• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 4 °C

Hukukçular Başbakan'a Tepkili; "Yargının Yerine Geçti"

Hukukçular Başbakan'a Tepkili; "Yargının Yerine Geçti"
Başbakan'ın Koç'un aldığı MİLGEM ihalesi ve Aydın Doğan'ın SPK davasıyla ilgili yaptığı telefon görüşmelerine hukukçular tepkili. Hukukçular, "Bu yargının yerine kendini koymaktır. Anayasaya aykırı" dediler.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Aydın Doğan’la ilgili bir dava konusunda konuştuğunu gösteren ses kayıtlarını dün kabul etti.

Erdoğan, “SPK’nın bana verdiği bilgiler çok vahimdi, Bakanıma talimat vermem gayet doğal” dedi. Hukukçular ise bu açıklamaya sert tepki gösterdi. Hukukçular, “Başbakan kendini yargı yerine koydu” yorumunda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarıyla ilgili hukukçuların değerlendirmeleri şöyle:

Orhan Gazi Ertekin (Demokrat Yargı Eşbaşkanı):

Yargıya müdahale olup olmadığını tartışmanın kendisi bile problem. Çok açık ve net bir biçimde yargıya müdahaleden çok kendisini yargının yerine yerleştiren, yargıyla olan mesafesini daha estetik daha zarif kurma derdinde dahi olmayan, Türk siyasi tarihinin yargı karşısındaki en açık sözlü siyasi aktörü ve lideri görünümünde. Bugüne kadarkiler bu meselede daha estetik, daha şık yöntemler bulmaya çalışırken, kendi çıkarlarını yargıya taşımak için daha olağan daha kabul edilebilir daha makul yöntemler bulmaya çalışırken son tapelerden de anlıyoruz ki Başbakan Erdoğan’ın buna ilişkin ne estetik duygusu var, ne biçimsel meşruiyete dair bir algısı var. Bütün memleketin kendisine emanet edilmiş olduğunu, altyazılardan tutun da Aydın Doğan’a dair davaya kadar her şeye doğrudan kendisinin müdahil olması gerektiğine dair algısı var. Bunda iki şey var. Bir; olağanüstü güç tutkusunu görüyoruz. Aristo güç ve zenginlik peşinde olanlara tiranlık diyordu. İkincisi; bu olağanüstü güç tutkusunu taşıyacak herhangi bir kadrosunun, örgütünün olmadığını görüyoruz. İki çelişik şeyle karşı karşıyayız. Her şeye hâkim olmaya çalışıyor ama her şeye kendisi hâkim olmaya çalıştıkça da gülünçleşiyor. Dolayısıyla bütün bağlantıları kendisi kuruyor, alt yazılara bile kendisi müdahale ediyor. Aydın Doğan üzerindeki bir davaya bile kendisi müdahil oluyor. Ve bir yandan her şeye müdahil olmak isteyen, diğer yandan da bu süreç içerisinde kan ter içerisinde kalan giderek gülünçleşen bir siyasi figür ile karşı karşıyayız. Bu herhalde Türkiye ’nin istisnalarından birisidir. 
Adalet bakaımla konuşmam çok doğa

Emekli Ağır Ceza Savcısı Mete Göktürk:

Davayla bilgi almasında suç teşkil eden bir şey yok. Ama ondan sonraki konuşmalarının ahlaki tarafı yok. ‘Alevi hâkim’, 2 bin avukat konuları suç teşkil etmese bile en azından siyasi ve ahlaki açıdan pek doğru bir şey değil.

Turgut Kazan (Avukat):

Bu, Türkiye’de yargının bittiğini gösterir. Bir kere bu Başbakan’ın kızdığı medyayı falanca köşe yazarının işten atılması aşamasını geçtiğini, o medyayı öldürmek için gözü kara bir biçimde her şeyi yapmaya karar verdiğini gösterir. Korkunç bir şeydir. Demokrasi ile bağdaşmaz. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti:

Basın özgürlüğünün gerçekleşmediği haber alma kanallarının tıkandığı bir ülkede demokrasiden söz etme olanağı yoktur. Eğer iddialar doğruysa, yargıya, basına yapılan bu tür müdahaleler, Türkiye’nin uluslararası alandaki görünümüne de zarar verecektir. İktidarın bir an önce bu çıkmaz yoldan dönmesini diliyoruz. Söz konusu iddiaların da bir an önce açığa çıkmasını demokratik rejimin işlerliği açısından zorunlu görüyoruz.”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim