• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 16 °C

HSYK 2. Daire Başkanı: "İhraç Kararları Var Olan Delillerle Gerçekleştirildi"

HSYK 2. Daire Başkanı: "İhraç Kararları Var Olan Delillerle Gerçekleştirildi"
2. Daire Başkanı Mehmet Yılmaz, HSYK’nın hiçbir kumpasın içinde olmadığını, ihraç kararlarını var olan delillerle hareket ederek gerçekleştirdiğini ifade etti...

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili ve 2. Daire Başkanı Mehmet Yılmaz, HSYK’nın hiçbir kumpasın içinde olmadığını, ihraç kararlarını var olan delillerle hareket ederek gerçekleştirdiğini ifade ederek, “Hep HSYK’nın itibarı üzerine oynadılar. Artık kumpas devri bitti. Artık hiç kimse oluşturulmuş delillerle, yalan yanlış delillerle kumpas kurulamayacak, adliye bir daha böyle bir şeyin aleti olmayacak, bir daha böyle bir ayıbın içinde olmayacak, bizden sonra gelecek olan nesil de dersini iyi aldı” dedi.

Mehmet Yılmaz, makamında düzenlediği basın toplantısında, FETÖ'nün darbe girişimini ve girişimin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmayı değerlendirdi. Göreve başladığında Türk yargısı içinde vesayet unsuru oluşturacak hiç bir oluşama izin verilmeyeceğini yargının Türk milletini yargısı olacağını söylediğini anımsatan Yılmaz. Türk yargısının araç olarak kullanan suç işleyen kim varsa muhakkak hukuk içinde soruşturulacağını ifade etti. Milletin adliyelere bundan sonra güvenle geleceğini ve huzurla ayrılacağını kaydeden Yılmaz, 2007-2013 yıllarının yargıda utanç dönemi olduğunu belirtti. Bu dönem içinde açılan Ergenekon, Balyoz gibi bazı davaların amacının saptırıldığını, 17-25 Aralık, askeri casusluk, şike, ODATV gibi davaların da amacının adalet olmayan davalar olduğunu anlatan Yılmaz, “Türkiye ve Türk yarısı bu grubun tasallutundan kurtulmadan tam anlamında demokratik bir ülke olmayacak, yargımız bağımsız yargı olmayacak, yargıç güvencesini koruyamayacağız, yargı tarafsızlığından hiç bahsedemeyeceğiz” dedi. Yargıda Birlik Platformu kurulduğunda "Biz yargıda birlik derneği olarak siyaset yapan bir dernek olmayacağız, siyaset yapan bir hukuk istemiyoruz" dediğini anımsatan Yılmaz, iyi niyetle bütün sözlerinin yanlış anlaşıldığının altını çizdi.

BUNLARIN YÜZÜNDE MASKE VAR, HAYATLARI BOYUNCA YÜZLERİNDEKİ MASKEYLE GEZDİLER

İstanbul’da aralarında Samanyolu Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Hidayet Karaca’nın da bulunduğu 63 kişinin tahliyesine karar veren hakimlerin dosyasını anımsatan Yılmaz, “Orada hakimler dosyayı incelemeden delillere bakmadan tahliye kararları verdiler. Yetkisiz bir mahkeme, hiç dosya incelenmeden verilmiş tahliye kararları... Bizim itirazımız bunaydı, böyle hakim olur mu?  Bir hakimin başka bir şey yapabileceği kimsenin aklına gelmiyor, bende dışarıda olsam benim de aklıma gelmez. Ama karşımızdakiler normal hakim değildi. Bunu anlatamadık. Bunların derdi hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, demokrasi değil. Bunların yüzünde maske var, hoşgörü de bunların maskesi, bunlar maskeyle geziyorlar, hayatları boyunca yüzlerindeki maskeyle gezdiler. Eylem ve söylemleriyle gerçekten yargı bağımsızlığı taraftarı olan insanların söylemleri bunlara can simidi oluyordu. Türkiye’de tarafsızlığın yitirmiş, güvenilmeyen hakim sıfatı bulunmayan bu grubu çökertmeden tasfiye etmeden tam anlamıyla yargı güvencesini sağlamak mümkün değil, yargıdaki bu unsurlar son bulsun el birliğiyle demokrasimizi güçlendirelim” dedi.

HAKİM KARARINDA GÜLENİ MEHDİ, ERDOĞAN’I DECCAL İLAN EDİYOR

İstanbul 18. Asliye Ceza Hakiminin, Balyoz davasında görev yapan bilirkişi heyetinin gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi nedeniyle açılan davaya verilen kararı örnek gösteren Yılmaz, “Bu hakim arife günü, idari iznin olduğu gün zabıt katibini de adliyeye çağırarak bir karar veriyor savunmaları bile almadan. 578 sayfalık bir kısa karar. Kararda her şey var ama davayla ilgili hiçbir şey yok. Karar risalelerin anlatılmasıyla başlıyor, davayı reddediyor. ‘Sanıklar hakkında açılan kamu davasının reddine karar verdikten sonra suç duyuruların geçiyorum’ diyor. 570. sayfada ‘vurucu darbeyi yapmadık, şimdi yapıyoruz inşallah’ diyerek, Fethullah Gülen’i mehdi ilan ediyor. Sayın Cumhurbaşkanına suçlamalar yaptıktan sonra ‘Erdoğan da son İslam’ın büyük deccalidir’ diyor. Nasıl bir hakimle karşı karşıyayız anlamınız için anlatıyorum. Karşımızda bukişinin mehdi olduğuna inanmış, iman etmiş bir grupla karşı karşıyayız. Gerçek bu, işin tehlikesi buydu” dedi. Yılmaz, bu kararı veren Hakimin Bursa’da psikiyatri kliniğine yattığını ve akıl sağlığı yerinde olmadığını iddia ettiğini ifade eden kararın bir günde hazırlanmadığının altını çizdi.

ATLATTIĞIMIZ TEHLİKE HEPİMİZE DERS OLSUN

Yargının hiyerarşik bir yapıyla yürütülecek bir meslek olmadığının altını çizen Mehmet Yılmaz, yargı bağımsızlığını yasa maddeleri ile teminat altına alınamayacağını öncelikle beyin ve yürükte olması gerektiğini kaydetti.

Yılmaz, yargının tüm inanç gruplarından ötesinde bir bağımsızlığa sahip olması gerektiğini belirterek, “Yargıç peygamber postunda oturduğunu unutmayacak. Böyle hakimlere güvenebilir misiniz, yargılamanızı yapmasını ister misiniz?” sorusunu yöneltti. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

“Daha demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz. Yargının bağımsız, tarafsız, güven, huzur verdiği, iç barışın olduğu zengin bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu da bu tür olaylara son vermekle olur. Bilgili, ahlaklı yargıçlarla olur. Atlattığımız tehlike hepimize ders olsun. Çocuklarımıza borcumuz var, bu ülkeyi bize bağımsız kılmak için can veren atalarımıza borcumuz var. Yargıyı geleceğe bağımsız taşımak zorundayız. İstediğiniz kadar güçlü ordunuz ve ekonominiz olsun, bağımsız yargınız yoksa huzur ve güven veren bağımsız yargınız yoksa birliği sağlayamazsınız. Adalet mülkün temelidir sözü duruşma salonlarına asılmış bir süs değildir. Bu HSYK tarihe geçecek bir HSYK'dır, kendimi için konuşmuyorum arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”

BAŞSAVCILIK RESEN SORUŞTURMA BAŞLATTI

2 bin 740 hakim hakkında soruşturma, 2 bin 735 hakim savcı hakkında da açığa alma kararı verildiğini anımsatan Yılmaz, bunların arasında istifa edenler veya emekli olanlar olduğu için soruşturma ve açığa alma rakamlarının farklılık gösterdiğini kaydetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan soruşturma başlattığını belirten Mehmet Yılmaz, “Ağır cezalık suçlarda Başsavcılığın resen hareket etme yetkisi var. 2 bin 740 ilk derece hakimi, 140 Yargıtay, 48 Danıştay, 5 HSYK üyesi hakkında soruşturma geçtiğine ilişkin soruşturma yazısı bize gelince Genel Kurul üyelikleri düşürdü. Dün de yedek üyelerin üyeliklerini düşürdük. Diğer ilk derece hakimlerine de soruşturma resen başlatıldığı için disiplin soruşturması yapmakla mükellefiz. 3. Daire soruşturma izni verilmesi teklifinde bulundu bakan izin verdi. Olay çok ciddi sıcak yaşadığımız bir olay var. FETÖ’nün terörist olduğunu belgeleyen bir şey yok deniyordu bu grubun silahlı kalkışması bulunduğundan böyle bir iddia karşısında bunların hakimliğe ve savcılığa devam etmesi ağır bir yük oluşturacağı kanaatiyle bunların açığa alınmasına karar verildi” diye konuştu. Yılmaz, HSYK Üyesi Kerim Tosun’un üyeliğinin düşme kararının tebliğ edilemediğini ve gözaltına alınamadığını ifade etti. Hakim ve savcılar hakkında iki yıldır yürüyen bir soruşturma olduğunu, 2 bin 740 kişinin isminin ete kemiğe büründüğünü anlatan Yılmaz, soruşturma sonrasında hakim ve savcı sayısının artabileceğini veya azabileceğini ifade etti.

BİZDEN SONRA GELECEK OLAN NESİL DERSİNİ İYİ ALDI

HSYK’nın hiçbir kumpasın içinde olmadığını, var olan delillerle hareket ederek ihraç kararlarının gerçekleştirildiğini ifade eden Yılmaz, “Hep HSYK’nın itibarı üzerine oynadılar. Artık kumpas devri bitti. Artık hiç kimse oluşturulmuş delillerle, yalan yanlış delillerle kumpas kurulamayacak, adliye bir daha böyle bir şeyin aleti olmayacak, bir daha böyle bir ayıbın içinde olmayacak, bizden sonra gelecek olan nesil de dersini iyi aldı” dedi.

BUNDAN DA DERS ALMAMIŞSAK ARTIK SÖYLEYECEK HİÇBİR SÖZÜM YOK

Gözaltına alınanlara işkence uygulandığına yönelik iddiaların sorulması üzerine Yılmaz, şunları söyledi:

“Biz ve arkadaşlarımız kesinlikle ve kesinlikle hukuku hakim kılmayı amaçlayarak yola çıktık. Hukuk devleti ilkesini yükseltmek için yola çıktık. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. İnşallah bu imtihanın altından da yüz akıyla çıkacağız. Bu kadar büyük bir olay karşısında neler yaşandı bilmiyorum, hakim ve savcılarımızın tamamı beyni ve yürekleri bağımsız hakim edibine sahip arkadaşlarımızdan oluşuyor. Sayısal sıkıntılarımız var. Zaten sıkıntılı bir çizgideydik, meslek ahlaklarına güvenim inancım tam o nedenle Türkiye bu süreci adil şekilde yürütecek adalet yünün akıyla çıkacaktır. Ülkenin tüm insanların görev düşüyor, sivil toplum örgütlerine, siyasetine artık büyük görev düşüyor. Artık devlette hiçbir vesayet unsuru olmamalı, devlet hiçbir gücün içinde vücut bulmasına izin vermemeli. Bunu yasa ile yapamazsınız, bilinçle dikkatle yaparsınız. Ne kadar zarara uğradığımız 2007'den beri neler çektiğimiz hepimizin malumu. Bundan da ders almamışsak artış söyleyecek hiçbir sözüm yok.”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim