• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C

“İç Güvenlik Yasa Tasarısı; Adı Konulmamış Bir Sıkıyönetim”

“İç Güvenlik Yasa Tasarısı; Adı Konulmamış Bir Sıkıyönetim”
Çorum Barosu Başkanı Av. Altan Akpınar, İç Güvenlik Paketi'nin bir daha gündeme getirmemek üzere TBMM'den çekilmesi gerektiğini söyledi.

Çorum Barosu Başkanı Av. Altan Akpınar, İç Güvenlik Paketi ile ilgili düzenlediği basın toplantısında, İç Güvenlik Paketi'nin bir daha gündeme getirmemek üzere TBMM'den çekilmesi gerektiğini söyledi. Maske takan göstericilerin, polisin sıktığı gazdan korunmak için ağzını yüzünü bezle kapattığını söyleyen Av. Akpınar, yeni yasa ile birlikte bu kişilerin terörist suçlamasıyla karşı karşıya kalacağına vurgu yaptı.

Baro Yönetim Kurulu Üyeleri Kenan Kellerbağı, Altay Uçar, Mehmet Altınkeser ve Doğan Öksüz'ün de hazır bulunduğu toplantıda, Barolar Birliği olarak TBMM'de gerçekleştirilen ziyaretler hakkında bilgi veren Av. Akpınar, kendisinin de yer aldığı Barolar Birliği heyetinin  MHP, HDP ve CHP grup başkanvekilleri ile görüşmeler yaptığını açıkladı.

Yasa tasarısını adı konulmamış bir sıkıyönetim olarak ifadelendiren Av. Akpınar, açıklamasında şunları dile getirdi;

"Anılan tasarı yasalaşırsa artık Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda belirtilen; demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olma niteliğini kaybedecektir. Bu tür uygulamalar ancak olağanüstü durumlarda ve sıkıyönetim hallerinde görülmektedir. İç Güvenlik Torba Yasa Teklifi ile Türkiye'de adı konulmamış bir sıkıyönetim ilan edilmektedir. Bu tasarıyı hazırlayan siyasi iktidar ne tür bir olağanüstü dönemden geçtiğimizi ya da nasıl bir sıkıyönetim halinde olduğumuzu açıklamalıdır.

Bu paket ile toplumsal muhalefetin sesinin kısılması, farklı düşünenlerin baskı, şiddet ve yıldırma ile sindirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi yerine, totaliter anlayışın hâkim olduğu, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış olan kişi özgürlüğü ve güvenliğinin ortadan kaldırılması hedeflenmiştir.

Kısaca bu tasarı ile getirilen düzenlemelerden bahsetmek istiyorum.

Bu tasarı ile; Adli soruşturmada yetki Cumhuriyet Savcısı'nda iken, gözaltına alma kararında yetkinin Cumhuriyet Savcısı'ndan alınarak kolluğa verilmesi, bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda kolluğun 48 saat gözaltı uygulaması yapması kişi hürriyeti ve güvenliği, adil yargılanma hakkı bakımından önemli sorunların yaşanmasına neden olacaktır. Yargı yetkisi savcıların elinden alınmakta mülki amirlere verilmektedir. Bir gösteri yürüyüşüne katılarak slogan atan veya zafer işareti yapan kişi; hâkim güvencesi bir yana savcıya haber bile verilmeden 48 saate kadar kolluk amirinin emriyle gözaltında tutulabilecektir. Bu süre içinde kişi başta gözaltı kararına itiraz, yakınlarına haber verilme, avukatıyla görüşme ve diğer birçok kanuni ve hukuksal güvenceden yoksun kalacaktır.

Mülki idare amirlerine, vali ve kaymakamlara "suçun aydınlatılması ve suç faillerinin bulunması için gereken acele tedbirlerin alınması" şeklinde verilen yetkiler, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkesi ile Anayasa'nın 9. maddesinde düzenlenen yargı yetkisine açıkça aykırılık oluşturmuştur. Kişilerin üst, eşya ve araçlarının aranmasına dair tedbirlerin uygulanması yargıç kararı olmaksızın, kolluğun keyfiyetine bırakılması son derece tehlikeli bir düzenlemedir. Aynı husus; koruma altına alma ve yakalama gibi tedbirler için de geçerlidir. Artık gözünün üzerinde kaşın var gibi bir bahaneyle üzeriniz ya da aracınız aranabilecektir. Yargı kararı olmadan, telefon dinlemelerin ve üst aramaların önü açılarak, anayasal bir hak olan  özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğü keyfi bir şekilde ihlal edilebilecektir. Yine iletişim araçlarının dinlenmesi gibi kişisel özgürlüklere ilişkin bu kadar  yaşamsal  bir  kararı  suçun   işlendiği  yer  hâkimi  değil,  Ankara  Ağır  Ceza Mahkemesi hâkimi verecektir.

Polisin keyfi şekilde sıktığı, öldürücü etkileri olabilen biber gazından canını korumak için ağzını yüzünü bezle örten kişilerin terör örgütü üyeliği ile suçlanması muhtemel hale getirilmektedir.

Polisimize ve askerimize; tuğlayla, molotof kokteyliyle, taşla, sopayla saldırılmasını asla kabul etmeyiz. Ancak mevcut kanunlar, zaten bu sayılanların silah olarak değerlendirilmesine izin vermekte ve meşru müdafaa durumunda orantılı güç kullanılması yetkisini tanımaktadır. Dolayısıyla "molotof kokteylini ve sair bazı araçları silah haline getiriyoruz" açıklamaları gerçeği perdelemeyi amaçlamaktadır. Çarpıcı gerçek, yürütme organına yargı yetkisi verilmekte ve böylece temel hak ve hürriyetlerin kullanılamaz hale getirilmekte olduğudur.

"İç Güvenlik Paketi" adı altındaki torba yasa teklifinin yasal aşmaması, TBMM gündeminden derhal geri çekilmesi ve siyasi iktidarın bu hukuk tanımazlığına bir son verilmesi gerekmektedir.  Avukatlık Yasasının 76. ve 95. maddeleri; Çorum Barosu olarak bu açıklamayı yapmamızı zorunlu kılmaktadır."

KAYNAK: Çorum Hakimiyetnet

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim