• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -8 °C

Hukukçulardan Erdoğan ve Davutoğlu'nun Açıklamalarına Tepki

Hukukçulardan Erdoğan ve Davutoğlu'nun Açıklamalarına Tepki
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu ise tüm bu süreç boyunca doğrudan yargıyı hedef alan ifadeler kullandı. Hukukçulara göre soruşturma ve davaları etkileyen bu açıklamalar suç teşkil ediyor.

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının ardından kanunsuzlukları deşifre eden polislerin başına gelmeyen kalmadı. Çok sayıda polis ihraç edilirken binlercesi sürgüne uğradı. Önemli bir kısmı da çeşitli tarihlerde kurgu operasyonlarla hapse atıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu ise tüm bu süreç boyunca doğrudan yargıyı hedef alan ifadeler kullandı. Hukukçulara göre soruşturma ve davaları etkileyen bu açıklamalar suç  teşkil ediyor.

YARGIYA MESAJ

Dönemin Başbakan’ı Erdoğan, yolsuzluk operasyonunu yürüten savcı için, “Savcı efendi, seninle görülecek hesabımız var” ifadelerini kullandı. Hizmet Hareketi’ne gönül verenleri ‘Haşhaşi’ olarak nitelendiren Erdoğan, gözaltına alınan polisleri kastederek “İnlerine girdik, gireceğiz” sözleriyle gözaltındaki polislerin tutuklanması gerektiği işaretini verdi. “Yaptıkları yanına kâr kalmayacak” diyerek yargıya mesaj verdi.

Hizmet Hareketi’ne yönelik, “Eğitimden hizmetten bahsedenlerin faili meçhul cinayetler işlediğini bile görüyoruz” ifadeleri ise yargıya doğrudan talimat olarak değerlendirildi.

‘BAŞKALARI DA ALINACAK’

14 Aralık operasyonu sonrası “Son operasyonda gözaltına alınan gazeteci de legal görünüm altında illegal bir yapının şekillenmesinde gayreti olanlar arasında. Onun dışındaki üç kişi emniyet görevlileri. Nerede bu gazeteciler. Belki onunla beraber başka alınan da olacaktır, olabilir” dedi. Benzer ifadeler Davutoğlu tarafından da söylendi.

HUKUKÇULAR UYARDI

Hukukçular, medyaya yönelik operasyonun başından beri hukuk ve demokrasiye sahip çıkmak yerine soruşturma ve davaları etkileyen açıklamalarda bulunan Erdoğan ve Davutoğlu’nu uyardı. Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, “İster siyasetçi olsun ister bilim adamı olsun, devam eden dava ve soruşturmalara yönelik hükmü etkileyecek sözlerden kaçınması gerekir. Yargıçları ve kararı etkileyecek sözlerden kaçınması gerekir” dedi.

KADÜK HALE GETİRİLDİ

Devlet Güvenlik Mahkemesi eski Savcısı Mete Göktürk ise soruşturmaları etkileyen açıklamalara sert tepki gösterdi. “Hukuk dışı operasyonu düzenleyenlerin hukuk dışı demeçler vermesi olağandır” diyen Göktürk, “Ne yazık ki, Türkiye’de siyasi otoritenin başında bulunanlar kendi beyanatlarının yargıç ve kararları etkileyeceğini düşünmüyorlar” ifadesini kullandı. Yargıyı etkileme suçunun hapis cezası gerektiren eylemlerin başında geldiğini aktaran Göktürk, “Maalesef bu hüküm kadük hale getirildi. Türkiye’de uygulanmıyor. Yargıyı etkileyecek şekilde Meclis’te soru önergesi bile verilemez. Demokratik ülkelerde yaşanmaması gereken eylemlere şahidiz” diye konuştu.

ANAYASA’YA GÖRE SUÇ

Evrensel Hukukçular Platformu Başkanı Avukat Hasan Basri Aksoy, Erdoğan ve Davutoğlu’nun açıklamalarının Anayasa ve TCK’ya göre suç olduğunun altını çizdi. “Hükümetin amacı psikolojik yönlendirme, manipülasyonla, sonuçları siyasi zeminde karara bağlanmış bir netice elde etmek” dedi. Av. Aksoy şu değerlendirmelerde bulundu: “17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunu halka unutturmak, dikkatleri başka yere çekmek. Tamamen siyasi algı, Anayasa’ya ve TCK’ya göre suç. Siyasi bir erk olarak yargı bağımsızlığını etkileyerek kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdılar”

YARGIYI ETKİLEMEKTİR

Herkes İçin Adalet Platformu Başkanı Avukat Uygar Ergin de görülmekte olan davayla ilgili kişilerin bu şekilde mahkeme ve yargıyı etkileme amaçlı beyanlarının uygun olmadığını anlattı. Ergin, “Mevcut devam eden yargılamayla ilgili beyanda bulunulması yargıyı etkilemektir. Kanuna aykırı şekilde mahkemeye tesirde bulunuluyor” ifadelerini kullandı.

VİCDANLAR TATMİN OLMAZ

Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı Avukat Mehmet Kasap, 14 Aralık soruşturmasında gözaltına alınanların ifadeleri dahi alınmamışken Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından önceden yargılama süreci ile ilgili açıklamalar yapmalarını yargı bağımsızlığının ihlali olduğunu söyledi. Kasap şunları anlattı: "Bu açıklamalar açıkça yargı sürecini etkilemeye yöneliktir. Yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin ihlali niteliğindedir. Bundan sonra mahkemeler tarafından verilecek kararlar, bu açıklamaların gölgesinde kalacak ve vicdanları tatmin etmeyecektir."

Av. Metin FEYZİOĞLU: BASKICILARDAN HESAP SORULUR

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Başkanı Veli Demir’i makamında ziyaret etti.  Ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, “Özgürlük şiddetle bastırılamaz” diyen Feyzioğlu, şunları söyledi: “Özgürlük insanın doğasıdır. Her kim ki özgürlüğü şiddetle bastırmayı düşünsün halkından korkuyordur, özgürlükten korkuyordur. Özgürlük ve halk sonunda daima kazanır. Baskıcılar da her zaman giderler. Bugünler geçer, bugünler geçtiğinde bugün bu eziyetleri yapanlar hatırlanır ve sorumluluk ne ise hukuk çerçevesinde onun hesabı sorulur.”

Ekrem Dumanlı: Türkiye’de basın özgürlüğü, sadece kağıt üzerinde

Ortadoğu ve Arap dünyasının en etkili gazetelerinden Şarkul Avsat, Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ile yaptığı özel röportaja geniş yer verdi. Röportajda “Türkiye’de basın özgürlüğü, sadece kağıt üzerinde” başlığı kullanıldı. Dumanlı’nın  “Savcılığın benim hakkımdaki suçlamaların tek delili: Bir haber ve 2 makale” anonsuyla duyurulan röportajda “Dumanlı, kendisine yönelik suçlamalara ‘saçma’ dedi; Gülen için ise ‘terörist değil, barış ve diyalog insanı’ ifadesini kullandı” cümlelerine yer verildi. Dumanlı’nın şu sözleri dikkat çekti: “Hizmet, kötü gidişatı alkışlasa hiç sorun olmayacaktı. Türkiye’nin bu gidişatı, bölge ve dünya barışına da zarar veriyor.”

Aleviler'den basın özgürlüğü çağrısı

Alevi-Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu ve Alevi Vakıflar Federasyonu medyada artan baskıları kınayan ortak bir açıklamaya imza attı. "Basın ve yayın özgürlüğünü kısıtlayan, baskı ve yönlendirme girişimlerinin arttığını izlemekteyiz" diye başlayan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Ülkemizin, bölgemizin içinde bulunduğu koşullarda, kurumlarımız Alevi davası ve AKP hükümetinin ülkeyi dikta bir rejime götürme, toplumu ayrıştırma, AB çizgisinde koparma politikalarına karşı ve de Türkiye'de demokratik, özgür, laik, kimliklerin özgürleştiği bir toplumsal ortam için güç ve hareket birliğini oluşturma kararını verdi.”

TÜSİAD Başkanı Dinçer: Ortaya çıkmış bir paralel devlet göremiyorum

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Haluk Dinçer, ortaya çıkmış bir paralel devlet göremediğini söyledi. “Paralel devlet varsa bunu ortaya çıkarması gereken MİT’tir, emniyettir” diyen Dinçer, “Ben çıkmış bir şey göremiyorum” dedi.  Dinçer, Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda şunları söyledi: “2009 senesinde çekilen bir diziyle ilgili Samanyolu Medya Grup Başkanı’nın ve Zaman Gazetesi Yayın Yönetmeni’nin gözaltına alınması, sonra birisinin tutuklanmasının paralel devletle nasıl bir ilgisi olduğunu biz anlayabilmiş değiliz” diye konuştu. “TÜSİAD’ın muhatabı cumhurbaşkanı değil başbakandır, hükümettir” ifadesini kullanan Dinçer, “Türkiye’de yolsuzluklar var ve artma eğiliminde. Türkiye’de tarafsız ve bağımsız bir yargı yok. Suçu kesinleşinceye kadar herkes suçsuzdur. Fethullah Gülen de suçsuzdur. Gezi olaylarını 'demokratik hak arayışı' olarak gördük” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim