)
DAVA TARİHİ    : ../04/2013
KARAR TARİHİ    : ../../2015
KARAR YAZMA TARİHi: ../06/2015

DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı N.. T..'nun boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı iddiası ile yapılan şikayet üzerine kesilen yetim aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 

CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, davacı N.. T..'nun boşandığı Eşi ile birlikte yaşadığı iddiası ile yapılan şikayet üzerine kesilen yetim aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 

Davacıya murisi babası M.. R.. T..'dan dolayı bağlanan yetim-ölüm aylığına ilişkin tahsis dosyası ve bu dosyadan bağlanan aylığın iptaline ilişkin denetmen raporu dosyaya eklenmiş, davacının ayrıldığı eşi ile birlikte yaşadığı iddiasına ilişkin olarak S.. T..'nun davacının annesi olduğu ve davacı kızının ayrıldığı eşi ile birlikte yaşadığına ilişkin kuruma ihbarı sonrasında tutulan denetmen raporu ile davacıya bağlanan aylığın kesilmiş olduğu, ekli Ankara 5. Aile Mahkemesi'nin dava dosyası ile tarafların 19.12.2006 tarihli karar ile boşandıkları bu boşanmadan sonra davacının babasından dolayı yetim aylığı talebinde bulunduğu, 30.04.2010 gün ve 91 sayılı denetmen raporu düzenlenmekle birlikte davacı aylığının daha sonraki inceleme sonrasına bırakılarak 2011 yılı Eylül ayından itibaren 5510 SY nın 56.maddesi dayanak gösterilerek kesildiği gelen kayıtlar ile doğrulanmıştır. 

Davalı kurum, davacıya babası nedeniyle bağlanan yetim aylığını, 5510 Sayılı Yasanın "GELİR VE AYLIK BAĞLANMAYACAK HALLER" başlıklı 56.Maddesinin son fıkrasında yer alan "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır" düzenlemesi uyarınca kesmiş ve 17/10/2008 tarihi sonrası yapılan ödemelerin iadesini istemiştir.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Yürürlük" başlıklı 108.maddesi, aylık hükümler dışında, 5510 Sayılı Yasanın yürürlük tarihine "2008 yılı Ekim ayı başı"olarak belirlemiştir. 

5510 Sayılı Yasanın "MALÜLLÜK, YAŞLILIK VE ÖLÜM SİGORTASINA İLİŞKİN BAZI GEÇİŞ HÜKÜMLERİ" başlıklı geçici 1.Maddesinin ikinci fıkrası ise, "17/07/1964 tarihli ve 506 Sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 Sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 Sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08/02/2006 tarihli ve 5454 Sayılı Kanunun 1 nci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması,. kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesini içermektedir. 

Ayrıca,. "5434 SAYILI KANUNA İLİŞKİN GEÇİŞ HÜKÜMLERİ" başlıklı geçici 4.maddesinde ise "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 08/06/1949 tarihli ve 5434 Sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malüllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarihli ve 5454 Sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 Sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak5 ila 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 inci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir. 

Bu nadde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 Sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 Sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. ( Ek cümle; 16/06/2010 - 5997 S.K./10.mad.) Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir." hükmüne yer verilmiştir. 

"Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak içni, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. 

Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir. (Prof.Dr.Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, Ankara 2000, s. 193-194; Gözübüyük, Şeref, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2003, s.73)." (HGK 13/10/2004 t., 2004/10-528 E. 2004/533 K.)

506 veya 5434 Sayılı Yasa uyarınca bağlanan aylık nedeniyle yapılan ödemelerin, 01/10/2008 tarihinde getirilen bir düzenleme uyarınca geçmişe dönük incelemeyle iptali ve iadesi konusundaki uygulamaya, yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretinin yukarıda yer verilen görüşleri karşısında olanak bulunmadığı gibi; yasa koyucu da, bu ilkeleri gözeterek, 5510 Sayılı Yasanın Geçici 1.maddesinin ikinci fıkrasına bu yönde hüküm koymuş ve 506 ve 5434 Sayılı Yasalar uyarınca bağlanmış olan ölüm aylıklarının kesilmesinde, "yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin" başka bir deyişle 506 ve 5434 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gereğini öngörmüştür. 506 Sayılı Yasanın kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesini düzenleyen 68.Maddesi ile 5434 Sayılı Yasanın kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesini düzenleyen 93.Maddesinde, "boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşama" olgusuna yer verilmemiş, böylesi bir aylık kesme gerekçesi, 5510 Syılı Yasanın 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 56.Maddesiyle ve 5510 Sayılı Yasa uyarınca bağlanacak aylıklar yönünden uygulanmak üzere getirilmiştir. 

"Anayasa'nın 2.maddesi ile benimsenen hukuk devleti, bütün faaliyetlerinde hukukun egemen olduğu devlettir. Bu devlette hukuk güvenliğini sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi ise vazgeçilmez temel öğelerdendir. devletin yaptığı düzenlemelerde haksız bir edinime yol açılması ve kişilerin haksızlığa uğratılması kabul edilemez." (Anayasa Mahkemesi, 23/11/2006 t., 2003/10 E, 2006/106 K.)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6.maddesi "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz." hükmünü içermektedir. Kişiler hakkında uygulanma olanağı bulunmayan yasal düzenlemeler uyarınca sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmaya yönelik işlem gerçekleştirmek, hukuk devleti yapısı içerisinde kabul edilemeyeceği gibi; hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkesini ihlale yol açan bu tür eylemler, tüm kurum ve kuruluşlar ile yetkiyi kullanan organların yasal sorumluluğunu gerektirecek; hakkında uygulanma olanağı bulunmayan düzenlemeye dayanılarak davacının kiminle ve ne şekilde fiilen birlikte yaşadığı konusunda yapılacak araştırma, özel yaşamına haksız ve hukuka aykırı saldırı oluşturacaktır. 

Yukarıda açıklanan yasal nedenler, ekli denetmen raporu ve dosya kapsamının incelenmesinden; aylığın kesilmesine ilişkin olarak tanık ya da başka bir belge ve delile rastlanılmadığı gibi davacının ayrıldığı eşi ile birlikte yaşamadıklarına ilişin emniyet araştırması, davacıya ilişkin muhtarlık kayıtları ile birlikte mernis kayıtlarındaki adreslerden 2006 yılındaki boşanmadan sonra davacı ve ayrıldığı eşinin adreslerinin farklı olduğu gelen seçmen kayıtlarındaki adreslerinin de bu adresleri doğruladığı, dinlenen tanıkların beyanları ile de boşanmanın muvazaaya dayalı olmadığı, tarafların boşanmadan sonra belgelerle doğrulandığı üzere ayrı ayrı yaşadıkları, kurumun bağlanan yetim aylığını kesme işleminin yasal dayanaklarının bulunmadığı görülmekle; sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında, 5510 Sayılı yasanın 56/son maddesindeki düzenlemenin davacı hakkında uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşıldığından davalı kurum tarafından gerçekleştirilen aylık kesme işleminin iptaline ve davacının borçlu olmadığının tespitine dair mahkememize yeterli kanaat gelerek davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 

HÜKÜM:

Davanın kabulü ile, 

1-Davacıya babası M.. R.. T..'dan dolayı bağlanan ölüm-yetim aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına ve bağlanacak aylıklarının yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, 

2-Davalı SGK harç giderinden muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 

3-Davacının yatırdığı 24,30 TL harç giderinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 

4-Tarafların yatırdığı ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, 

5-Davacının yaptığı 111,10 TL tebligat ve müzekkere giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 

Dair davacı ve davalı vekilinin huzurunda 5521 sayılı yasanın 8/2.maddesi gereğince ve HMK 321/2. maddesi uyarınca, gerekçeli kararın tebliğinin hükmün tefhimi olarak kabul edildiğinden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde temyizi kabil olmak üzere karar verildi. . 03/06/2015 

Katip
Hakim

KAYNAK: http://www.kararara.com

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim