• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C

İdari Yargılamada "İstinaf Yargılaması" Dönemi

İdari Yargılamada "İstinaf Yargılaması" Dönemi
Kamuoyunda "yeni yargı paketi" olarak bilinen TCK ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı. Yapılan değişikliklerle, bölge idare mahkemelerinin oluşumunu yeniden düzenliyor.

Getirilen değişiklikler ise şöyle:
 
•İstinaf Kanun Yolu 

Mevcut uygulamada bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin kanunla belirlenen bazı kararlarına karşı yapılan “itiraz” başvurularını “kesin” olarak karara bağlamaktadırlar. Yeniden yapılandırılacak bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı yapılan “istinaf” başvurularını inceleyerek karara bağlayacaktır.
 
•Bölge İdare Mahkemelerinin Sayısı

Mevcut uygulamada, 25 ilde bölge idare mahkemesi bulunmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, istinaf incelemesi yapacak olan bölge idare mahkemelerinin sayısı azaltılacak ve ihtiyaca göre belirlenecek sayıda bölge idare mahkemesi kurulacaktır.
 
•Bölge İdare Mahkemelerinin Teşkilat Yapısı ve Çalışma Usulü

Mevcut uygulamada bölge idare mahkemeleri bir başkan ve yeteri kadar üyeden oluşmaktadır. Yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemeleri “daireler”den oluşacaktır. İstinaf incelemesi yapacak bölge idare mahkemelerinde en az bir idare ve bir vergi dairesi bulunacaktır. Daireler, bir başkan ve iki üye ile toplanıp oy çokluğuyla karar verecektir.
 
Bölge idare mahkemelerine gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daire sayısı artırılarak, bu daireler arasında ihtisaslaşma sağlanması amaçlanmaktadır. Bölge idare mahkemeleri; başkanlık, başkanlar kurulu, daireler, adalet komisyonu ve müdürlükler şeklinde teşkilatlanacaktır.
       
•İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kararları Aleyhine Gidilebilecek Kanun Yolları

İdare ve vergi mahkemelerinin 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde sayılan konularda verdikleri kararlar kesin olacaktır. İdare ve vergi mahkemelerinin diğer tüm kararlarına karşı yeni getirilen bölge idare mahkemeleri nezdinde “istinaf yolu”na gidilmesi mümkündür. Yapılan düzenlemeyle, “itiraz yolu” kaldırılmaktadır.
 
İstinaf incelemesi sonucu verilecek kararlardan sadece 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde sayılanlar hakkında “temyiz yoluna” başvurulabilecektir. İdare ve vergi mahkemelerinin kesin olanlar dışındaki diğer tüm kararlarına karşı bölge idare mahkemeleri nezdinde “istinaf yolu”na başvurulabilecektir.
 
•İçtihat Birliği

Benzer olaylarda, bölge idare mahkemelerince verilen kararlar arasında aykırılık ve çelişki bulunması halinde, her bölge idare mahkemesi nezdinde bulunan başkanlar kurulu, kendi görüşünü de belirterek bu durumu Danıştay Başkanlığına iletecektir. Davanın tarafları ve ilgili bölge idare mahkemesi daireleri, bu konuda başkanlar kurulundan talepte bulunabilecektir. Danıştay, kararlar arasındaki aykırılık ve çelişkileri giderecektir.
 
“İstinaf” Kanun Yolu “İtiraz”dan Farklı mıdır?
 

Ülkemizde uygulanan sistemde Danıştay’ın yaptığı inceleme “temyiz” değil, “genişletilmiş temyiz” dir. Zira dar anlamda temyizde sadece hukukilik denetimi yapılmaktadır. Hukukilik denetimi, kararın hukuki olarak verilip verilmediğinin denetimidir.
 
Genişletilmiş temyizde ise hukukilik denetimi ile sınırlı da olsa olay yönünden inceleme yapılmaktadır. Danıştay önüne gelen davalarda hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı denetiminin yanı sıra somut olayı belli noktalarda tekrar değerlendirip karar vermektedir. Bu durum esasen temyiz işlevinin ötesinde bir uygulamadır.
 
Mevcut sistemde bölge idare mahkemelerine “itiraz” başvurusu yapılabilmektedir. İtiraz incelemesinde de temyizde olduğu gibi işin esasına girilmekte ve karar verilmektedir. Burada yapılan incelemenin temyizden tek farkı, temyiz merciinin kendisine gelen kararı, bozması durumunda ilk derece mahkemesine göndermesi, idare mahkemesinde ise bozulan kararın mahkemenin kendisi tarafından yeniden karara bağlanmasıdır.
 
İstinaf yargılamasında ise hem hukukilik denetimi hem olay yönünden denetim söz konusudur. Bu durumda Bölge İdare Mahkemeleri ilk derece yargı yerlerinin(idare ve vergi mahkemeleri) verdiği kararları hem hukukilik yönünden inceleyecek, hem de esasa girip olayı en baştan çözümleyebilecektir.
 
Bu durumda mevcut uygulamada kullanılan “itiraz” olan kanun yolu, içeriğinde önemli bir değişiklik yapılmadan “istinaf” kanun yoluna çevrilmiştir. Esas bakımından bu iki olağan kanun yolu arasında fark bulunmamaktadır. Burada amaç iki dereceli adli yargılamanın üç dereceli hale getirilmesi durumunda sistemler arası uyumun sağlanması ve istinafın ikinci derece yargılamanın yolu olmasıdır.
 
Danıştay’ın İş Yükü Azalacak mı? 
 

Yapılan değişiklikle bölge idare mahkemelerinin sadece 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde sayılan konularda verdikleri kararlar aleyhine Danıştay’a gidilebileceğinden bu kapsamda Danıştay’a gelecek olan iş yükünün azalması beklenmektedir. Ancak hâlihazırda Danıştay dairelerinde 2012’ye ait işlerin bitip 2013 yılına ait işlere geçildiği düşünüldüğünde iş yükü yoğunluğundan bahsedilemez. Danıştay’ın iş yükünün bir kısmının bu mahkemelere aktarılması uzun vadede yarar sağlamayacaktır.
 
İstinaf yargılamasından geçmiş kararların Danıştay’a taşınması için de belli bazı şartların sağlanması gerekecektir. Bu da yeni bir düzenleme ihtiyacı doğurmaktadır. Ayrıca istinafın karakteristik yargılama özellikleri temyizle farklılık göstermekte; bu durum istinafın olduğu bir sistemde temyizin varlığını gereksiz kılmamaktadır.
  
Ayşe Nur Dil / Ankara Strateji Enstitüsü

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim