• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

"Hükümet Yargıya El Koydu"

"Hükümet Yargıya El Koydu"
Adli Kolluk Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, polisin amirlerine bilgi vermeden soruşturma yapma yetkisi alındı . Bu değişikliğe hukukçuların tepkisi sert oldu.

Son yılların en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirildi. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nca Adli Kolluk Yönetmeliği’nde yapılan ve Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren değişikliğe göre; Emniyet ve Jandarma görevlileri, adli olaylarda amirlerine bilgi vermek zorunda kalacak.

Değişikliğe göre, en üst dereceli kolluk amirinin adli olayları, suç işlenmesini önlemekle, kamu düzen ve güvenini korumakla ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla görevli ve yetkili olan mülki idare amirine bildirmesi gerekiyor.

Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca yürütülecek olan yönetmelik değişikliğine göre, 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adli Kolluk Yönetmeliğinin 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan adli kolluk sorumlusu deyimi “Mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından görevlendirilen adli kolluğun komutanını, amirini veya sorumlusunu ifade eder” şeklinde değiştirildi.

Bakan çocuklarının da alındığı yolsuzluk operasyonuyla ilgili “Üst makamlara bilgi verilmedi” itirazının üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra yönetmeliğin yürürlüğe girmesi kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Konuyla ilgili Taraf’a konuşan uzmanların görüşleri şöyle:

“AK PARTİ BUGÜN KAPKARA OLDU, BOĞAZINA KADAR PİSLİĞE BATTI”

Prof. Dr. Baskın Oran: Menderes’in Demokrat Partisi gibi kendisine yapılan eleştirileri ortadan kaldırmak için bunları yapıyor. Ak Parti bugün kapkara oldu, boğazına kadar pisliğe battı. Bu, sonun başlangıcıdır AKP için. Erdoğan derhal kabinenin istifasını vermeli ve yeni bir kabine kurmalıdır. Kemalist vesayet milletin anasını ağlattı; şimdi bunlar ağlatıyor. Şu anda AKP’yi destekleyen kitlenin AKP’ye oy vermesinin temel sebebi 80 yıllık Kemalist vesayetin geri geleceği korkusu. Bu korkudan kurtulduğu anda AKP’den de kurtulacaktır bu insanlar. Çünkü Türkiye’deki şeriatçı oranı yüzde 8’le yüzde 14 arasıdır. Onun üstü yüzde 50’ye kadar olan üstü benim söylediğim sempati ve korku oylarıdır.

“HÜKÜMET, YARGIYA ‘BU İŞLERİ FAZLA KURCALAMAYIN’ DİYOR”

Avukat Orhan Kemal Cengiz: Bu yönetmelik tamamen adli kolluğun getiriliş amacına aykırı bir şey. Daha önce soruşturmaları polisler yönetiyordu. Ve polisler de bunu tamamen kendi amirlerinin keyfine ve çıkarlarına, kariyer kaygılarına göre yürütüyorlardı. Dolayısıyla, özellikle onları ilgilendiren bir şey olduğunda - işkence gibi, polisin kendi yolsuzluğu gibi- bunun artık soruşturması imkânsız hâle geliyor. Zaten en başta bunları engellemek için adli kolluk getirildi. Yani çok tehlikeli bir şey yapıyorlar. Adli kolluk olması yılların kazanımı. Adli kolluk işkencenin azalmasında ciddi katkılar sağlamıştır. Polisin bir biriminin savcıya bağlanması ve savcıyla o birimin birlikte çalışması, soruşturma bakımından savcının onun amiri olmasıdır. Bunun kaldırılmasının besbelli tek bir amacı var. Hükümet kendisini ve yakın çevresini ilgilendiren bir soruşturma olduğunda bundan hemen haberdar olmak ve önünü kesmek istiyor. Yani bu çok açık. Biliyorsunuz Avrupa Birliği de zamanında bizden böyle bir şeyi talep etmişti. Şimdi böyle bir yönetmeliğin olması bir geri adımdır.

Bu soruşturmanın gün yüzüne çıkmasıyla sadece bu yönetmelik değil bütün atılan adımlar soruşturmanın, olabilecek en küçük hâliyle devam etmesi ve tabii ki başka benzeri soruşturmanın yapılmasının önüne geçilmesidir. Bütün adımlar bu yönde atılıyor ve yargıya çok açık bir mesaj veriliyor. Yargıya; “Bu işleri daha fazla kurcalamayın, yanlış yapmayın” deniyor. Bütün devlet kurumlarının dokunulmazlık zırhına büründürüldüğünü görüyoruz.

UYGULAMA, PİSLİĞE BULAŞMIŞ KUŞKUSU YARATIYOR

İstanbul Eski Baro Başkanı Hukukçu Turgut Kazan: AKP hükümetinin yolsuzluk konusunda duyarlılık göstereceği yerde bunun ortaya çıkarılmasına öfke duyduğu anlaşılıyor. Yolsuzluğu bırakıp, bana bağlı her yeri nasıl şekillendiririm düşüncesi insanda kaygı uyandırıyor. Demek ki siz hem bu yolsuzluğu hem de bundan sonra muhtemel yolsuzluk soruşturmalarını önlemek istiyorsunuz. Bu da sizin aslında önemli ölçüde pisliğe bulaşmış olduğunuz konusunda bir kuşku yaratıyor. Bu uygulama gizlilik konusunda ciddi bir sorun yaratır. Bu uygulamalar siyasal iktidarın soruşturmaya karşı gardını alması, bertaraf etmesi kuşku uyandırıyor. Bu kuşku da şeffaflık içerisinde olması gereken demokraside sorundur. Yargı zaten bağımsız değildi ama bu yargıya daha ağır bir yük ve müdahaleye dönüştü. Dün, Başbakan korkunç bir konuşma yaptı: “Savcı mavcı tanımıyorum dedi”. Yani kim ki benim ölçülerimin dışına çıkarsa ezer geçerim demektir bu. Askerî dönemde ki hukuk ile karşılaştırıldığında ise şu an daha kötü bir dönemdir.

BU SAVCIYI HAREKETSİZ BIRAKMAK ANLAMINA GELİR

Avukat Erdal Doğan: “Değişikliklerin yolsuzluk soruşturması ile gündeme gelen “üstlerinizi neden haberdar etmediniz” tartışmaları ışığında yapıldığı açık. Halbuki uygulamada yapılanın ve bilinenin aksine, savcılar CMK 159,160 ve 161 gereği kimseyi bilgilendirmek zoruna değildir. Yine adli kolluğu gizli tuttuğu soruşturma ile ilgili kimseye bilgi vermemesi konusunda talimat verebilir. Ne adli kolluk ne en üst amirine, ne de savcı başsavcıya bilgi vermekle yükümlüdür. Yetkiler usul yasası belirler. Zaten ülkemizdeki en önemli hukuki sorun uygulanmayan usul hükümleridir.

2004 yılındaki ceza usul yasasında yapılan düzenlemelerle kolluk yapısı içinde bir düzenlenmeye gidildi. Şimdi ise baştan uygulanma yeri bulunmayan bir yönetmelikle, eski hâle yani darbe döneminin ruhu ve esasına göre dönüştürülmek isteniyor. Adli kolluk görevini yapmaya başlayan kolluğu, savcılık emrinden ve soruşturmanın gizliliğinden çıkartarak doğrudan idari kolluğa bağımlı kılmaktadır. Bu aynı zamanda savcıyı da kolluğa bağlamak anlamına gelir ki işte burada savcı bağımsızlığını yitirir. Yürütmenin en üst makamlarını ilgilendirecek bir soruşturmada savcıyı hareketsiz ve teminatsız bırakmak anlamına gelir. Bu da denetime açık parlamenter sistem ve demokratik toplum düzenine açıkça aykırılık oluşturur.”

Bütün deliller yöneticilerce yok edilebilecek, bu hukuken kabul edilemez

Avukat Ömer Kavilli: Burada kutsal yöneticilerimizin dokunulmazlıkları yönetmelikle sağlama alınmaya çalışılmıştır. Oysa suçun işlenmesinde kim katkıda bulunuyorsa faildir. Ya doğrudan suçu işleyendir ya da suç işlemeye niyeti olmayanı azmettirendir. Yani git şunu öldür, şu hırsızlığı yap diyen de aynı şekilde, hukuk tekniğinde sorumludur. Şimdi yöneticilerin kalkıp da idari amirlik görevleri çerçevesinde “Bana haber vereceksiniz” dediğinde; savcının yetki ve sorumluluğundaki böyle bir soruşturma olayından dolayı, eğer idari amirine bilgi verecek olursa, bütün deliller yok edilebilecek ve böylece yönetici konumunda olanlar suç işleme özgürlüğüne kavuşacaklardır. Ve bu yapıldığında da kanuna, tekniğe uygun sayılacaktır. İşte bu hukuken kabul edilemez. Bu, hukuku çiğnemektir. Hukuk düzenini bozmaktır. Yönetmelik kanuna aykırı olamaz. Kanun hazırlık soruşturmasının gizli yapılacağını emrediyor. Soruşturmanın patronu sadece savcılardır. Kolluk görevi yapan polisin idari amiri her ne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü veya İçişleri Bakanlığı ise de adli amiri sadece savcıdır. Ülkemizde yargı bağımsızlığı diye bir kavram yoktur. Rus filozof Mihail Aleksandroviç Bakunin’e göre, “Hukuk, iktidarların fahişesidir.” Hukuk hiçbir dönem ileride değildi. Hukuk hep gerideydi, hep gericiydi. Sadece bu kadar açıkça, pervasızca gericilik yeni yapılan bir aymazlıktır.

“Bu yönetmelik kanuna aykırıdır. Soruşturmanın gizliliği kalkıyor”

Emekli Askerî Hakim Ümit Kardaş: bu yönetmeliğin kanuna aykırı olduğunu söyledi. Kardaş, şunları söyledi: “Yönetmeliğe göre polis bir ihbar aldığında bunu il emniyet müdürüne, il emniyet müdürü de mülki idare amirine, yani valiye bildirecek. Başsavcının soruşturmayı bilecek olması bir anlamda kabul edilebilir bir şey, ama mülki amirler konusu çok sıkıntılı. Soruşturmalarda gizlilik esastır ve bu çok önemli bir konudur. Bu yönetmelik sonrası soruşturmanın gizliliği, emniyet bürokrasisi ve mülki idare amirleri için kalkmış olacak. Böylece, savcının kimler hakkında işlem yaptığını emniyet müdürü, ve kaymakam ile onların amirleri de bilecek. Bu durum, soruşturma gizliliğinin ihlali dava açılmasını engelleyen bir durumdur. Yönetmelik geçen hafta geçerli olsaydı, polis bu soruşturmayı savcıya ve emniyet müdürüne, oradan da soruşturma Hüseyin Çapkın’a bildirecekti. Çapkın da Vali Hüseyin Avni Mutlu’ya, o da Muammer Güler’a bildirecekti. Bu da büyük olasılıkla soruşturmanın akamete uğramasını sağlayacak, savcının soruşturmasını engellenmiş olacaktı.”

KANUNU İHLAL EDİYOR

Yönetmeliğin, kanuna aykırı olduğunu söyleyen Kardaş, “Bu yönetmelik genel bir uygulamayı kapsıyor ve kanunu ihlal ediyor. Hukukta normlar hiyerarşisi diye bir şey var. Yönetmelik kanuna aykırı olmaz. Soruşturmanın gizliliğini kanun sağlar ve bu yönetmelikle kanun ihlal ediliyor. Bu hukuka aykırıdır. Bunun yanı sıra, yönetmelik, savcının tarafsızlığını da gölgeliyor ve savcının emniyet bürokrasi karşısında kendisini kontrol altına almasını sağlıyor. Bu da, savcının müdahaleye açık hâle gelmesi anlamına geliyor” dedi.

Yönetmelikle yürütmenin soruşturmaya etkisi olacağına da değinen Kardaş, şöyle devam etti: “Bu yönetmelikle yürütme mekanizması, savcılık önünde bir etki alanı oluşturuyor. Bir anlamda, siyasi iktidara soruşturmaya müdahale alanı açıyor. Yönetmelikle bürokrasi içerisindeki suçların soruşturulması adeta imkansız hâle getiriliyor. Yeterli delil toplanmasını, tarafsız bir soruşturma yapılmasını engelliyor. Bu da siyasetçilerin, bürokrasin suç işleme ve bunu delillerini ortadan kaldırabilme imkânı sunmuş oluyor. Bu yönetmelikle iktidar aslında, ‘Beni ilgilendiren meselelerde savcının gizliliği beni ilgilendirmez. Ben ne var ne yok bunu bilmeliyim. Savcı benim bakanımı milletvekilimi, valimi hakkında bir soruşturma yapmaya kalkarsa benim bundan haberim olmalı’ diyor. Yani siyasi iktidar soruşturmanın kendisine uzanmasını engellemeye çalışıyor. Savcılar bundan sonra geçtiğimiz hafta olduğu gibi yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını yapmaz veya yapamaz.”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim