• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

"İç Güvenlik Yasa Tasarısı Hukuksuz Uygulamalara Meşruiyet Kazandırma Çabasıdır"

"İç Güvenlik Yasa Tasarısı Hukuksuz Uygulamalara Meşruiyet Kazandırma Çabasıdır"
Gaziantep Barosu İnsan Hakları Komisyonu , toplumsal olaylarda polisin yetkisini arttıracak olan ‘ İç Güvenlik Paketi’ ile ilgili basın açıklaması yaptı.

Gaziantep Barosu İnsan Hakları Komisyonu, toplumsal olaylarda polisin yetkisini arttıran ‘İç Güvenlik Paketi’ ile ilgili açıklama yaptı.

Gaziantep Merkez Baro konferans salonunda düzenlenen açıklamaya; Gaziantep Barosu İnsan Hakları Komisyonu Koordinatörü Bülent Duran, avukatlar ve basın mensupları katıldı.

Basın toplantısında konuşan Bülent Duran, "Basın açıklamamızın amacı; ne tasarının içeriği ne de yasalaşmaması halinde bir kazanç elde etmiş olacağımıza ilişkin inançtır. Herkesin gözü önünde teknik hukuksal bir mühendislik işi ve hukuk terminolojisinin aldatıcı tahakküm diline hapsedilmiş bir mevzu olarak gözden kaçırılan durum aslında gayet açıktır’’ dedi.

İşte o açıklama;

"Meclis Görüşmeleri 10 Şubat 2015’e ertelenen “İç Güvenlik Paketi” tasarısının, getireceği mevzuat değişiklikleri ile var olan baskı ve zor rejimini pekiştirmeye ve kamu otoritesinin bilinçli hukuksuzluğunun aralıksız yinelenmesine katkı sunmak amacına hizmet ettiği tarafımızca gözlemlenmiştir. Bu yönüyle, kamuoyunda iç güvenlik paketi olarak anılan tasarı bu adlandırmanın aksine bir güvensizlik uyandırmaktadır.

Demokrasi ve hukuk sözcüklerinin gittikçe anlamsızlaştığı ve içinin boşaltılarak işlevsizleştirildiği, evrensel hukukta kabul edilen hak arama eylemlerinin ve taleplerinin yasa dışı kabul edilerek mahkum edildiği  baskı ve zor rejimi uygulamaları söz konusu olduğu ülkemizde tasarının yasalaşmasıyla daha da açıktan kendini halka dayatarak benim tanıdığım kadar hakkın ve özgürlüğün var denilmek istenmektedir.

Herkesin gözü önünde teknik hukuksal bir mühendislik işi ve hukuk terminolojisinin aldatıcı tahakküm diline hapsedilmiş bir mevzu olarak gözden kaçırılan durum aslında gayet açıktır. Devamlılık arz eden bir şey varsa ülkemizdeki devlet rejiminin baskıcı durumunun bu iç güvenlik paketi ile getirilmek istenen; toplantı ve gösterilere ilişkin düzenlemede polisin boyalı su kullanması ve bundan korunmak isteyenin ağır bir şekilde cezalandırılması, Valilerin ve kaymakamların idari anlamda verdiği kararların adeta yargısal nitelik taşıması ve bunlara uymayanlara ceza verilebilecek olunması,  polisin yargı denetimi olmadan telefon dinle hakkının tanınması, kolluğa yakalama ve gözaltı hakının tanınması, arama yetkisinin genişletilmesi ve silah kullanma yetkisinin objektif kriterlere bağlı kalınmaksızın artırılmasına yönelik bu tasarı demokratik ve hukuksal duruma bağlı olarak insan temel hak ve özgürlüklerinin daha da gerilemesisinin yasa taslağıdır. Bu değişiklikler zaten hukuk devleti olarak nitelendirmenin zor olduğu sistemin polis devletine geçişinin ve kolluk tarafından işlenen suçların yasal güvencelerinin  somut adımları olduğu kanaatindeyiz.

Basın açıklamamızın amacı ne tasarının içeriği ne de yasalaşmaması halinde bir kazanç elde etmiş olacağımıza ilişkin inançtır. Zaten hali hazırdaki mevcut mevzuat ve uygulamalara baktığımızda bile gezi eylemlerinde polis kurşunu ile ölen gençler ile Cizre’de son bir ayda beşi çocuk toplam yedi kişi orantısız devlet şiddeti ile hayatını kaybettiğidir. Konuya ilişkin olarak Başbakan ve İçişleri bakanı önce Cizre’de ki olaylarda polisin silah kullanmadığından bahsetmiş ise de 12 yaşındaki Nihat KAZANHAN’ın polis tarafından öldürülmesine ilişkin ortaya çıkan görüntüler sonrası olayın faili olan iki polis tutuklanmak zorunda kalınmıştır. Bu en yakın zamanda henüz meclisteki tasarı yasalaşmadığı şu günlerde gerçekleşen somut bir örnektir. Mevcut mevzuat insan hakları konusunda sıkıntılar yaratırken, kamuoyunda yargıya güven sarsılmış durumda iken böyle bir tasarının geçmemesi kazanç olmayacaktır. Zira bu tasarı sadece yukarıda örneğini verdiğimiz hukuksuz uygulamalara meşruiyet kazandırma çabasıdır.

Hal böyle iken zaten baskıcı olan rejimin ha bir fazla ha bir eksik diyerek yapacağı değişikliği tek başına anti demokratiklikle suçlamak gülünç olacaktır. Çünkü asıl olan şudur ki tarihsel bir bütünlük içinde Türkiye’de hukuksuzluk her dönemde devamlılık arz etmesi ve biz hukukçularında buna şahit olmasıdır.

Avukatlar olarak biliyoruz; dün nasıl olagan üstü ve anti demokratik mahkemeler olan DGM’ler, ÖYM’lerdeki yargılamalarda insan hakları ihlalini doğuran soruşturmalar yürütülüp fezlekeler düzenlenerek kararlara dönüştürülmüş ise bu gün bu İç Güvenlik Paketi ile de Kolluk ve idare soruşturmanın amir olarak bütünüyle yargılamaya müdahale edeceği kanaetindeyiz. Bu nedenle bizler anti demokratik olarak İnsan Temel  hak ve özgürlükleri ihlalini içeren,  adil yargılanma hakkına ve savunma hakkına yönelik bu düzenlemelere karşı Gaziantep Barosu Başkanlığı ve İnsan Hakları Komisyonu olarak karşı olduğumuzu ve bu düzenleme ile oluşacak mağduriyetlerde müdahil olacağımızı siz sayın kamu oyu ile paylaşmaktayız.

Bu nedenlerle avukatlık hak arama özgürlüğünün mücadelesi olduğundan Hak verilmez alınır düsturundan hareketle Gaziantep İnsan Hakları Komisyonu olarak; her türlü temel hak ve özgürlük için tüm hukuksal ve meşru savunma yöntemleri ile mücadele edeceğimizi ve bu uygulamanın mağdurlarının yanında olacağımızı kamu oyuna duyurmaktayız." 

Yapılan basın açıklamasının ardından toplantı sona erdi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim