• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 17 °C

HMK Uyarınca Yeni Delil Gösterme Yasağı ve İstisnaları

HMK Uyarınca Yeni Delil Gösterme Yasağı ve İstisnaları
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, tarafların delillerini layihalar teatisi aşamasında verdikleri dilekçelerde göstermeleri ve ellerinde olanları dava dosyasına tevdi etmeleri öngörülmekle birlikte, kimi durumlarda bu mümkün olmayabilir.

Tarafların varlığından dahi haberdar olmadıkları delilleri dilekçelerin değişimi aşamasında göstermeleri ve dava dosyasına tevdi etmeleri fiilen mümkün değildir.

Bu nedenle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 145 ile, ispat hakkını kısıtlamamak ve yargılama sonunda maddi gerçeğe uygun bir karar verilmesini sağlamak için, tarafların ellerinde olmayan sebeplerle kanunda öngörülen sürede gösteremedikleri delilleri tahkikat aşamasında göstermelerine ve dava dosyasına ibraz etmelerine olanak sağlanmıştır.

Kanundaki süreler geçtikten sonra yeni delil getirme imkanı tanınması, tarafların hukuki dinlenilme hakkının korunmasını  sağlayamaya yönelik bir düzenlemedir.

Ancak, kanun koyucu, gerçek olmayan bahanelerle mahkemeye yeni delil getirilmesini ve davanın uzamasını önlemek amacıyla sonradan delil gösterilmesini belli koşullara tabi tutmuştur.

Tarafın sonradan delil gösterebilmesi için yargılamayı geciktirme amacını taşımaması veya delillerini süresinde ikame edememesinin kendi kusurundan kaynaklanmaması gerekir. Nitekim, doktrinde tarafın ihmalkarlığı, delili yeterince araştırmaması, beceriksizliği veya kötü niyetli hareket etmesi halinde sonradan delil gösterilmesine müsaade edilmeyeceği ifade edilmektedir.

Kanunda öngörülen süre geçtikten sonra delil gösterilmek istendiğinde bu delilin en geç ne zaman meydana getirilmiş olması gerektiği sorulabilir. Kanun koyucu sonradan gösterilmek istenen delilin ne zaman vücut bulması gerektiği konusunda sınırlayıcı bir ifadeye yer vermemiştir.

Davanın açıldığı tarihte mevcut olmakla birlikte, elde olmayan sebeplerle dilekçelerin değişimi ve ön inceleme aşamasında gösterilemeyen delillerin HMK.m.145 hükmünün kapsamına dahil olduğu aşikardır. Örneğin taraflar davanın açıldığı tarihte varlığından haberdar olmadıkları bir belgeyi sonradan elde ettiklerinde mahkemeye delil olarak sunabileceklerdir.

Burada asıl üzerinde durulması gereken mesele, ön inceleme veya tahkikat aşamasında yeni düzenlenen ve bu yüzden dilekçelerin değişimi aşamasında gösterilmesi fiilen mümkün olmayan delillerin akıbetinin ne olacağıdır. Kanunun lafzı sınırlayıcı bir ifade içermediği için, delilin davanın açılmadan önce veya sonra vücut bulması HMK.m.145 hükmüne müracaat hakkı bakımından bir fark doğurmamalıdır.

Taraflar, yargılamayı geciktirme amacı taşımamak veya o delili süresinde ileri sürememeleri kendi kusurlarından kaynaklanmamak kaydıyla tahkikat sona erinceye kadar oluşturulan, ortaya çıkan bütün delilleri gösterebilmelidirler. 

Örneğin yargılama devam ederken başka bir mahkemenin verdiği karara HMK.m.145 hükmü gereğince sonradan delil olarak dayanmak mümkün olmalıdır.

Çünkü, tarafın bu mahkeme kararına Kanundaki süreler içinde delil olarak dayanmaması ve dava dosyasına ibraz etmemesi kendi kusuruna dayanmamaktadır.

Kanunda yeni delil gösterme talebi sayı itibariyle sınırlamaya tabi tutulmamıştır. Taraflar yargılama boyunca birden fazla yeni delil gösterme talebinde bulunabilirler. Buradaki tek sınırlama, tarafın talebinin Kanundaki şartlara ve dürüstlük kuralına uygun olmasıdır. Salt davayı uzatmaya yönelik delil gösterme talepleri hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceğinden kabul edilmeyecektir.

Zira, taraflara tanınan bu imkan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki dürüstlük kuralının bir yansımasıdır. 1086 sayılı HUMK.m.244’de tarafların gösterdikleri deliller dinlendikten ve incelendikten sonra yeni delil gösterilmesine imkan tanınırken, HMK.m.145’de buna benzer sınırlayıcı bir ifade yoktur. HMK.m.145 hükmünün gerekçesinde de “… Maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğu kural olarak benimsenmiştir.

Fakat, iki istisna kabul edilmiştir …” denilmek suretiyle, bu imkanın delillerin ikamesi için Kanunda öngörülen süreler geçtikten sonra kullanılabileceği belirtilmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi, kanunda delil göstermek için tanınan süreler kural olarak dilekçelerin değişimi aşamasının tamamlanmasıyla sona ermektedir.

Buna göre, dilekçelerin değişimi aşamasının tamamlanmasından itibaren HMK.m.145 hükmüne göre yeni delil ikame edilmesi mümkündür. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki, taraflar sonradan elde ettikleri delilleri bir an önce dava dosyasına tevdi etmelidirler. Delillerin zamanında dava dosyasına tevdi edilip edilmediğini hakim somut olayın şartlarını da göz önüne alarak takdir edecektir. Taraflar hiçbir gerekçe olmaksızın delilleri ellerinde bekletirlerse yeni delil gösterme haklarını kaybedeceklerdir.

Zira, tarafların yeni elde ettikleri delilleri mahkemeye vermek yerine ellerinde tutmaları hem dürüstlük kuralıyla, hem de yargılamanın uzamasına neden olacağı için usul ekonomisi ilkesiyle bağdaşmaz. Örneğin davalı, sonradan elde ettiği delili hemen mahkemeye sunmak yerine davayı uzatmak maksadıyla elinde tutar ve tahkikatın sonunda mahkemeye sunarsa, bu davranışı dürüstlük kuralına aykırı olacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanununda taraflara dilekçelerin değişimi aşamasında delillerini serbestçe gösterme imkanı tanınırken, tahkikat aşamasında yeni delil gösterilmesi hakimin inisiyatifine bırakılmıştır. Buna göre, sonradan delil gösterme talebinde bulunulduğunda, hakim tarafa elinde hangi delilin olduğunu ve bu delilin hangi çekişmeli vakıanın ispatı için ikame edilmek istendiğini soracaktır. Taraf bu delili Kanunda öngörülen sürede göstermemekte kusuru olmadığını ve davayı uzatma amacı bulunmadığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Karşı taraf ise Kanunda öngörülen şartların bulunmadığı gerekçesiyle bu talebe karşı koyabilir.

Hakim karşı tarafın itirazını inceledikten sonra HMK.m.145’deki şartların mevcut olduğu kanaatine ulaşırsa, tarafa delillerini göstermesi ve ellerinde olanları dava dosyasına tevdi etmesi için süre verecektir. Tarafların HMK.m.145 hükmüne istinaden yeni tanık listesi vermelerinin mümkün olup olmadığı akla gelebilecek bir diğer sorudur. Davaya bakan mahkemenin verdiği kesin sürede tanık listesini sunmayan tarafın HMK.m.145 hükmüne müracaat etmesine gerek yoktur. Çünkü, anılan ihtimal Kanunda özel olarak düzenlenmiş ve tarafın tanıklarını duruşmaya getirerek dinletebileceği kabul edilmiştir (HMK.m.243). Burada süresi içinde tanık listesi veren tarafın HMK.m.145 hükmüne dayanarak sonradan tanık dinletip dinletemeyeceği meselesi üzerinde durulmalıdır.

Hukuk Muhakemeleri Kanununda ikinci tanık listesi verilmesi açıkça yasaklandığından (HMK.m.240) ve bu kural kamu düzenine ilişkin olduğundan tarafların HMK.m.145 hükmüne ancak tanık dışındaki deliller için müracaat edebilecekleri, ikinci tanık listesi verme yasağı nedeniyle HMK.m.145’e istinaden yeni tanık listesi verilemeyeceği ileri sürülebilir. Bununla birlikte, doktrinde haklı olarak HMK.m.145 hükmünün bütün deliller için geçerli olduğu; taraf yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa ve zamanında ileri sürülmemesi tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa yeni tanık gösterilebileceği savunulmaktadır. 

Gerçekten, HMK.m.240 hükmünün sevk ediliş amacı da göz önünde bulundurularak, tarafların HMK.m.145’deki şartların varlığı halinde yeni tanık listesi verip veremeyecekleri sorgulanabilir.

HMK.m.145 hükmüne istinaden diğer delillerin sonradan gösterilmesine imkan tanınırken, aynı davada tanık delili için bu kadar katı tutum takınılması bize göre adil bir yaklaşım değildir. Kanunda ikinci tanık listesi verme yasağı davanın makul süreler içinde bitirilmesini sağlamak, yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek ve mahkemelerin iş yükünü azaltmak için kabul edilmiştir. İkinci tanık listesi verme yasağıyla korunmak istenen menfaat, HMK.m.145 hükmüyle de güvence altına alınmaktadır.

Çünkü, HMK.m.145 hükmü dürüstlük kuralına aykırı şekilde sonradan delil gösterilmesini engellemektedir.

Buna göre, taraflar davayı geciktirmek amacıyla hareket ediyorlarsa veya sonradan delil gösterilmesi tarafların kusurundan kaynaklanıyorsa, hakim yeni delil gösterilmesine izin vermemektedir. Hakimin aynı denetimi taraflar yeni tanık göstermek istediklerinde de yapmasına bir engel yoktur.

Buna göre, hakim tarafların yeni tanık gösterme taleplerinin davayı geciktirmek için yapıldığı veya tanığa mahkemeye sunulan listede yer verilmemesinin tarafın kusurundan kaynaklandığı düşüncesinde ise, HMK.m.145 hükmüne istinaden yeni tanık gösterilmesine engel olabilecek ve böylece, ikinci tanık listesi verme yasağıyla korunmak istenen menfaat yine güvence altına alınmış olacaktır.

Bu nedenle, tarafların kanuni süreler geçtikten sonra göstermek istedikleri delilin türü önem arz etmemelidir. Taraf sonradan tanık olarak dinletmek istediği kişi hakkında tanık listesini verdiği tarihte gerçekten bilgi sahibi değilse ve o kişinin zamanında tanık olarak gösterilememesinde kusuru olmadığını inandırıcı biçimde ortaya koyabiliyorsa, hakim bu tanığı HMK.m.145 hükmüne göre dinleyebilmelidir.

Bir diğer deyişle, HMK.m.145 hükmü ikinci tanık listesi verme yasağının bir istisnası olarak kabul edilmelidir. Taraflar, nasıl sonradan edindiği bir belgeyi mahkemeye delil olarak sunabiliyorsa, yurt dışında yaşadığı için varlığından haberdar olmadığı ve tanık listesinde yer veremediği bir kişiyi sonradan tanık olarak dinletebilmelidir. Taraflar tahkikat aşamasında karşı tarafın açık rızası veya ıslah yoluyla iddia ve savunmalarını değiştirdikleri veya genişlettikleri takdirde , o vakıaları ispatlamak için yeni delil gösterebileceklerdir .

Bu bağlamda, taraflar belge verebilecek, tanık gösterebilecek veya yemin teklif edebileceklerdir.

Bu ihtimalde, tarafların HMK.m.145’de öngörülen şartların varlığını ispatlamaları aranmaz. Zira, HMK.m.145 hükmüne kanuni süreler içinde gösterilmeyen deliller için müracaat edilir. Burada ise yargılama devam ederken yeni bir iddia veya savunmada bulunulmakta olup, tarafların yeni ileri sürdükleri vakıaların ispatı için dilekçelerin değişimi aşamasında delil göstermeleri fiilen mümkün olmadığından kaçırdıkları bir süreyi telafi etmeleri de söz konusu değildir.

Öte yandan, Kanunda öngörülen sürelerden sonra elde edilen delil dilekçelerin değişimi aşamasında ileri sürülmeyen bir vakıanın ispatına yarıyorsa, taraf HMK.m.145 hükmüne istinaden bu delili gösteremez.

Çünkü, taraf yeni delil gösterme bahanesiyle, davayı değiştirme ve genişletme yasağını dolanmış ve sonradan elde ettiği delilin içerdiği vakıayı karşı tarafın izni olmaksızın davaya ithal etmiş olur. Akla gelebilecek bir başka soru da, Kanunda öngörülen sürelerden sonra ıslah yoluyla delil gösterilmesinin mümkün olup olmadığıdır.

Doktrinde usul işlemlerinin ıslah edilebileceği ve delil sunulması da bir usul işlemi olduğundan ıslah yoluyla yeni delil gösterilebileceği savunulmuşsa da , biz bu görüşe katılamıyoruz. HMK.m.176/1 hükmünde ıslah yoluna müracaat edilerek usul işlemlerinin düzeltilebileceği belirtilmekle birlikte, söz konusu hüküm iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağına konu işlemleri hedef almaktadır. Zira, ıslah, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağının bir istisnasıdır .

Taraflar ıslah yoluna başvurarak layihalar teatisinde ileri sürdükleri vakıaları ve talep sonucunu değiştirip genişletebilmektedirler. Deliller ise anılan yasağın kapsamına dahil değildir. Bu nedenle, davayı değiştirme ve genişletme yasağının bir istisnası olan ıslah yoluna müracaat edilerek yeni delil gösterilmesi mümkün değildir. Nitekim, kanun koyucu HMK.m.176/1 hükmünün kapsamına giren usul işlemlerinden farklı olarak, sonradan delil gösterilmesini tarafların inisiyatifine bırakmamıştır.

Taraflar karşı tarafın rızasıyla ve ıslah yoluna başvurarak iddia ve savunmalarını değiştirip genişletebilirken, sonradan delil gösterebilmek için kanundaki şartların mevcut olduğu konusunda hakimi ikna etmek zorundadırlar. Halbuki, tarafların ıslah yoluyla sonradan delil gösterebilecekleri kabul edilirse, tek taraflı bir beyanla yeni delil gösterilmesi mümkün hale gelecektir. Bu sonuç ise Hukuk Muhakemeleri Kanununun sonradan delil gösterilmesini hakimin denetimine tabi tutan sistemine aykırı olacaktır.

Son olarak belirtmek gerekir ki, taraflar HMK.145 hükmüne istinaden ancak ilk derece mahkemesinde delil gösterebilirler. Tarafların temyiz ve karar düzeltme aşamasında yeni delil göstermeleri mümkün olmadığından , kanun yolları aşamasında HMK.145 hükmüne dayanarak da delil göstermeleri mümkün olmayacaktır.

Kaynak: hukukitavsiyeler.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim