• BIST 90.383
  • Altın 145,017
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 17 °C

"Hukuk Yaz-Boz Tahtası Değildir"

"Hukuk Yaz-Boz Tahtası Değildir"
Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt, yeni yargı reformu paketi ile yargıda, ileriye değil, geriye dönüş yapılmak istendiğini ve bu yasalarla insanların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmaya çalışıldığını ifade etti.

Aydın Barosu Yönetim Kurulu adına yaptığı basın açıklamasına Bozkurt şu sözlerle devam etti.

“Hukuk, bir kez daha, siyasi ikti-dar tarafından, ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Yeni yargı reformu paketi kapsamında, hükümet tarafından gündeme getirilen düzenlemeler, ne yazık ki hukukun oyuncak olarak görüldüğünün bir göstergesidir.

Siyasi iktidar tarafından, bundan yaklaşık 8 ay önce, özgürlükleri genişletme bahanesiyle CMK'da yapılan bir dizi değişiklik, şimdi tekrar eski haline getirilmeye, hatta daha da geriye gö-türülmeye çalışılmaktadır. Çünkü siyasal iktidarca, mevcut yasal kurallara yönelik ihtiyaç kalmamıştır. Tehlike kendileri için savuşturulmuş, endişe ortadan kalkmıştır.

Herkesin bildiği üzere, 17-25 Aralık tarihli yolsuzluk soruşturmaları sonucu, bazı bakanların çocukları da dahil olmak üzere, çok sayıda kişi gözaltına alınmış, tutuklanmıştı. Siyasi iktidar bu soruşturmalardan oldukça kaygılanmış, kendilerini aramaların, el koymaların ve göz altıların gittikçe artacağı endişesi sarmıştı. Siyasi iktidar, bu nedenle, 2014 yılının şubat ayında 6526 Sayılı Yasa kapsamında, CMK'da bir dizi değişiklik yoluna gitti.

Sözgelimi; 2014 yılı şubat ayı öncesi, şüpheli veya sanığın üstü ya da eşyaları üzerinde arama, koruma tedbirine başvurabilmek için, suçun işlendiğine dair makul şüphe esas alınıyordu. Hükümet, şubat ayında yaptığı yasal değişiklikle "makul şüphe"yi, "somut delile dayalı kuvvetli şüphe" olarak değiştirmişti. Diğer yandan, avukatların soruşturma dosyalarını incelemesini kolaylaştırmış, esasen doğru bir şey yapmıştı.

Gündeme getirilen yargı reformu paketiyle ise, "geriye dönüş" yapılmak istenmektedir. Hatta özgürlükler geçmişten bile daha fazla kısıtlanmaya çalışılmaktadır. Soruşturma aşamasında avukatların dosyayı inceleme hakkı, savcılığın talebi sonucu hakim kararıyla kısıtlanabilecektir. Bu, açıkça savunma hakkının hiçe sayılmasıdır. Soruşturma dosyasının savunma makamından gizli tutulma girişimi, başta Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne açıkça aykırıdır.

Siyasi iktidarın, kendi çıkarları ve ihtiyaçlarına göre savunma hakkını genişletip, bu ihtiyacı ortadan kalktığında savunma hakkını kısıtlaması açık bir samimiyetsizlik örneğidir.

Bu; hukukun üstünlüğünün değil, iktidarın üstünlüğünün göstergesidir. Hukukun üstünlüğü yerine iktidarın üstünlüğünün geçirildiği, savunma mesleğinin yok edilmeye, haklarının kısıtlanmaya çalışıldığı bir tabloda, yurttaşların başta hak arama özgürlüğü olmak üzere hiçbir özgürlüğünün güvencesi olamayacaktır. Zira, yurttaşlarımızın bütün kişilik haklarının ve özgürlüklerinin teminatı bağımsız yargı ve özellikle bağımsız savunmadır. Avukatlar, tüm dünyada özgürlük adına savaşan bir meslek grubudur. Avukatlara getirilen bu kısıtlama, vatan-daşların özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının ellerinden alınmasıdır. Yani bu kısıtlama ve ceza, aslında avukatlara değil, vatandaşlara getirilmektedir.

Siyasi iktidar, gündeme getirilen yargı reformu paketiyle tekrar; arama, el koyma, iletişimin denetlenmesi ve gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gibi koruma tedbirlerine başvurulmasını kolaylaştırmaktadır. Bu koruma tedbirlerine başvurma yetkisinin kapsamı da genişletilmektedir. Böylece; muhaliflerin özel hayatları, iletişim özgürlükleri ve malvarlıkları üzerinde baskı kurulmak istenmektedir.

Sözün kısası, yargı eliyle yapılmak istenen yeni operasyonlara zemin hazırlanmaktadır.

Bu düzenlemelerin HSYK seçimleri tamamlandıktan, yani seçimleri hükümetin desteklediği isimlerden oluşan listenin kazanmasından hemen sonra gündeme gelmesi zamanlama olarak manidardır. Bu paket Yargı paketi değil, baskı paketidir ve giderek hukuk devletinden uzaklaşıp, polis devletine doğru hızla yol aldığımızın bir göstergesidir.

Elbette ki, özgürlükleri kısıtlayacak, yeni cadı avlarını başla tacak bu değişiklikleri onaylamamız mümkün değildir. Bir kez daha tekrar etmek isteriz ki; yargı ve hukuk hiçbir kişinin ve kesimin intikam aracı değildir ve olamaz. 

Unutmayalım ki, hukuk yazboz tahtası da değildir. Hukuk kuralları, temel hak ve özgürlükleri genişletmek amacıyla ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirilmelidir. Özgürlükleri kı-sıtlamak amacıyla ve siyasi iktidarın ih-tiyaçları doğrultusunda değil!

Özellikle; usul kuralları, yurttaşların hukuk güvenliği ilkesinin teminatıdır. Usul kuralları, objektif ve genel olmalı, duruma ve menfaatlere göre değiştirilmemelidir. Aksi hal, hukuk güvenliği ilkesinin ortadan kalkması, yargıya olan güvenin ağır bir şekilde sarsılması sonucunu doğuracaktır. Bu tehlike açıkça ortadadır. Unutulmamalıdır ki; devleti-mizin kurucusu ulu önder Atatürk'ün çok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi: Adalet mülkün, yani devletin temelidir.

Savunmanın olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde ise devlet yoktur.

Siyasi iktidara sesleniyoruz ;

Dün ihtiyacınız olduğunda güçlendirmeye çalıştığınız savunmaya, her zaman, yeniden ihtiyacınız olabileceğini unutmayınız. Yargıdan ve savunmadan elinizi çekiniz. Hukuku, iktidarını güçlendirme ve muhaliflerini tasfiye etme doğrultusunda araç olarak görmekten ve kullanmaktan derhal vazgeçiniz. Yurttaşlarımızın hak arama özgürlüğünün teminatı olan avukatların savunma hakkını kısıtlamaktan uzak durunuz. Kişi hak ve özgürlüklerini bas-kılama amacına hizmet edeceği açık olan ve sıkıyönetim dönemlerindeki düzenlemeleri aratacak olduğu ortada bulunan yargı reformu paketini ivedilikle gündemden düşürünüz!

Aydın Barosu olarak; devletin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün sonuna kadar arkasındayız. Ancak; ne bahane ile olursa olsun, kişi hak ve özgürlükleri ile kutsal savunma hakkına yapılan saldırıları asla onaylamadık, onaylamayacağız. Halkımızın hak ve özgürlüklerine ilişkin kazanımlarını, yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve gerekirse savunmayı savun-maya, bugüne kadar her zaman olduğu gibi, bundan sonra da  devam edeceği-mizi basın ve kamuoyuna kararlılıkla bildiririz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim