• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -4 °C

"Hukukta 'Legal Görünümlü İllegal Yapı' Diye Bir Şey Yok"

"Hukukta 'Legal Görünümlü İllegal Yapı' Diye Bir Şey Yok"
‘Legal görünümlü illegal yapı' ifadesine, Türk Ceza Kanunu'nun mimarlarından Prof. İzzet Özgenç sert tepki gösterdi. İzgenç, ‘Legal görünümlü illegal yapı' diye bir ifadenin hukukta yerinin bulunmadığını vurguladı.

Bu ibarenin, iltifat beklentisinde olan ‘âkil' bürokratların yol göstericiliğiyle “egemen” siyasete benimsetildiğini vurgulayan Özgenç, bu uygulamalarla ilgili yol göstericilik misyonunu ‘başarı' ile yerine getiren bürokratların da gerekli iltifata mazhar olduklarını söyledi.

İLK ETAPTA SUÇUN İŞLENMESİ ÖNLENMELİ

Özgenç, idarenin, örgütlenmelerle ilgili gözetim ve denetim faaliyetinde bulunarak, gayrimeşru bir amaç güdüp gütmediklerini, bu amaç doğrultusunda faaliyet icra edip etmediklerini denetlemesinin doğal olduğunu anlattı. Bu örgütlenme bünyesinde gayrimeşru faaliyet icra edilmiş olsa ya da bu faaliyet çerçevesinde suç işlenmiş olsa bile, ilk olarak bu gayrimeşru faaliyetin sonlandırılarak suçun işlenmesini önlemesi gerektiğini vurguladı.  “Ancak bunun mümkün olamaması halinde bir örgütlenmenin hukuki varlığına son verilebilmelidir. Başka bir ifadeyle, bir örgütlenme bünyesindeki gayrimeşru faaliyet icrası ve hatta suç işlenmesi çeşitli idari tedbirlerle önlenebilir ise, bu örgütlenmenin hukuki varlığına son vermemek gerekir.” ifadelerini kullandı.

Taciz, Yıldırma Ve İtibarsızlaştırma Yapılmamalı Bir örgütlenmenin hukuki varlığına ancak mahkeme kararıyla son verilebilmesi gerektiğini belirten İzzet Özgenç, idarece icra edilen gözetim ve denetim faaliyetinin taciz, yıldırma ve itibarsızlaştırma amacıyla kötüye kullanılmaması uyarısında bulundu.

İşte Özgenç'in Twitter'dan yaptığı o açıklama:

Son günlerde bir ibare sıklıkla telaffuz edilmeye başladı: “Legal görünümlü illegal yapılar”. Hemen ifade edeyim ki, bu ibare, iltifat beklentisinde olan "âkil" bürokratların yol göstericiliğiyle “egemen” siyasete benimsetilmiştir. Keza belirtelim ki bu uygulamalarla ilgili yol göstericilik misyonunu “başarı” ile yerine getiren bürokratlar da gerekli iltifata mazhar olmuşlardır. Konumuza geri dönelim: söz konusu ibarenin hukukta yeri bulunmamaktadır. Hukuk, ancak meşru bir amaca yönelik örgütlenmeleri örgütlenme hürriyetinin kapsamında değerlendirmektedir. Meşru bir amaca yönelik olmayan örgütlenmelere ve bu yöndeki faaliyetlere hukuk toplumlarında izin verilmez. İdarenin, tesis edilmiş örgütlenmelerle ilgili gözetim ve denetim faaliyetinde bulunarak, gayrimeşru bir amaç güdüp gütmediklerini ve bu amaç doğrultusunda faaliyet icra edip etmediklerini denetlemesi doğaldır. Bu denetim faaliyetiyle idare, tesis edilmiş olan örgütlenmelerin meşru amaçlar doğrultusunda ve hukuka uygun biçimde faaliyet icrasını sağlayabilir. Bir örgütlenme bünyesinde gayrimeşru faaliyet icra edilmiş olsa ve hatta bu faaliyet çerçevesinde suç işlenmiş olsa bile, başvurulacak ilk çare, bu gayrimeşru faaliyetin sonlandırılmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek olmalıdır. Ancak bunun mümkün olamaması halinde, yani ancak son çare olarak, bir örgütlenmenin hukuki varlığına son verilebilmelidir. Başka bir ifadeyle, bir örgütlenme bünyesindeki gayrimeşru faaliyet icrası ve hatta suç işlenmesi çeşitli idari tedbirlerle önlenebilir ise, bu örgütlenmenin hukuki varlığına son vermemek gerekir. Keza bir örgütlenmenin hukuki varlığına ancak mahkeme kararıyla son verilebilmelidir. Dikkat edilmesi gerekir ki, idarece icra edilen gözetim ve denetim faaliyetinin taciz, yıldırma ve itibarsızlaştırma amacıyla kötüye kullanılmaması gerekir. Bu yöndeki uygulamaların ilgililer bakımından ceza hukuku sorumluluğu gerektirdiği kuşkusuzdur. Önemle vurgulamamız gerekir ki efektif bir denetim faaliyetinin bulunmaması ve hatta denetim faaliyetini icra eden kamu görevlilerinin müsamahası, örgütlenmeler bünyesinde gayrimeşru faaliyette bulunulmasına ve hatta suç işlenmesine zemin oluşturmaktadır. Keza, kamu görevlilerinin bu denetim faaliyetini efektif bir şekilde icra etmemeleri toplum bakımından katlanılamaz düzeyde ağır neticelere sebebiyet verse bile, yaptırımsız bırakılmaktadır. Ülkemiz bakımından sıklıkla karşılaşılan durum budur.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim